Rıdvan Eşin
Ünüllar Hidrolik
Caddebostan
Yaşar Çelebi
Köşe Yazarı
Yaşar Çelebi
 

KUTSAL ARMAĞAN…

“1919 yılı Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım” diye konuşmasına başladı Atatürk. Konuşmasının ana konusu “Nutuk” idi. Uzun ve zorlu geçen 9 yıl süre sonrasına kitabını tamamlanmıştı Büyük Önder. Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmasında: ’’Saygıdeğer baylar, sizi, günlerce işlerinizden alıkoyan uzun ve ayrıntılı sözlerim, en sonu tarihe mal olmuş bir dönemin öyküsüdür. Bunda, ulusum için ve yarın ki çocuklarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek kimi noktaları belirtebilmiş isem kendimi mutlu sayacağım. Baylar, bu söylevimle, ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun, bağımsızlığını nasıl kazandığını; ‚bilim ve tekniğin’ en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım. Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır. (Ve ben) Bu sonucu, Türk gençliğine kutsal bir armağan olarak bırakıyorum.” “ - Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların (düşmanların) olacaktır. Bir gün, istiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini (Koşullarını) düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait (elverişsiz) bir mahiyette (Durumda) tezahür (Görülebilir) edebilir. İstiklal ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünya da emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren (Zorla) ve hile ile aziz vatanın kaleleri zapt (İşgal) edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil (Gerçekten) işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten (Koşullardan) daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin (işgalcilerin) siyasi emelleriyle tevhit (Birleştirmek) edebilirler. Millet, fakru zaruret (çaresizlik, fakirlik) içinde harap ve bitap (yorgun) düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, (durumda bile) vazifen; Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET, DAMARLARINDA Kİ ASİL KANDA MEVCUTTUR!..’’ (20 Ekim 1927) Kurtuluş Bayramımız sebebi ile Ulu Önderin gençlerimize ÖĞÜT olarak bıraktığı armağanı kaleme almak istedim bu hafta. Doğru yaptığıma inanıyorum. 30 Ağustos Zafer Bayramımız Mutlu ve Kutlu olsun! Saygılarımla
Ekleme Tarihi: 01 Eylül 2026 -Salı

KUTSAL ARMAĞAN…

“1919 yılı Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım” diye konuşmasına başladı Atatürk.

Konuşmasının ana konusu “Nutuk” idi.

Uzun ve zorlu geçen 9 yıl süre sonrasına kitabını tamamlanmıştı Büyük Önder. Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmasında:

’’Saygıdeğer baylar, sizi, günlerce işlerinizden alıkoyan uzun ve ayrıntılı sözlerim, en sonu tarihe mal olmuş bir dönemin öyküsüdür.

Bunda, ulusum için ve yarın ki çocuklarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek kimi noktaları belirtebilmiş isem kendimi mutlu sayacağım. Baylar, bu söylevimle, ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun, bağımsızlığını nasıl kazandığını;

‚bilim ve tekniğin’ en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım.

Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır.

(Ve ben) Bu sonucu, Türk gençliğine kutsal bir armağan olarak bırakıyorum.”

“ - Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir.

İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların (düşmanların) olacaktır.

Bir gün, istiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini (Koşullarını) düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait (elverişsiz) bir mahiyette (Durumda) tezahür (Görülebilir) edebilir.

İstiklal ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünya da emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.

Cebren (Zorla) ve hile ile aziz vatanın kaleleri zapt (İşgal) edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil (Gerçekten) işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten (Koşullardan) daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler.

Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin (işgalcilerin) siyasi emelleriyle tevhit (Birleştirmek) edebilirler.

Millet, fakru zaruret (çaresizlik, fakirlik) içinde harap ve bitap (yorgun) düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı!

İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, (durumda bile) vazifen; Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET, DAMARLARINDA Kİ ASİL KANDA MEVCUTTUR!..’’

(20 Ekim 1927)

Kurtuluş Bayramımız sebebi ile Ulu Önderin gençlerimize ÖĞÜT olarak bıraktığı armağanı kaleme almak istedim bu hafta.

Doğru yaptığıma inanıyorum.

30 Ağustos Zafer Bayramımız Mutlu ve Kutlu olsun!

Saygılarımla

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
Yeni Slow Radyo