“Gözün fazılda ise kendi menfaatini bırakıp insanların yararına çalış...
...ve eğer gözün adalette ise, kendin için seçtiğini özgen için seç.” (Bahaullah)
“Bir adam ki Ülkenin ve Ulus’un mutluluğunu düşünmekten çok kendini düşünür.
Bu adamın değeri ikinci derecededir.” (M. Kemal ATATÜRK)
…………..
Seçimler yaklaşıyormuş.
Az kaldı diyor politikacılar. (Yarış başladığına göre doğru olsa gerek.)
Rakibini suçla rahatla;
Yalan mı, bini bir paradan söyle gitsin.
Çamur mu, kilo, kilo at (sıçrat) gitsin… izi kalır nasıl olsa.
Amerika’nın önde gelen eğitim kurumlarından ’Stanford Üniversitesi’, bir araştırma yayımlamış; Yalan söylemeyen, yalandan hoşlanmayan siyasetçilerin yeniden seçilme şanslarının,
‘Yalancı Siyasetçi’lere nispetle ÇOK DAHA AZ olduğunu ortaya koymuş araştırma.
Sahtekâr, dürüst olmayan siyasetçiler, bencil başka hedeflerini gerçekleştirme peşinde olan “Politikacı”lar, ahlaki normlara meydan okumaya daha hazır oluyorlarmış.
Eğer farkına varılmaz (Bilerek veya bilmeyerek), cezalandırılmazlarsa ahlaki normlara meydan okuma yetenekleri, onlara yönetimde siyasi bir üstünlük verebilir ve iktidarda daha uzun bir süre kalmalarının yolunu açabiliyormuş.
Ancak tecrübesiz veya dürüst siyasetçiler ise bu duruma üzülür ve tekrar aday olmayı kabul etmezlermiş.
Siyasi yalanlar halkın cehaletinden faydalanmak anlamına gelirmiş ki, bu da etik değilmiş.
BİLİM ADAMI YALAN SÖYLER Mİ?..
Tüm semavi din kitaplarında yalan söylemenin Allah katında tüm kötülüklerin temeli (anası) olduğunu, sebep ne olursa olsun yasak olduğunu, ayetlerle inancı tam olan inananlara iletilmiş.
Ancak, maalesef tarihte, doğru olduğunu bildiği halde inkâr etmiş,
Ben yalan söyledim’ diyerek hayatını kurtarmış, din ve bilim adamları olduğunu da doğruluyor.
Örneğin; Galileo Galilei (1564 – 1642)
İtalyan astronom, fizikçi, mühendis, filozof ve matematikçi Galileo Galilei’nin; “Dünya güneşin etrafında dönüyor” iddiası üzerine, 1632 yıllarında din adamlarının hışmına uğramış ve zamanın acımasız mahkemesi olan ‘Engizisyon’ hakimlerine sevk edilmiş, suçlu görülerek hapsedilmiştir.
Üzüntüden hapishanede gözleri kör olan Galileo’ya, sözünü geri alırsa hapisten çıkabileceği tavsiye edilmişti.
Ve O; “DÜNYA YUVARLAK DEĞİLDİR, BEN YALAN SÖYLEDİM” demiş ve hapisten çıkmıştı.
(1807 senesine kadar devam eden Engizisyon mahkemeleri, Napolyon Bonaparte tarafından kaldırılmıştır.)
‘Allah, Yalandan, yalancıdan ve kuzu postuna bürünmüş kurtlardan korusun.
“Yalancının en büyük azabı, sözlerine kimsenin inanmaması değil, kendisinin kimseye inanmaması imiş.” (Sebahattin Ali)
Ve son söz Hz. Muhammed’den;
’’Sizden biriniz kendisi için istediğini, mümin kardeşi için de istemedikçe, kamil manada iman etmiş olamaz.’’
Saygılarımla



