Orta çağda başlayıp 16. Yüzyıla kadar devam etmiş, ağır cezalar içeren “Din Kanunları” olarak bilinir.
Dinî öğretilere aykırı görülen inanç ve uygulamaları soruşturmak ve yargılamak amacıyla kurulmuş mahkemeler sistemidir.
Katolik Kilisesi tarafından 13. yüzyılda kurulmuştur. Bilinenler:
Papalık Engizisyonu (Orta Çağ), İspanyol Engizisyonu (1478), Portekiz Engizisyonu (1536), Roma Engizisyonu (1542).
İşkence ve ağır cezalar; Ateşte yakılmak, açlık, yokluk, sefaletler, denizde boğulmalar ve İdam cezaları olurdu.
(On yıl içinde bir milyona yakın Yahudi bir o kadar da Mağrib’li(*) telef olmuştu.
Yaygın cezalar arasında tövbe etmeye ve dinî görevleri yerine getirmeye zorlama, para cezası, mülke el koyma, hacca gitme veya belirli dinî görevleri yapma, hapis, ayırt edici giysi giyme, işkence ve bazı durumlarda en ağır ceza olarak idam bulunuyordu.
Her dava aynı şekilde sonuçlanmıyordu; bazı kişiler beraat ediyor, bazıları hafif cezalar alıyor, bazıları ise ağır cezalara maruz kalıyordu. Yani Engizisyonun uygulamaları zaman içinde değişen, tek tip olmayan bir sistem gibi düşünülebilir.
Klasik anlamdaki Engizisyon artık uygulanmıyor. Son büyük kurum olan Roma Engizisyonu zaman içinde yetkileri değiştirilerek devam etti.1908 yılında adı Kutsal Ofis (Holy Office) olarak değişti, 1965 yılında ise İnanç Doktrini Dikasteri(**) adını aldı. Bugün Vatikan bünyesinde faaliyet gösteriyor ancak engizisyon mahkemesi gibi yetkilere sahip değil. Tarihî Engizisyon sistemi sona ermiştir. Artık işkence yapma, ölüm cezası verme veya o dönemdeki gibi yargılama yetkileri bulunmuyor. Kısacası, tarihî Engizisyon sistemi tamamen sona erdi. Günümüzde aynı adla veya aynı yetkilerle çalışan bir kurum yok, sadece tarihsel kurumun devamı sayılabilecek bambaşka görevleri olan bir Vatikan dairesi var.
İspanya ve Portekiz Engizisyonu döneminde mahkûmların suç derecelerini ve durumlarını halka göstermek için giymek zorunda olduğu kefaret giysisi. (Bilerek veya bilmeyerek işlenen bir günahı Allah’a bağışlatmak amaçlı.)
Kefaret giysisi (Tunikler) renklerine göre anlamları vardı;
Sarı Tunik: Suçunu itiraf edip tövbe eden mahkûmlar giyerdi.
Bu Tuniklere ‚Auto-da-fe (***) adı verilir, üzerinde kırmızı renkli haç işaretleri bulunurdu.
Siyah Tunik: Suçunu inkâr eden veya tövbe etmeyen idama mahkûm edilmiş mahkûmlar giyerdi.
Bu giysinin üzerinde alev ve şeytan figürleri yer alırdı.
Amaç; Halka açık iman törenlerinde toplumun suçluyu tanımasını ve dışlamasını sağlardı.
Açıklamalar:
(*) Mağrib Ülkeleri; Fas, Tunus, Cezayir, Moritanya, Libya.
(**) Dikasteri; Papa'nın dünya genelindeki Katolik Kilisesi'ni ve Vatikan'ı yönetmesine doğrudan yardımcı olurlar.
(***) Auto da fé; 15. ve 19. yüzyıllar arasında Engizisyon mahkemelerinde yargılanan sapkınların veya dinden dönenlerin halka açık alanda suçlarının okunması ve cezalarının infaz edilmesini içeren tarihi bir törendir. (Bilgi, WikiPedia)
Saygılarımla



