Rıdvan Eşin
Ünüllar Hidrolik
Caddebostan
Hüseyin Asar
Köşe Yazarı
Hüseyin Asar
 

ÜYE LİSTESİ NEDEN GİZLENİR?

Bir siyasi partide il veya ilçe başkanlığı seçimleri yaklaşırken, başkan adaylarının önüne çıkarılan en önemli meselelerden biri üye listelerinin adaylara verilmemesidir. İlk bakışta teknik ve hukuki bir mesele gibi görünen bu durumun, aslında hem hukuki hem de son derece önemli siyasi sonuçları vardır. Çünkü mesele yalnızca bir listenin paylaşılması değildir. Mesele, parti içi demokrasinin ne kadar işletildiği, adaylar arasında eşitliğin sağlanıp sağlanmadığı ve seçim yarışının gerçekten adil koşullarda yapılıp yapılmadığıdır. Üye listelerinin paylaşılmamasında en sık başvurulan gerekçe, kişisel verilerin korunması, yani KVKK’dır. Elbette üyelerin telefon numaraları, açık adresleri ve benzeri kişisel bilgilerinin gelişigüzel paylaşılması doğru değildir. Kişisel verilerin korunması hem hukuki hem de etik bir zorunluluktur. Ancak burada bilinçli ya da bilinçsiz şekilde birbirine karıştırılan çok önemli bir ayrım vardır. Telefon numaralarını ve adresleri korumak başka şeydir; parti içi seçimlerde oy kullanacak üyelerin veya delegelerin kim olduğunu gizlemek bambaşka bir şeydir. Bir aday, kimin oy kullanacağını bilmiyorsa nasıl demokratik bir yarış yürütecektir? Parti tüzüğü ve seçim kuralları çerçevesinde, seçmen niteliğine sahip üyelerin veya delegelerin kim olduğunun adaylar tarafından bilinmesi, demokratik yarışın doğal bir gereğidir. Kişisel veriler korunabilir; ancak demokrasi gerekçe üretilerek karanlıkta bırakılamaz. Her siyasi partinin bir tüzüğü, yönetmeliği ve seçim kuralları vardır. Bu düzenlemelerde üye listelerinin; kimlere verileceği, ne zaman açıklanacağı, nerede askıya çıkarılacağı, itirazların nasıl yapılacağı belirlenmiş olabilir. Eğer parti tüzüğü, adaylara ya da belirli şartları yerine getiren aday adaylarına bu listelere ulaşma hakkı tanıyorsa, il veya ilçe yönetiminin bu hakkı keyfi biçimde engellemesi kabul edilemez. Çünkü siyasi partiler, birkaç kişinin kişisel tasarrufuyla yönetilecek özel şirketler değildir. Siyasi partiler, demokrasinin vazgeçilmez kurumlarıdır. Demokrasinin olduğu yerde kurallar kişilere göre değil, herkes için eşit şekilde uygulanır. Üye listesine ulaşabilen mevcut yönetim veya yönetimin desteklediği aday, üyelerle iletişim kurabilir, onları ziyaret edebilir, arayabilir ve seçim çalışmasını rahatlıkla sürdürebilir. Peki ya diğer adaylar? Eğer diğer adayların üyelerin kim olduğunu öğrenmesi engelleniyorsa, burada artık eşit şartlarda yürütülen bir yarıştan söz etmek mümkün müdür? İşte tam da burada sorulması gereken soru şudur: Üye listesi herkese verilmiyorsa, mevcut yönetime yakın olanlar üyelerin bilgilerine nasıl ulaşıyor? Bir taraf örgütün bütün olanaklarını kullanırken, diğer taraf üyelerine ulaşmak için kapı kapı bilgi toplamaya çalışıyorsa, ortada eşit bir yarış yoktur. Bir taraf sahaya avantajlı çıkarken, diğer tarafın eli kolu bağlanıyorsa, bunun adına demokratik rekabet denilemez. Üye listesinin verilmemesinin ardında daha açık bir siyasi hesap bulunabilir. Diğer adayların; üyelere ulaşmasını, destek toplamasını, imza toplamasını, delegelerle iletişim kurmasını zorlaştırmak asıl amaç olarak ortaya çıkmaktadır. Çünkü üyeye ulaşamayan aday örgütlenemez. Örgütlenemeyen aday güçlenemez. Güçlenemeyen aday ise mevcut yönetime karşı gerçek bir alternatif oluşturamaz. İşte tam da bu nedenle üye listeleri meselesi, basit bir idari işlem olarak görülemez. Bu mesele, doğrudan doğruya parti içi demokrasinin kalitesiyle ve varlığıyla ilgilidir. Muhalefetin önünü keserek yapılan bir seçim, sandık kurulmuş olsa bile demokratik bir yarış anlamına gelmez. Demokrasi Eşit Şartlarda Yarışmayı Gerektirir. Bir siyasi partide il veya ilçe başkanlığına aday olmak isteyenlere, parti tüzüğü ve seçim yönetmeliğinin izin verdiği ölçüde gerekli bilgiler sağlanmalıdır. Elbette kişisel veriler korunmalıdır. Telefon numaraları, açık adresler ve özel bilgiler paylaşılmayabilir. Ancak oy kullanacak üyelerin veya delegelerin kim olduğu konusunda şeffaflık sağlanmalıdır. Çünkü siyasi rekabetin olduğu yerde, adaylardan birinin diğerinden daha fazla bilgiye sahip olması başlı başına bir avantajdır. Demokrasi sadece sandık kurmak değildir. Demokrasi, o sandığa giden sürecin de adil, şeffaf ve eşit olmasıdır. Unutulmamalıdır ki, eşit şartlarda yapılmayan bir yarışın kazananı olabilir; ancak o yarışın gerçek anlamda demokratik olduğundan söz etmek zordur. Çünkü demokrasinin en büyük güvencesi gizlilik değil, şeffaflıktır. “Dostlarına ihanet etmek, yurttaşlarını öldürmek, sözünü tutmamak erdem olarak adlandırılamaz; bunlarla iktidar kazanılabilir ama şan kazanılamaz.” (Machiavelli)
Ekleme Tarihi: 09 Eylül 2026 -Çarşamba

