Rıdvan Eşin
Ünüllar Hidrolik
Caddebostan
Abdulkadir Turhan
Köşe Yazarı
Abdulkadir Turhan
 

AYDIN’A İZ BIRAKANLAR

Raşit Kara: (Matbaacı Raşit) Mürettip, Mücellit, Matbaacı, Gazeteci, Şair, Köşe Yazarı. Aydın’a İz Bırakanlar kervanına katılan ve bu haftaki konuğum çok değerli, dostum, ağabeyim, ustam, matbaanın Aydın’daki ordinaryüs profesörü,74 yıldır halen mesleğini icra eden Aydınlı Matbaacı Raşit’i sizlere tanıtmak istedim. Bazı isimler vardır, tek başlarına söylendiklerinde havada asılı kalır; Tıpkı Matbaacı Raşit gibi. Üzerine mürekkep kokusu sinmiş Matbaaya yıllarını vermiş. Harflerin ve kâğıdın kaderini kendi kaderiyle birleştirmiş, yılların yorgunluğunu taşıyan bu ihtiyar delikanlı, işini sadece elinde değil, ruhunda ve isminde taşıyor. Raşit abi kelimenin tam anlamıyla mesleğiyle müsemma nadir ustalardan; matbaası sustuğunda, sanki Matbaacı Raşit ismi de silinecekmiş gibi... Zaten kendisi de söylüyor, matbaa benim biricik Aşk’ımdır diye. Raşit Kara’yı tanımayanlar için yukarıdaki satırları yazdım. Bir nebzede olsa Matbaacı Raşit’i düşünmelerini ve duayen Matbaacı Raşit Kara’nın 74 yıllık meslek aşkını, Aydında çıkan gazetelerin tümünde kısmen de olsa emeğinin olduğunu, eskiden Matbaacı Raşit olmadan gazetelerin çıkamayacağı hakkında bilgi edinmeleri için not düştüm. Onu, uzun yıllardır yazıp sizlerle paylaşmak istedim. Raşit abiyi yazmasaydım gazetecilik ve köşe yazarlığımda bir tarafım eksik olacaktı. Ama işlerin yoğunluğu ve Raşit abinin habire ötelediği röportajı yapmayı başardım. Aydın’da Gazete ve Matbaacılık dalında geniş kapsamlı Aydın tarihine ışık tutacak bilgilerle dolu yaşam öyküsü kitap olacak kadar. Ben burda kısa tuttum. İnşallah yaşam öyküsünü kendisi kitap haline getirir de Aydın tarihinde yerini alır. Evet, Dostum, Büyüğüm, Güven Haberde birlikte çalıştığım ağabeyim Raşit Kara’nın, namıdiğer Matbaacı Raşit’in kendi anlatımıyla yaşam öyküsü; K.T.= Evet Raşit abi, Matbaacı Raşit Kim. bize anlatır mısın? R.K.= Aydın’ın Güzelhisar Mahallesinde 1944 senesinde Mehmet Kara ve Hesna Kara’nın çocukları olarak dünyaya geldim. 1954’de babamı kaybettim. İlkokula devam ederken 1953’de Halkevi Matbaasına girdim, tabi okulla matbaayı birlikte yürüttüm. Tabi bu işi yıllarca yapan eski ustalarımız vardı. 8 yaşında mürettiplik yapmayı öğrendim, Osmanlıca harfleri tek tek diziyordum. Daha sonraları Türkçe Latin harflerine geçildi. 1954’de Kıroba Gazetesi Çine’den Aydın’a taşındı. Halkevi matbaasından ayrılıp Kıroba Gazetesinin matbaasında devam ettim. Kısacası Matbaacılığa Halkevi Matbaasında başlamış oldum. O zamanlar gazetelerin sayfaları tek tek, harf harf diziliyordu. Bu işi yapana da “Mürettip” denirdi. Haberleri içeren harfler kelime, cümle, satır olarak tek tek kurşun harflerden dizilir. Gazete veya Kitap formatında sayfa sayfa hazırlanırdı. 1953’de Halkevi matbaasında çalışırken, “Aydın” Gazetesini dizerek mürettip’lige başladım. Aydın Gazetesi CHP’nin di. Halkevi matbaasında basılırdı. Yazı İşleri Müdürü Av. Necmettin Bey (AKCASU), imtiyaz sahibi Osman Becerik’ti. O zamanlar Aydın’da “Aydın”, “Hür Aydın” bir de “Ses” Gazetesi vardı. Aydın gazetesi CHP’nindi, Hür Aydın Raif Aydoğdu’nundu. Ses gazetesi ise Hilmi Tükel’indi. Ustam Ahmet Çetin beyle birlikte SSK pasajının ara sokağında 12 Aralık 1959’da Güven Matbaasını kurduk ve ustam Güven Matbaasını Akın ve Ali adındaki çocuklarına devretti. Tabi çocukları rahmetli ustamın emanetine sahip çıkamadıklarından Güven Matbaası satıldı. O yıllarda Elektrik falan yoktu. Her şey elle yapılıyordu, gazetelerin harf harf elle tek tek dizilmesi, mekanik manuel olan baskı makinelerinin çalıştırılması gibi. Şimdiki gibi elektrikli, bilgisayarlı makineler yoktu. K.T.