Mustafa Acar; Çarşı Esnafı, Urgancı, Hayır Sever.

Çarşı Esnaflarından Aydın’a hizmet etmiş, eser bırakmış kısacası Aydın’a iz bırakmış kişileri arayıp yaşam öykülerini yazmak için araştırma yaparken pek çok esnaf Hayırseverliği ile tanınan Urgancı esnafı Mustafa Acar’ı yazdın mı diye sormaları üzerine araştırmaya başladım. Araştırmam sonucunda, bana “Güzelhisar-ı Aydın’dan iki mahalle- Hasanefendi ve Ramazanpaşa” adlı kitabımda destek ve yardımlarını esirgemeyen Nail Acar’ın Merhum Babası olduğunu tespit ettim.
Mustafa Acar; çarşı esnaflığının yanında Kamu yararına olan pek çok özel ve resmi kuruluşların faaliyete geçmesi için dernekler kurup, destekler toplayarak söz konusu kuruluşların tamamlanıp Devlet yetkililerine devirlerini sağlamıştır. Bunlardan sadece Aydın Huzur Evi’ni örnek göstersem kâfi gelir sanırım. Bu nedenle Rahmetli Mustafa Acar’ı “Aydın’a İz Bırakanlar” kervanında yazmaya karar verdim. Nail Acar’ın anlatımıyla babası Mustafa Acar.
Nail Acar kim derseniz, kısaca Ramazanpaşa Yağcılar içi çarşı esnaflarından Beyefendiliği, dürüst esnaflığı, sözünün eri olarak bilinen hayırseverlikte merhum Babası Mustafa Acar’dan geri kalmayan esnaflığının yanı sıra Şair ve Yazar olan kıymetli dostum.
Bizim ailenin büyükleri aslen Antalya’nın Akseki İlçesindendir. Merhum Babam Akseki’nin Erenyaka köyünde Dedem Ali ve Babaannem Hatice Hanım’ın üç çocuğundan biri olarak 1932 yılında dünyaya gelmiş. Dedem Ali Acar köyündeki ekonomik nedenlerden dolayı ve ailesinin geçimini düşünerek 1945 yılında Akseki’den Aydın’a 28 günde yaya olarak gelmiş ve ata mesleği olan Urgancılık yapmaya başlamıştır. Daha sonra 1947 yılında amcamlarla birlikte, 15 yaşında olan babam Mustafa Acar’ı da Aydına getirmiş. Çocuk yaşlarında olmalarına rağmen babalarına yardım edip çalışmaya başlamışlar. Dedemin üç çocuğu var en büyükleri Mehmet Acar 3 oğlu, bir kızı var. 22. Dönem AKP Milletvekillerinden Ahmet Rıza Acar Mehmet Amcamın oğludur. Sonra Babam Mustafa Acar biz iki kardeşiz, Ali Selahi Acar ve ben Nail Acar. Kardeşimin bir kız, bir erkek çocuğu var. Küçük amcam Ömer Acar onunda 2 oğlan bir kızı var. Çarşı esnafından tanınan bilinen Acar Boyanın sahibi Bülent Acar’da Ömer amcamın oğludur.

Üçkardeş, Askerlik vazifelerini ifa ettikten sonra babalarının dükkânında bulunan malzemeleri pazarlarda urgan ve mamulleri (Urgancılık: Keten, kenevir, pamuk, jüt gibi türlü dokuma maddelerinden yapılan ince halat-İp, sicim, urgan ve halat sanayi), mutafiye işi kısacası ip, sicim ve keçi kılından dokumak veya örmek suretiyle elde edilen çul, kilim, yem torbası vb. şeyleri satarmışlar. Bir müddet sonra babam kardeşlerinden ayrılıp kendi başına işyerini açmış ve esnaflığına devam etmiştir. Babam Mustafa Acar’ın 1956 yılında Aydın Ticaret Odasına (AYTO) kaydını yaptırdığı belgelerde mevcut ve 16.05.1986 tarihinde vefat etmiştir. Vefat tarihine kadar oda ve vergi mükellefliği devam etmiştir. Bu geçen zaman zarfında babam sadece urgan ticareti ile uğraşmamış ticaret dalına tarımsal ürünler, müstahsile yönelik mamuller (Gübre, Tohum çeşitleri, Zirai ilaçlar gibi) ticaretinde de bulunmuştur.
Sağ tarafta Nail Acar görülmekte.
Babamın hayırseverliğine gelecek olursam, nerede kamu yararına bir iş yapılacak olursa hiç çekinmeden elini taşın altına sokardı. Maddi manevi tüm destekleri sağlar arkadaşları ve çevresini de teşvik ederek o işi mutlaka bitirip ilgili mercilere teslim edilmesini sağlardı. Bunlardan örnek verecek olursam o yıllarda Devlet-Vatandaş iş birliği ile yapılan sağlık ocakları, Okullar, Cami yaptırma ve Kuran kursları, kimsesiz çocuklara barınak evleri, muhtaç aileleri giydirip yedirme, ihtiyaçlarını temin etme gibi.