ÜYE LİSTESİ NEDEN GİZLENİR?

Bir siyasi partide il veya ilçe başkanlığı seçimleri yaklaşırken, başkan adaylarının önüne çıkarılan en önemli meselelerden biri üye listelerinin adaylara verilmemesidir.

İlk bakışta teknik ve hukuki bir mesele gibi görünen bu durumun, aslında hem hukuki hem de son derece önemli siyasi sonuçları vardır. Çünkü mesele yalnızca bir listenin paylaşılması değildir. Mesele, parti içi demokrasinin ne kadar işletildiği, adaylar arasında eşitliğin sağlanıp sağlanmadığı ve seçim yarışının gerçekten adil koşullarda yapılıp yapılmadığıdır.

Üye listelerinin paylaşılmamasında en sık başvurulan gerekçe, kişisel verilerin korunması, yani KVKK’dır. Elbette üyelerin telefon numaraları, açık adresleri ve benzeri kişisel bilgilerinin gelişigüzel paylaşılması doğru değildir. Kişisel verilerin korunması hem hukuki hem de etik bir zorunluluktur. Ancak burada bilinçli ya da bilinçsiz şekilde birbirine karıştırılan çok önemli bir ayrım vardır.

Telefon numaralarını ve adresleri korumak başka şeydir; parti içi seçimlerde oy kullanacak üyelerin veya delegelerin kim olduğunu gizlemek bambaşka bir şeydir.

Bir aday, kimin oy kullanacağını bilmiyorsa nasıl demokratik bir yarış yürütecektir?

Parti tüzüğü ve seçim kuralları çerçevesinde, seçmen niteliğine sahip üyelerin veya delegelerin kim olduğunun adaylar tarafından bilinmesi, demokratik yarışın doğal bir gereğidir. Kişisel veriler korunabilir; ancak demokrasi gerekçe üretilerek karanlıkta bırakılamaz.

