İnsan bazen yoruluyor.
Yaşadıklarından, gördüklerinden, aynı şeyleri tekrar tekrar anlatmak zorunda kalmaktan…
Bir şeylerin düzelmesini beklerken başka şeylerin bozulduğunu görmekten.
Böyle zamanlarda insanın içinden “Daha ne kadar?” diye sormak geliyor.
Belki bugünlerde çoğumuzun aklından geçen soru bu.
***
Ama bizim bu topraklarda daha zor günlerden geçtiğimizi unutmamak gerekiyor.
104 yıl önce Anadolu'nun büyük bir bölümü işgal altındaydı. Ülkenin geleceği başkalarının kararlarına bırakılmak isteniyordu. Önümüzde kolay bir yol yoktu.
Mustafa Kemal ve arkadaşları o şartlarda mücadeleyi sürdürdü.
26 Ağustos'ta başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos 1922'de Dumlupınar'da zaferle sonuçlandı. Ardından İzmir'in kurtuluşu geldi. Lozan geldi. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet kuruldu.
O mücadele yalnızca işgali sona erdirmek için verilmedi.
Bu ülkenin kendi geleceğine kendisinin karar vermesi için verildi.
Cumhuriyet bunun üzerine kuruldu.
Aradan yüz yılı aşkın zaman geçti.
***
Başka insanlar geldi. Başka kuşaklar…
Onlar da kendi zamanlarının sıkıntılarıyla uğraştılar. Savaşlar gördüler, darbeler gördüler, krizler yaşadılar. Kimi zaman ağır bedeller ödendi.
Türkiye yine de yoluna devam etti.
***
Şimdi sıra bizde.
Bizim de kendi zamanımızın yükleri var.
Geçim derdi, gelecek kaygısı, hukuka ve kurumlara duyulan güvenin sarsılması… Bir de bütün bunların üzerine birbirimize karşı giderek sertleşen dilimiz.
İnsan bunların içinde yoruluyor.
Ama yorulmak başka, vazgeçmek başka.
İnsan yorulabilir.
Bir kenara çekilip nefes alabilir.
Bir süre susabilir.
Kendine gelmek için bekleyebilir.
Bunda utanılacak hiçbir şey yok.
Yeter ki neden yola çıktığını unutmasın.
Çünkü Cumhuriyet bize yalnızca geçmişten kalan bir isim bırakmadı.
Kendi geleceğimize kendimizin karar verebilmesi için bir ülke bıraktı.
Bu hakkın değerini bugün daha iyi anlamamız gerekiyor.
Cumhuriyet'in eksikleri varsa tamamlarız.
Yanlışları varsa düzeltiriz.
Ama bu ülkenin geleceğini başkalarının hesabına bırakmayız.
İçeriden ya da dışarıdan hangi hesap yapılırsa yapılsın, Türkiye'nin kendi kararını kendi vermesi gerektiğini unutmayız.
Bizden önceki kuşaklar kendi zamanlarında bunu yaptılar.
Şimdi aynı sorumluluk bizim önümüzde.
Belki yolun bazı yerlerinde yorulduk.
Belki bazı şeyleri gerektiği kadar savunamadık.
Belki zaman zaman sustuk.
1922'de onlar ne gerekiyorsa yaptılar; bugün de biz, önümüzde ne varsa onu yapacağız.



