Rıdvan Eşin
Ünüllar Hidrolik
Caddebostan
Yaşar Çelebi
Köşe Yazarı
Yaşar Çelebi
 

BABA TANYAL…

Didim aşığı, Didim’e gönül vermiş birisidir O. Yerde gördüğü sigara izmaritini alır, çöp kutusu arardı atmak için. Yetinmez atanı da bulmak bir-kaç cümle söylemek isterdi… kibarca, incitmeden. O, Suyuna, havasına, halkına aşıktır Didim’in. Şiir yazmaz, belki fırça da tutmamıştır eli. Fakat çok cam, plastik, taş çıkartmıştır denizden. (Bir seferinde o kadar çok eğilmiş kalkmış ki apandisti patlamış, ameliyat olmak mecburiyetinde kalmış.) Yuvasından düşen kuş yavrusuna analık, sokakta yatan garibana babalık, ağlayan çocuğa dedelik yapmıştır O. Geçenlerde damdan düşer gibi evinde ziyaret ettik Tanyal babayı. Güler yüz, tatlı dille içeriye buyur ettiler bizi, misafirperver eşi (Gülşah abla) ve saygılı torunlarıyla. ‘Ben okumuşum, ben mimarım, demeden; insanı, insan olarak seven, dedi-kodudan kaçan bir aile. Hâl hatır soruları… ardından sordum; - Abi hayrola, seni kızdırdılar mı, evini satacakmışsın? - Evet karar verdik. Evi satıp, Didim’i terk edeceğiz... dedi kısa ve öz. (Konu kapanmıştır der gibi.) Bize de sadece tahmin etmek kaldı nedenini. Bazı insanlar vardır; bakışları, ses tonu veya konuşma diliyle anlatırlar cevap alamadığınız sorulara. Tanyal baba da onlardan. Nasıl ben; ‘İstanbul’u sevmiyorum’ derken; sitem dolu, kırgınlık ve üzüntüyle söylüyorsam… Çocukluğum, gençliğimin geçtiği yerleri (Çamlıca’yı) düşünürken. Katledilen ağaçları, yakılıp-yıkılan ‘nostaljik’ evlerin yerine garaj, araba parkları yapılırken. (Tramvayların son durağı Kısıklı’ya geldiğimde, ağlamaklı bakarım etrafa hep…) Tanyal Baba’da elleriyle temizlediği deniz de çocuklarla yüzme yarışı yapan pet şişelerini görünce, Ne gözü ne de gönlü razı gelmiyor gibi geldi bana. Onca yıldır tanıştığı, beraberce tavla oynadığı dost, arkadaşlarını incitmek kırmak istemiyor belli ki… 'Sen benim kim olduğumu biliyor musun' diyen… kapısının önündeki yem-yeşil karabiber ağacını, ‘Çimenlere gölge yapıyor' diye, kör balta ile kestiren “sözüm ona çevrecileri” gördükçe. Çevrenin her geçen gün daha da betonlaştığını gördüğü için… Tepkisini göstermek için, Didim’i terk etmek istiyor Tanyal Baba. Baba be!.. Herkes senin gibi düşünür, tepkisini terk etmekle gösterirse, Kimlerin elinde kalacak Didim’imiz? Gel beraber uğraş verelim. Doğayı, hayvanları, yarınlarımız çocuklarımızı düşünen, diğer duyarlı insanları da yanımıza alarak... Uğraş vermemiz gerekmez mi? Haksızlık, bencillik ve yolsuzlukla mücadele edecek, etmeye hazır hala çok insan var bence… Sonra sende, büyük usta Nazım Hikmet gibi; “... İçimde hala acısı var yemişi koparılmış bir dalın, Gitmez gözümden hayali Haliç’e inen yolun, İki gözlü bir bıçaktır yüreğime saplanmış, Evlat hasretiyle hasreti İstanbul’un.” DEMEMEK İÇİN!.. Saygılarımla.
Ekleme Tarihi: 01 Ağustos 2026 -Cumartesi

BABA TANYAL…

Didim aşığı, Didim’e gönül vermiş birisidir O.