Her siyasi partinin bir tüzüğü, yönetmeliği ve seçim kuralları vardır. Bu düzenlemelerde üye listelerinin; kimlere verileceği, ne zaman açıklanacağı, nerede askıya çıkarılacağı, itirazların nasıl yapılacağı belirlenmiş olabilir.

Eğer parti tüzüğü, adaylara ya da belirli şartları yerine getiren aday adaylarına bu listelere ulaşma hakkı tanıyorsa, il veya ilçe yönetiminin bu hakkı keyfi biçimde engellemesi kabul edilemez. Çünkü siyasi partiler, birkaç kişinin kişisel tasarrufuyla yönetilecek özel şirketler değildir.

Siyasi partiler, demokrasinin vazgeçilmez kurumlarıdır. Demokrasinin olduğu yerde kurallar kişilere göre değil, herkes için eşit şekilde uygulanır.

Üye listesine ulaşabilen mevcut yönetim veya yönetimin desteklediği aday, üyelerle iletişim kurabilir, onları ziyaret edebilir, arayabilir ve seçim çalışmasını rahatlıkla sürdürebilir. Peki ya diğer adaylar?

Eğer diğer adayların üyelerin kim olduğunu öğrenmesi engelleniyorsa, burada artık eşit şartlarda yürütülen bir yarıştan söz etmek mümkün müdür?

İşte tam da burada sorulması gereken soru şudur:

Üye listesi herkese verilmiyorsa, mevcut yönetime yakın olanlar üyelerin bilgilerine nasıl ulaşıyor?

Bir taraf örgütün bütün olanaklarını kullanırken, diğer taraf üyelerine ulaşmak için kapı kapı bilgi toplamaya çalışıyorsa, ortada eşit bir yarış yoktur. Bir taraf sahaya avantajlı çıkarken, diğer tarafın eli kolu bağlanıyorsa, bunun adına demokratik rekabet denilemez.

Üye listesinin verilmemesinin ardında daha açık bir siyasi hesap bulunabilir. Diğer adayların; üyelere ulaşmasını, destek toplamasını, imza toplamasını, delegelerle iletişim kurmasını zorlaştırmak asıl amaç olarak ortaya çıkmaktadır.

Çünkü üyeye ulaşamayan aday örgütlenemez. Örgütlenemeyen aday güçlenemez. Güçlenemeyen aday ise mevcut yönetime karşı gerçek bir alternatif oluşturamaz.

İşte tam da bu nedenle üye listeleri meselesi, basit bir idari işlem olarak görülemez. Bu mesele, doğrudan doğruya parti içi demokrasinin kalitesiyle ve varlığıyla ilgilidir.

Muhalefetin önünü keserek yapılan bir seçim, sandık kurulmuş olsa bile demokratik bir yarış anlamına gelmez. Demokrasi Eşit Şartlarda Yarışmayı Gerektirir.

Bir siyasi partide il veya ilçe başkanlığına aday olmak isteyenlere, parti tüzüğü ve seçim yönetmeliğinin izin verdiği ölçüde gerekli bilgiler sağlanmalıdır. Elbette kişisel veriler korunmalıdır. Telefon numaraları, açık adresler ve özel bilgiler paylaşılmayabilir. Ancak oy kullanacak üyelerin veya delegelerin kim olduğu konusunda şeffaflık sağlanmalıdır.

Çünkü siyasi rekabetin olduğu yerde, adaylardan birinin diğerinden daha fazla bilgiye sahip olması başlı başına bir avantajdır.

Demokrasi sadece sandık kurmak değildir. Demokrasi, o sandığa giden sürecin de adil, şeffaf ve eşit olmasıdır.

Unutulmamalıdır ki, eşit şartlarda yapılmayan bir yarışın kazananı olabilir; ancak o yarışın gerçek anlamda demokratik olduğundan söz etmek zordur. Çünkü demokrasinin en büyük güvencesi gizlilik değil, şeffaflıktır.

“Dostlarına ihanet etmek, yurttaşlarını öldürmek, sözünü tutmamak erdem olarak adlandırılamaz; bunlarla iktidar kazanılabilir ama şan kazanılamaz.” (Machiavelli)

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
Yeni Slow Radyo