Babam yaşlanınca sahipsiz yaşlıları düşünmeye başladı. Aydının bir yaşlı bakım ve huzur evine ihtiyacı var diyerek arkadaşları ile görüşüp danıştıktan sonra hala faal olan “Aydın Huzur Evi Yaptırma ve Yaşatma Vakfı’nı” kurmaya karar verdi. Bu olayı bizlere şöyle aktarmıştı. Âcizane ben Mustafa Acar uzun süredir hayalini kurduğum yaşlılığın adımlarını hissettiğim için böyle bir çalışmanın içine girdim. Çevremdeki yaşıtlarım olan arkadaşlarıma bu konuyu anlattım müzakere ve mütalaalarda bulunduk ve neticede 1984 yılında böyle bir teşebbüse geçerek ilk olarak Ben Mustafa Acar, Nazmi Yalvaç, Mehmet Türker ve Kemal Uşaklı ile Huzur evi vakfını kurduk. Bizler civar vilayetlerdeki Huzur evlerine giderek araştırma ve incelemelerde bulunduk. Vakıf Yönetmenlik ve tüzüğünü hazırlayıp 1985 yılında Vakfımızı Noterden tasdik ettirdik. İlk iş olarak arazi temini yoluna gitmemiz gerekiyordu ve bizde hayırsever biçer ailesine müracaat edip olayı anlattık sağ olsunlar bizleri kırmadılar. Halil ve Ayşe Biçer’in varisleri olarak Sami Biçer, Nevzat Biçer, Necla Pilevneli (Biçer), Necdet Biçer ve Nihat Biçer Bugünde Huzur evinin faal olarak hizmet verdiği Girne Mahallesi Gazi Bulvarı üzerin de bulunan ve Ailelerine ait araziyi Huzur Evi yapılmak üzere vakfımıza bağışladılar. Böylece büyük bir adım atılmış oldu. (Sol üstte Mustafa acar ve oğlu Ali Selahi Acar işyerlerinde görülmekte.)

Ben ve arkadaşlarım bu işi gerçekleştirmenin hazzıyla imkanlarımız ve olanaklarımız dahilinde yardımlar yapıyor, Haliyle Eş dosttan da yardımlar alıyorduk. Hemen Dört arkadaş Huzur evinin plan-projesini Yük. Müh. Mimar Yalçın Yaşan ile İnş. Müh. Aysel Özcan’a yaptırıp akabinde inşaatın temeline başladık. Fakat inşaat hızla devam ediyordu ve bizler maddi anlamda yetişmekte zorlanmaya başladık ama temel ve zemini bitirdik. Tabii ki böyle bir işe kalkışmanın bedeli vardı, bu bedeli kendi imkanlarımızla karşılayamayacağımız için ve bu işin dört kişi ile bitirilemeyeceğini anladığımızdan kurucu Vakıf Üyeliğine hayırsever gönüllü arkadaşlarımızdan 15 kişiyi daha üye yaptık, başta Nevzat Biçer, Mehmet Konan, Nuri Başışık, Mehmet Başkar, Muharrem Ceylan, Abdullah Öz, Nazif Cengiz, Suat Yayılgan, Salih Karabulut, Mustafa Çelimli, Emin Zor, Nihat Koç, H. Avni Çavdaroğlu, Kasım Güler ve Mehmet Devrim’den müteşekkil Kurucu vakıf üyesi 19 kişi olduk.
Sağ yanda Mustafa Acar’a ait Aydın Huzur Evi Yaptırma ve Yaşatma Vakfı Kimlik Kartı görülmekte.
Bu esnada arsayı vakfımıza bağışlayan Biçer ailesi varislerinden ve Vakıf üyemiz olan Aydın’ın Eski Belediye Başkanlarından Nevzat Biçer imdadımıza yetişti. Nevzat Biçer Belediye Başkanlığından ayrıldıktan sonra Ankara da Bayındırlık Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlük görevine atandı. Ankara da görev yaparken Aydınlı hayırseverlerden büyük bağışlar toplayıp vakfımıza aktardı bu olaya ben bizzat vakıfım. Bu bağış ve desteklerden sonra Huzur Evimiz bu günkü duruma geldi. 7500 m2 kullanım alanı bulunan birbirine bitişik 3 bloktan oluşmuş 200 yatak kapasitelidir. Vakfımız, İnşaatı bitirince Huzur Evini törenle Devlete devir-teslim etti. Araziyi bağışlayan aile bireylerinden, Vâkıfımızın kurucu üyelerinden, inşaatın yapımına vesile olanlardan, bağış ve desteklerini esirgemeyen hayırseverlerden Allah razı olsun. Diye anlatırdı.
Huzurevi bitip ilgili makamlara devir teslim işleri yapıldıktan 6 ay sonra babam huzur içinde 16 Mayıs 1986 tarihinde Hakkın Rahmetine kavuşmuştur. Ne yazık ki Rahmetli Babam Huzurevinin açılışını göremedi çünkü bazı prosedürler nedeniyle gecikmeli olarak 17 Nisan 1993 tarihinde açılışı yapıldı. Bu arada babamın niyet edip ama bir türlü yapamadığı son isteğini de bana vasiyet etmiştir. Bende babamın vasiyeti üzerine bu günkü şehir stadının batısında bulunan Uncu Kemal Camiinin minaresini ve avlusunda bulunan Kuran kursu bölümünü yaptırdım. Allah Babamı Rahmet eylesin ve Hayırlarını kabul etsin. Huzurevinin yapımı ile ilgili ve girişinde duvara monta edilmiş plaket sol tarafta görülmekte.
Hayırseverliği ile tanınan, yaşadığı yıllarda Aydın da kamu yararına yapılacak işlerde hiç çekinmeden elini taşın altına koyup, Hayır Kurumlarına Maddi, manevi tüm destekleri sağlayan gizli kahramanlardan biri olan Mustafa Acar’a ve aile bireylerden ahrete intikal etmiş olanlara Allahtan rahmet dilerim. Ruhları şad, mekânları cennet olsun. Mustafa Acar’ın aile bireylerinden hayatta olanlara da sağlıklı mutlu günler dilerim.
Aydınlı Aydınlık güzel günlere olan inancımla, saygılar sunarım.