Yerde gördüğü sigara izmaritini alır, çöp kutusu arardı atmak için. Yetinmez atanı da bulmak bir-kaç cümle söylemek isterdi… kibarca, incitmeden.

O, Suyuna, havasına, halkına aşıktır Didim’in.

Şiir yazmaz, belki fırça da tutmamıştır eli.

Fakat çok cam, plastik, taş çıkartmıştır denizden.

(Bir seferinde o kadar çok eğilmiş kalkmış ki apandisti patlamış, ameliyat olmak mecburiyetinde kalmış.)

Yuvasından düşen kuş yavrusuna analık, sokakta yatan garibana babalık, ağlayan çocuğa dedelik yapmıştır O.

Geçenlerde damdan düşer gibi evinde ziyaret ettik Tanyal babayı.

Güler yüz, tatlı dille içeriye buyur ettiler bizi, misafirperver eşi (Gülşah abla) ve saygılı torunlarıyla.

‘Ben okumuşum, ben mimarım, demeden; insanı, insan olarak seven, dedi-kodudan kaçan bir aile.

Hâl hatır soruları… ardından sordum;

- Abi hayrola, seni kızdırdılar mı, evini satacakmışsın?

- Evet karar verdik. Evi satıp, Didim’i terk edeceğiz... dedi kısa ve öz. (Konu kapanmıştır der gibi.)

Bize de sadece tahmin etmek kaldı nedenini.

Bazı insanlar vardır; bakışları, ses tonu veya konuşma diliyle anlatırlar cevap alamadığınız sorulara.

Tanyal baba da onlardan.

Nasıl ben; ‘İstanbul’u sevmiyorum’ derken; sitem dolu, kırgınlık ve üzüntüyle söylüyorsam…

Çocukluğum, gençliğimin geçtiği yerleri (Çamlıca’yı) düşünürken.

Katledilen ağaçları, yakılıp-yıkılan ‘nostaljik’ evlerin yerine garaj, araba parkları yapılırken.

(Tramvayların son durağı Kısıklı’ya geldiğimde, ağlamaklı bakarım etrafa hep…)

Tanyal Baba’da elleriyle temizlediği deniz de çocuklarla yüzme yarışı yapan pet şişelerini görünce,

Ne gözü ne de gönlü razı gelmiyor gibi geldi bana.

Onca yıldır tanıştığı, beraberce tavla oynadığı dost, arkadaşlarını incitmek kırmak istemiyor belli ki…

'Sen benim kim olduğumu biliyor musun' diyen… kapısının önündeki yem-yeşil karabiber ağacını,

‘Çimenlere gölge yapıyor' diye, kör balta ile kestiren “sözüm ona çevrecileri” gördükçe.

Çevrenin her geçen gün daha da betonlaştığını gördüğü için…

Tepkisini göstermek için, Didim’i terk etmek istiyor Tanyal Baba.

Baba be!..

Herkes senin gibi düşünür, tepkisini terk etmekle gösterirse, Kimlerin elinde kalacak Didim’imiz?

Gel beraber uğraş verelim.

Doğayı, hayvanları, yarınlarımız çocuklarımızı düşünen, diğer duyarlı insanları da yanımıza alarak...

Uğraş vermemiz gerekmez mi?

Haksızlık, bencillik ve yolsuzlukla mücadele edecek, etmeye hazır hala çok insan var bence…

Sonra sende, büyük usta Nazım Hikmet gibi;

“... İçimde hala acısı var yemişi koparılmış bir dalın,

Gitmez gözümden hayali Haliç’e inen yolun,

İki gözlü bir bıçaktır yüreğime saplanmış,

Evlat hasretiyle hasreti İstanbul’un.”

DEMEMEK İÇİN!..

Saygılarımla.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.