Rıdvan Eşin
Ünüllar Hidrolik
Caddebostan
Hüseyin Asar
Köşe Yazarı
Hüseyin Asar
 

AKIL GÖZÜ KAPALI OLMAK

“Akıl gözü kapalı olmak”, mecazi bir ifadedir. Bir kişinin yalnızca bakıyor olmasına rağmen gerçeği görememesi, olayları doğru değerlendirememesi veya önyargıları nedeniyle gerçekleri kavrayamaması anlamında kullanılır. Bu ifade, “Göz” ile değil, akıl ve muhakeme yeteneğiyle görmeyi anlatır. Günümüzün eğitim anlayışı ezbere dayalı ve BİST etmeye yönlendiren bir yapıya sahiptir. Okuduğunu anlamayan, kendi aklı berine başkasının aklının ürettiklerini koşulsuz kabul eden bireyler yetiştiriliyor. Bunun sonucunda akıl gözüyle olaylara bakış giderek azalıyor. Akıl gözü kapalı olanların en belirgin özelliği önyargılı olmalarıdır. Bu kişiler, gerçekler ortada olsa bile onları kabul etmemek için ayak diretirler.  Dar görüşlüdürler. Farklı bakış açılarını değerlendirememek için her türlü savunmayı gerçekleştirirler. Eleştirel düşünmezler. Duyguların, ideolojinin veya çıkarların aklın önüne geçmesine izin verirler. Gerçeğe karşı körleşmişlerdir. Kanıtları görmezden gelerek yok sayarlar. Türk Tasavvufunda şu söz bu konudaki en uygun açıklamadır: “Akıl gözü kapalı olan insan, hakikati karşısında bulsa bile onu göremez.” Bu ifade, tasavvufta çoğunlukla geçen “Kalp gözü” kavramından farklıdır. Kalp gözü, manevi sezgiyi ve içsel farkındalığı anlatırken; akıl gözü, mantık, muhakeme ve doğru değerlendirme yapabilme yetisini ifade eder. “Akıl gözü kapalı” denildiğinde ise kişinin aklını etkin kullanamaması veya gerçekleri sağlıklı biçimde değerlendirememesi ifade edilir. Kısacası, akıl gözü kapalı olmak; fiziksel olarak görmekle birlikte, zihinsel ve düşünsel olarak gerçeği görememek, olayların özünü kavrayamamaktır. Günümüzde akıl gözü kapalı olanların sayısı oldukça fazladır ve bunlar tüm bir milletin yapısını olumsuz etkilemektedir. Bunların dar bakışları nedeniyle giderek daha kötü şartlarda yaşamak zorunda kalıyoruz. Konu ile ilgili olarak aşağıdaki anlatıya yer verelim. Bir gün Hazreti İsa arkasına endişeyle bakarak kaçar gibi hızla yürüyormuş. Adamın biri bu durumu görmüş, merak edip sormuş: “Arkanda kimseyi görmedim ama sen kaçıyorsun, kimden kaçıyorsun?” Hazreti İsa cevap vermeden koşmaya devam etmiş. Adamın da inadı tutmuş peşine takılmış. Biraz yaklaşınca bağırmış: “Ne olur biraz dur da söyle, çok merak ettim neden kaçtığını; arkanda ne insan var ne de kaçmana gereken bir hayvan…” Hazreti İsa durmuş, adamın yanına gelmiş ve cevap vermiş: – Ben bir ahmaktan ve bütün ahmaklardan kaçıyorum… Adam şaşırmış: – Körlerin gözlerini, sağırların kulaklarını açan sen değil misin? – Evet… – Ölüleri dirilten sen değil misin? – Evet benim… – Topraktan kuşlara can veren sen değil misin? – Evet benim… Adam biraz daha meraklanmış: – Bunca mucizeyi yaratan Hazreti İsa bir ahmaktan ve bütün ahmaklardan neden kaçar? “Dinle” demiş Hazreti İsa, “Bütün dediklerin doğru. Körler için dua ettim gözleri açıldı… Sağırlar için dua ettim kulakları açıldı… Cansız bedenler canlandı… Ama ahmağın gönlüne ve kafasına hiçbir şey sokmayı başaramadım… Konuştum kafasına girmedi… Okudum yüreğine gitmedi… Yüzlerce kez okudum… Binlerce kez konuştum… On binlerce kez anlattım… Ama ahmak, ahmaklar sadece bir kaya parçasına dönüştü… Ne kafaları kımıldadı ne de yürekleri… Böylece ahmaklardan her türlü kötülüğün gelebileceğini anladım, bu yüzden bütün ahmaklardan kaçıyorum. “Ahmaklar kendilerinden daima emindir; akıllılar ise kuşku duyar.” (Voltaire)
Ekleme Tarihi: 01 Ağustos 2026 -Cumartesi

AKIL GÖZÜ KAPALI OLMAK

“Akıl gözü kapalı olmak”, mecazi bir ifadedir. Bir kişinin yalnızca bakıyor olmasına rağmen gerçeği görememesi, olayları doğru değerlendirememesi veya önyargıları nedeniyle gerçekleri kavrayamaması anlamında kullanılır.

