Emperyalist düşüncenin son olarak vücut bulmuş hali Trump. Emperyalizmin güç savaşlarında kaybettiği gücünü yeniden kazanmak için her yola başvurmaktan çekinmiyor. Ülkelerin kaynaklarını sömürmek için son tangoya Venezuela’da tanık olduk.
Dünyanın petrol rezervi bakımından birinci sırasında bulunan Venezuela, aynı zamanda değerli madenlere ve nadir elementlere sahip. Tüm bu kaynaklar karşısında iştahı kabaran ABD Başkanı Trump, Venezuela Başkanı Maduro ve eşini askeri bir operasyonla kaçırdı. Bununla yetinmeyip uluslararası hukuk kurallarını hiçe sayarak Amerikan mahkemelerinde yargılayacağını ilan etti ve yargılamaya başladı. Bu kaçırma olayı sadece bir ülkenin egemenliğine yönelik bir saldırı değil, aynı zamanda uluslararası hukukun ve BM Şartı'nın temel ilklerine dönük açık bir saldırı niteliğindedir.
Emperyalizm vücut bulmuş hali olan Trump’ın bu hamlesi hiçbir şekilde kabul edilemez, mazur görülemez ve görmezden gelinemez. Eğer bunun önü alınmazsa hiçbir ülkenin güvenliği ve bağımsızlığı kalmayacaktır.
Bir milletin kaderini belirleme hakkı, o milletin özgür iradesine aittir. Trump’ın bu vahşice tasarlanmış adımı, küresel ekonomik ve siyasi istikrarı zora sokmuştur. Uluslararası hukuk ciddi zararlar görmüş ve daha fazlasını görecektir. Buna benzer müdahalelere kapı aralanması ve kimi ülkelerin saldırgan politikalarını meşrulaştırma riski en üst seviyeye çıkmıştır.
Venezuela'daki mevcut durum herkesin malumudur. Yıllardır süren derin bir insani kriz ülkeyi derinden sarsmaktadır. Maduro rejimi, Venezuela'yı bir yolsuzluk ve yoksulluk cehennemine çevirmiş, kimsenin gelecek güvencesi kalmamıştır. Halkın yüzde 95'i açlıkla boğuşurken, yönetimsel destek alan organize suç örgütleri ülkeyi dünyanın en karanlık, yaşanılmaz bir köşesine dönüştürmüştür. Uyuşturucu, kumar, fuhuş kartelleriyle iç içe geçmiş bir yönetim kendi çıkarları doğrultusunda, tüm zehrini Amerika ve Avrupa başta olmak üzere bütün dünyaya taşırken, kendi halkını emperyalizm karşıtlığı kisvesi altında köleleştirmiş, yoksulluğa mahkûm etmiştir.
Hapishanelerden salınan mafya bağlantılı suçluları "Devrimci savaşçı" diye emperyalizme karşı kullanan bir liderin, anti-emperyalizm karşıtlığı değil, emperyalizm ile suç ortaklığı yaptığı açıktır.
Maduro'nun baskıcı rejimi, ortada aklı selim, normal bir halk bırakmamıştır. Sadece korkuyla sindirilmiş kitleler ve zulümle zenginleşmiş işbirlikçi elitler kalmıştır. Bu rejimi savunmak, emperyalizme karşı durmak değil, insanlığa karşı bir ihanet olur.
Ancak yıllardan beri süregelen Maduro rejiminin hatalarını eleştirmek, ABD'nin hukuk dışı müdahalesini asla haklı kılmaz. Her ikisini de reddetmek, gerçek vicdan, hakkaniyet, adalet ve barış yoludur, gerçek anti emperyalizmdir.
Anti-emperyalizm kılıfı arkasında baskı ve adaletsizliklerin gizlenemeyeceği bir dünyada yaşıyoruz. Gerçek bağımsızlık ve egemenlik, ancak ülke sınırları içerisinde adalet, eşitlik, demokrasi ve halkın refahıyla mümkün olur. Devletler, kendi iç sorunlarını çözmeden dış müdahalelere karşı koyamaz. Halkına karşı adil ve vicdanlı olmayan bir yönetim asla savunulamaz. Bu tür yönetimlerin ömürleri fazla sürmez.
Venezuela'da gerçekleşen bu komplo, halka zulüm varsa, geleceğin olmadığını, baskı varsa halkın yaşama şansı azalır ve zorluklar karşısında direnme gücü biter. Bu komplodan ders çıkarmalı, demokrasimizi güçlendirmeli, adaletimizi pekiştirmeli, iç barışımızı büyütmeli; yolsuzlukların, hukuksuzlukların, haksızlıkların, hırsızlıkların, torpilin, ayrımcılığın, zulmün kökü kurutulmalı, emperyalist baskılara karşı en güçlü şekilde durmalıyız. Şimdilerde olduğu gibi kuru laf ve hamasetle hiçbir yere varamayız. Her zaman barışın, hukukun, insanlık vicdanının rehberliğinde ilerlemeli, gerçek Kurucu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk izinden yürümeliyiz. Adil, çağdaş, şeffaf bir anlayışla yönetilen bir Türkiye ancak büyük ve güçlü bir Türkiye olur.
Bitti mi? Elbette hayır.
Şimdilerde Suriye’nin kuzeyinde ABD senaryolu başka bir oyun oynanıyor. Olan yine arada kalan Kürt halkına oluyor. Bakalım bu emperyalist oyun nasıl sonuçlanacak?
“Doğru insan sözünden, yanlış insan bahanesinden tanınır.” (Konfüçyüs)