= Raşit abi sen kendi adına gazete çıkardın mı? R.K.= Evet, “7 EYLÜL” Gazetesini çıkardım, bir müddet sonra kapatmak zorunda kaldım. Nedeni Aydında çıkardığım 7 Eylül gazetesini bir müddet sonra aynı isimde ve benim adıma Sinop’ta birilerinin çıkardığını öğrendim. Gazetenin adı 7 Eylül, imtiyaz sahibi Raşit Kara. Duyunca olayı adli mercilere bildirdim ve gazeteyi kapattım. Sonra Hüsnü Mence’yle beraber 1964’de “SON” gazetesini çıkardık. Bu gazetemizde elle basılıyordu. Bir müddet devam ettikten sonra kapattık. Benim işim gazete çıkarmak değildi. Ben matbaacıyım. Mesele 15 yıl KIROBA gazetesini bastım. Meslek olarak profesyonel matbaacıyım, aşkım olan bu işi halen Güven Haber Gazetesinin matbaasında devam ediyorum. K.T.= Raşit abi senin Matbaacılık konusunda ADÜ (Adnan Menderes Üniver- sitesi) öğrencilerine ders verdiğini biliyorum. Bu konuda neler söylersin. R.K.= Evet doğrudur. Şu andaki ADÜ İletişim Fakültesinin gazetecilik bölümü, yeni medya ve iletişim bölümünde okuyup, ismimi duyan veya hocalarının önerisiyle, gençler gelip benden matbaacılık konusunda ders alıyorlar. Burda pratikten makinayı tanıtıp, gazete nasıl dizilir, nasıl basılır konularında dersler veriyorum. Ayrıca bizim matbaa da bulunan eski makinayı tanıtıp Matbaacılıkta eski düzeni ve mürettipligi onlara anlatıyorum. Bir nostalji turu da yaşatıyorum. Geçen senelerde gelen öğrenciler mezun oldular, gelip bana sarılarak elimi öpüp teşekkür ettiler. ADÜ öğrencilerinin haricinde sanayide bulunan Mesleki Eğitim ve Çıraklık okulunda 15 sene çocuklara Mürettip, Mücellit ve Matbaa konularında dersler verdim. K.T.= Raşit Abi kaç çocuk var, kaç kardeşsiniz? R.K.= Biz iki kardeşiz, benden başka bir kız kardeşim var. Kız kardeşimin 2 çocuğu var birisi Beyin Cerrahı Profesör. Diğer yeğenim ise, Jeoloji Yüksek Mühendisi. Bana gelecek olursak, benim 2 erkek, 1 kız çocuğum var. 2 oğlum kendi şirketleri olan Çınar Elektronik’te Ambulans ve sağlık hizmetleri veriyorlar. Kızımda Devlet hastanesinde Tıbbı sekreter olarak çalışıyor. K.T.= Raşit abi, Kıroba gazetesinden sonra çekip gittiğin, İstanbul ve İzmir’de bulunan ulusal gazetelerde çalıştığını biliyorum. Orada yaşadıklarını anlatır mısın? R.K.= Aydın’dan ayrılıp ulusal gazete matbaalarında çalışmak istedim. O yıllarda Aydın da gazeteler kısır döngü içinde idiler, bir gazete açılıyor, iki gazete kapanıyordu. Bende bu olaylardan hem üzülmüş hem de sıkılmıştım. 1963 senesinde İstanbul’a gittim. Akşam gazetesi ile görüştüm, hemen işbaşı yaptırdılar. Bir müddet Akşam Gazetesinde çalıştım, sonra Aydındaki Kıroba’ nın sahibi rahmetli patronum Ahmet Çetin Bilek İstanbul’a beni almaya geldi.  Beni ikna edince birlikte Aydın’a döndük.   