Bu ifade, “Göz” ile değil, akıl ve muhakeme yeteneğiyle görmeyi anlatır. Günümüzün eğitim anlayışı ezbere dayalı ve BİST etmeye yönlendiren bir yapıya sahiptir. Okuduğunu anlamayan, kendi aklı berine başkasının aklının ürettiklerini koşulsuz kabul eden bireyler yetiştiriliyor. Bunun sonucunda akıl gözüyle olaylara bakış giderek azalıyor.

Akıl gözü kapalı olanların en belirgin özelliği önyargılı olmalarıdır. Bu kişiler, gerçekler ortada olsa bile onları kabul etmemek için ayak diretirler.  Dar görüşlüdürler. Farklı bakış açılarını değerlendirememek için her türlü savunmayı gerçekleştirirler. Eleştirel düşünmezler. Duyguların, ideolojinin veya çıkarların aklın önüne geçmesine izin verirler. Gerçeğe karşı körleşmişlerdir. Kanıtları görmezden gelerek yok sayarlar.

Türk Tasavvufunda şu söz bu konudaki en uygun açıklamadır:

“Akıl gözü kapalı olan insan, hakikati karşısında bulsa bile onu göremez.”

Bu ifade, tasavvufta çoğunlukla geçen “Kalp gözü” kavramından farklıdır. Kalp gözü, manevi sezgiyi ve içsel farkındalığı anlatırken; akıl gözü, mantık, muhakeme ve doğru değerlendirme yapabilme yetisini ifade eder. “Akıl gözü kapalı” denildiğinde ise kişinin aklını etkin kullanamaması veya gerçekleri sağlıklı biçimde değerlendirememesi ifade edilir.

Kısacası, akıl gözü kapalı olmak; fiziksel olarak görmekle birlikte, zihinsel ve düşünsel olarak gerçeği görememek, olayların özünü kavrayamamaktır.

Günümüzde akıl gözü kapalı olanların sayısı oldukça fazladır ve bunlar tüm bir milletin yapısını olumsuz etkilemektedir. Bunların dar bakışları nedeniyle giderek daha kötü şartlarda yaşamak zorunda kalıyoruz.

Konu ile ilgili olarak aşağıdaki anlatıya yer verelim.

Bir gün Hazreti İsa arkasına endişeyle bakarak kaçar gibi hızla yürüyormuş. Adamın biri bu durumu görmüş, merak edip sormuş:

“Arkanda kimseyi görmedim ama sen kaçıyorsun, kimden kaçıyorsun?”

Hazreti İsa cevap vermeden koşmaya devam etmiş. Adamın da inadı tutmuş peşine takılmış. Biraz yaklaşınca bağırmış:

“Ne olur biraz dur da söyle, çok merak ettim neden kaçtığını; arkanda ne insan var ne de kaçmana gereken bir hayvan…”

Hazreti İsa durmuş, adamın yanına gelmiş ve cevap vermiş:

– Ben bir ahmaktan ve bütün ahmaklardan kaçıyorum…

Adam şaşırmış:

– Körlerin gözlerini, sağırların kulaklarını açan sen değil misin?

– Evet…

– Ölüleri dirilten sen değil misin?

– Evet benim…

– Topraktan kuşlara can veren sen değil misin?

– Evet benim…

Adam biraz daha meraklanmış:

– Bunca mucizeyi yaratan Hazreti İsa bir ahmaktan ve bütün ahmaklardan neden kaçar?

“Dinle” demiş Hazreti İsa, “Bütün dediklerin doğru.

Körler için dua ettim gözleri açıldı…

Sağırlar için dua ettim kulakları açıldı…

Cansız bedenler canlandı…

Ama ahmağın gönlüne ve kafasına hiçbir şey sokmayı başaramadım…

Konuştum kafasına girmedi…

Okudum yüreğine gitmedi…

Yüzlerce kez okudum…

Binlerce kez konuştum…

On binlerce kez anlattım…

Ama ahmak, ahmaklar sadece bir kaya parçasına dönüştü…

Ne kafaları kımıldadı ne de yürekleri…

Böylece ahmaklardan her türlü kötülüğün gelebileceğini anladım, bu yüzden bütün ahmaklardan kaçıyorum.

“Ahmaklar kendilerinden daima emindir; akıllılar ise kuşku duyar.” (Voltaire)

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.