Rıdvan Eşin
Ünüllar Hidrolik
Caddebostan
Yaşar Çelebi
Köşe Yazarı
Yaşar Çelebi
 

SEVGİLİ ATATÜRK…

Diye başlıyor 3 yıl önce adıma, ‘Yaşar Amcama’ diye gönderilen aşağıda ki mektupta. Sanki bu günleri önceden görmüş gibi. Bu hafta yayımlamak istedim… Zamana, ortama uygun olduğunu düşünüyorum (Değiştirilmek istenen okul müfredatını kastediyorum). SEVGİ, özlem dolu bir mektup. Birazcık da meraklı ve kaygılı. On yaşında bir çocuk duygusu fakat ergin bir insan yaklaşımı ile VE; BAZI “PROFESÖR(!)” DÜŞÜNCELİLERE İNAT! “- Sana seslenmem gerekliydi. Dudak büküp burun kıvıracaklar… bıyık altından gülecekler belki de. Hiç umurumda değil. 2023 Türkiye'sinde hala yaptıklarını, yaşadığın dönemi o günlerin bilimsel, sanatsal, koşullarını değil de senin, adını tartışanlar var.  Üstelik mantığa, bilime, uyan tarafı da yok. Yürekli, becerili olsalar bari… (çocuksu aklıma bile ters). Sevgili Atatürk, belli ki yaptığın devrimlerin, verdiğin eğitim ve öğretimin özüne inmesini başaramamışız. Belki de bu nedenle insanlar çağdaş kılıklarını bir solukta soyunabiliyor. Belki de bu nedenle, ilkeler ve çağdaş olanlar, en ufak çıkarlar karşısında ezilebiliyor.  Belki de bu nedenle değer yargıları bir, bir yok oluyor. Bizlere korumamız, geliştirmemiz, arttırmamız, daha uygar koşullarda üretmemiz için emanet ettiğin tüm mirasların belki de bu nedenle yağmalanıyor. Evet sevgili Atatürk, ben seni kendi çabalarımla iyi tanıdığıma inanıyorum. Nasıl da karamsarım, ne çok yakındım değil mi? Gerçekte asla karamsar ve yılgın değilim… Seni ve ülkemin gerçeklerini bilen, insanını tanıyan aydınlık yüzlü insanlar bizi kesin anlıyorlar. Bu nedenle de karamsar, yılgın ve yalnız değilim. Sevgili Atatürk. 10 yaşımda tanık olduğum olumsuzluklardan etkileniyorum. Çünkü okuyan, duyan, düşünen bir kızım. AMA HİÇ KARAMSAR DEĞİLİM. Çünkü her sorunun cevabında senin olduğunu görebiliyorum. Hiç yılgın da değilim. Senin sayende mücadeleci ve azimli bir insanım. Düşüncelerimi örtüler içerisinde saklamıyorum. En güzeli de asla yalnız değilim. Seni daha iyi anlamaya uğraşırken tanıdığım, elimden tutmasını istediğim öyle güzel, öyle yürekli, öyle aydınlık insanlar var ki… “Gaflet, delalet ve hatta hıyanet içinde” olanlara inat. 100 yıl önce açtığın Cumhuriyet perdesini kapatmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Çünkü; bu sahnede her gün daha da bilinçlenerek çoğalan bizler dimdik ayaktayız. Çünkü; bu sahnede, dünya durdukça, başrolde hep aynı isim olacak… Mustafa Kemal Atatürk. Her şeyimizi borçlu olduğumuz büyük insan! İçinde bulunduğumuz bu zor günlerde seni özlemle, minnetle anıyor, Ellerinden hasretle öpüyorum. Senin torunun İlkay.” Saygılarımla…
Ekleme Tarihi: 16 Temmuz 2026 -Perşembe

SEVGİLİ ATATÜRK…

Diye başlıyor 3 yıl önce adıma, ‘Yaşar Amcama’ diye gönderilen aşağıda ki mektupta.

Sanki bu günleri önceden görmüş gibi.

Bu hafta yayımlamak istedim…

Zamana, ortama uygun olduğunu düşünüyorum (Değiştirilmek istenen okul müfredatını kastediyorum).

SEVGİ, özlem dolu bir mektup.

Birazcık da meraklı ve kaygılı.

On yaşında bir çocuk duygusu fakat ergin bir insan yaklaşımı ile VE;

BAZI “PROFESÖR(!)” DÜŞÜNCELİLERE İNAT!

“- Sana seslenmem gerekliydi. Dudak büküp burun kıvıracaklar… bıyık altından gülecekler belki de.

Hiç umurumda değil.

2023 Türkiye'sinde hala yaptıklarını, yaşadığın dönemi o günlerin bilimsel, sanatsal, koşullarını değil de senin, adını tartışanlar var. 

Üstelik mantığa, bilime, uyan tarafı da yok. Yürekli, becerili olsalar bari… (çocuksu aklıma bile ters).

Sevgili Atatürk, belli ki yaptığın devrimlerin, verdiğin eğitim ve öğretimin özüne inmesini başaramamışız.

Belki de bu nedenle insanlar çağdaş kılıklarını bir solukta soyunabiliyor.

Belki de bu nedenle, ilkeler ve çağdaş olanlar, en ufak çıkarlar karşısında ezilebiliyor. 

Belki de bu nedenle değer yargıları bir, bir yok oluyor.

Bizlere korumamız, geliştirmemiz, arttırmamız, daha uygar koşullarda üretmemiz için emanet ettiğin tüm mirasların belki de bu nedenle yağmalanıyor.

Evet sevgili Atatürk, ben seni kendi çabalarımla iyi tanıdığıma inanıyorum.

Nasıl da karamsarım, ne çok yakındım değil mi? Gerçekte asla karamsar ve yılgın değilim…

Seni ve ülkemin gerçeklerini bilen, insanını tanıyan aydınlık yüzlü insanlar bizi kesin anlıyorlar.

Bu nedenle de karamsar, yılgın ve yalnız değilim.

Sevgili Atatürk. 10 yaşımda tanık olduğum olumsuzluklardan etkileniyorum. Çünkü okuyan, duyan, düşünen bir kızım.

AMA HİÇ KARAMSAR DEĞİLİM. Çünkü her sorunun cevabında senin olduğunu görebiliyorum.

Hiç yılgın da değilim. Senin sayende mücadeleci ve azimli bir insanım. Düşüncelerimi örtüler içerisinde saklamıyorum.

En güzeli de asla yalnız değilim.

Seni daha iyi anlamaya uğraşırken tanıdığım, elimden tutmasını istediğim öyle güzel, öyle yürekli, öyle aydınlık insanlar var ki…

“Gaflet, delalet ve hatta hıyanet içinde” olanlara inat.

100 yıl önce açtığın Cumhuriyet perdesini kapatmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.

Çünkü; bu sahnede her gün daha da bilinçlenerek çoğalan bizler dimdik ayaktayız.

Çünkü; bu sahnede, dünya durdukça, başrolde hep aynı isim olacak… Mustafa Kemal Atatürk.

Her şeyimizi borçlu olduğumuz büyük insan!

İçinde bulunduğumuz bu zor günlerde seni özlemle, minnetle anıyor, Ellerinden hasretle öpüyorum.

Senin torunun İlkay.”

Saygılarımla…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.