Siyasette bazen yaşananlar, söylenenlerden daha fazla anlam taşır.
Partilerde kriz dönemleri, yalnızca siyasi dengeleri değil; insanların partiye, örgüte, geçmişte verilen mücadeleye ve birlikte yürüdükleri arkadaşlarına bağlılığını da ortaya çıkarır.
CHP’de verilen Mutlak Butlan kararının ardından taşlar yerinden oynamış, parti içerisinde önemli gelişmeler yaşanmış ve başta Özgür Özel olmak üzere bazı isimlerin istifaları gündeme gelmişti. Bu istifaların ardından CHP içerisinden “Yeni Parti” doğmuştu.
Yeni Parti’nin kurulmasıyla birlikte parti örgütlerinde de önemli değişimler yaşandı. Çok sayıda il ve ilçe yöneticisi görevinden ayrıldı veya görevden alındı. Boşalan örgütlere yapılan atamalar sonrasında ortaya çıkan görüntüler, CHP örgütlerinde ciddi bir sarsıntıya neden oldu.
Kuşadası’nda ise tablo daha da karmaşıktı.
İlçe örgütünde yaşanan değişikliklerin yanı sıra, Mart ayında Ömer Günel’in tutuklanması nedeniyle başlayan kaotik süreç, Mutlak Butlan kararı sonrasında yaşanan gelişmelerle birlikte daha da derinleşti.
Tam da böyle bir ortamda, Ağustos ayının başında CHP’den gerçekleşen toplu istifalar ve Yeni Parti’ye geçişler sonrasında Kuşadası Belediye Meclisi’nde dört isim CHP’de kalma kararı aldı: Efe Berberoğlu, Zeynep Hanbay, Ali Aydın ve Müveddet Eda Yurtcan.
Bu kararın siyasi açıdan önemli bir anlamı var. Çünkü siyaset sadece makamların, koltukların ve seçim hesaplarının toplamı değildir. Siyaset aynı zamanda aidiyettir, emektir, örgüt kültürüdür ve zor zamanlarda verilen kararlardır.
İki dönemdir Kuşadası Belediye Meclis Üyesi olan Efe Berberoğlu, yaptığı açıklamada yıllardır içerisinde mücadele ettiği CHP örgütüne sahip çıkmak istediğini ve bu nedenle CHP’den istifa ederek başka bir partiye geçmeyeceğini ifade etmişti.
Bu söz, üzerinde durulması gereken bir siyasi tavırdır. Çünkü, “Örgüte sahip çıkmak” yalnızca mevcut yöneticileri desteklemek anlamına gelmez. Örgüte sahip çıkmak; yıllarca sahada çalışan insanların emeğine sahip çıkmaktır. Örgüte sahip çıkmak, partinin kurumsal kimliğini korumaktır.
Daha da önemlisi, siyasetin yalnızca kişiler üzerinden yürütülmesine itiraz etmektir. Çünkü siyasette kişiler gelir ve geçer. Yöneticiler değişir. Belediye başkanları değişir. İl ve ilçe başkanları değişir. Ancak siyasi örgüt ve onun taşıdığı gelenek devam eder.
Bu nedenle Efe Berberoğlu’nun tavrı, yalnızca “CHP’de kalmak” şeklinde okunmamalıdır.
Bu tavır aynı zamanda: “Ben kişilerin değil, kurumun ve siyasi geleneğin yanındayım” mesajıdır. Bir duruş ve karakter gösterisidir.
Demokratik bir siyasi partide örgüt, yöneticilerin talimatlarını uygulayan mekanik bir yapı değildir. Örgütün üyeleri, delegeleri ve seçilmiş organları vardır. Dolayısıyla örgütün iradesi, parti demokrasisinin temel unsurlarından biridir.
Bu nedenle örgüte sahip çıkmak; gerektiğinde yöneticiyi eleştirmekten vazgeçmek değil, örgütün hukukuna, emeğine, iradesine ve geleceğine sahip çıkmaktır.
Asıl mesele de burada başlıyor. Siyasette herkes işler yolundayken yanında olabilir. Asıl siyasi karakter, işler zorlaştığında ortaya çıkar. Kriz dönemleri, insanların nerede durduğunu gösterir. Kimin makamın yanında, kimin kurumun yanında olduğunu. Kimin konjonktüre göre pozisyon aldığını, kimin ise geçmişte birlikte yürüdüğü örgüt arkadaşlarının yanında kalmayı tercih ettiğini.
İşte bu nedenle Kuşadası’nda CHP’de kalma kararı alan dört belediye meclis üyesinin tavrı, yalnızca bir parti tercihi olarak değerlendirilmemelidir. Bu aynı zamanda siyasi aidiyetin ve örgüt kültürünün bir göstergesidir.
Kuşadası’nda siyasi konjonktüre göre taraf değiştirmek yerine örgütüyle birlikte hareket etmeyi tercih eden Efe Berberoğlu, Zeynep Hanbay, Ali Aydın ve Müveddet Eda Yurtcan’ın aldıkları karar, siyasetin yalnızca bugünü değil, yarını da düşünmek olduğunu gösteriyor.
Çünkü siyaset, sadece kazandığınız günlerde birlikte yürümek değildir. Bazen siyaset, herkes başka yöne giderken nerede durduğunuzu bilmektir. En önemlisi ise örgüte sahip çıkmak, tam da böyle zamanlarda anlam kazanır.
“Şöhret bir andır; karakter ise bir ömür.” (John Wooden)