1965’de tekrar Akşam Gazetesine gidip çalışmaya başladım. O zaman Şehremini de Adnan Menderes Caddesi üzerinde bir ev tuttum ve orda yaşamaya başladım. Ersen ve Dadaşlar da Şehremini’deydiler. Orda sahne alıyorlardı bende ara sıra işten çıkınca onları dinlemeye giderdim. O yıllarda Aydında “İktidai” (elle kullanılan-Manuel) makineler kullanılıyordu. Bu seferde son ayrıldığım matbaanın sahibi Patron Hüsamettin Coşkun beni tekrar Aydın’a götürmeye geldi. Ama ben bu sefer ağırlığımı koydum. Mevcut makine ile iş yapılmaz yenisini alırsan gelirim dedim. O da hay hay dedi ve yeni üretilen maşalı dediğimiz baskı makinesi aldık, öyle Aydın’a geldik. Ve matbaa konusunda Aydın da çağ atladık. İstanbul’dan Aydın’a “HEIDELBERG” marka baskı makinesi alıp geldik. Aydın’da kimsede yok. Matbaacılar makineyi görmeye yanıma gelirlerdi. 1979’a kadar Kıroba Matbaasında çalıştım. 79’da Kıroba matbaasından ayrıldım. Akşam Gazetesinde çalışırken İstanbul’da bayağı dost edinmiştim. Bu nedenle onların yanına gidip, önerileriyle yeni çıkan baskı Makinası aldım. Aydın’a döndüğümde “7 Eylül” matbaasını kurdum. 7 Eylül Matbaası 2006 yılına kadar devam etti. Oğlum Mehmet Kara’ya devrettim, oda bir müddet sonra yapamadı kapattı. Matbaacılık sevgi ister sabır ister gönül ister meşakkatli bir iştir, herkes yapamaz. Neyse, İstanbul’a gittiğimde gelip beni geri getiriyorlar diye Aydın’a yakınlığı nedeniyle bu sefer İzmir’e gittim. Ulusalda takip edilen ama bölge gazetesi olan “Demokrat İzmir” gazetesinde çalışmaya başladım. O yıllarda renkli baskı yapan makineleri kullanan pek azdı. Renklerde tonları ayarlayamıyorlardı. Uzun yıllar Demokrat İzmir gazetesinin kırmızı başlığını, kırmızı yazı ve resimleri basıyordum. Demokrat İzmir’de Makinist olarak çalıştım. Ayrıca 15 yıl Kıroba gazetesinin basım işlerini yaptım ve orada da Makinist olarak görev yaptım, yani matbaacıydım. Başmürettip olarak gazetenin sayfa içeriğini, kurşun harfleri tek tek dizerek baskıya hazırlayıp, sayfaları bağlıyordum. Ayrıca üç sene gazetelerde “Sanat Sayfası” yönetmenliğini Ekrem Bircan- Raşit Kara olarak yaptık. Ekrem benim arkadaşımdı, sanat yönetmenliğinden Muhabirliğe geçti ve sonra emekliye ayrıldı, ben tek başıma Sanat Sayfası Yönetmenliğine devam ettim. Ustam Ahmet Çetin Bilek’ten sonra Raif Aydoğdu’nun sahibi olduğu “Hür Aydın Matbaası’nda” çalıştım. K.T.= Raşit Bey Merhum Adnan Menderes’in oğlu Yüksel Menderes’le birlikte çalıştığını duymuştum, bu konuda bilgi verir misin? R.K.= Evet; 1960 ihtilali olduğu günlerde yukarıda bahsettiğim gibi ben Raif Aydoğdu’nun matbaası olan “Hür Aydın” da çalışıyordum. Tekrar İstanbul’a gidip geldim, ama her İstanbul’a gidişte yeni şeyler öğreniyor, yeni işler yapıyordum. Bu seferde Bursalı Birayazbeyoğlu ile “Yeni Aydın” gazetesini çıkardık ama kadromuz güçlüydü, Merhum Başbakan Adnan Menderes’in oğlu rahmetle andığım Yüksel Menderes, Safi Candaş, ben ve birkaç arkadaş birlikte çalışıyorduk. Yüksel Menderes, gazete ve matbaayı koordine işine bakıyordu, Yüksel abi aynı zamanda Ferruh Bozbeyli’nın kurduğu “DEMOKRATİK PARTİ” nin genel başkan yardımcısıydı.  Safi Candaş Yazı İşleri Müdürü, Ben matbaa sorumlusuydum. Yüksel Bey parti işine ağırlık verince gazeteden elini çekti. Safi Candaş gazeteyi devraldı. Benle Safi Candaş birlikte işi yürütecektik ama Safi Candaş hayır ben tek başıma gazeteyi çıkaracam deyince tabi bende çekildim. Safi’de tek başına işi götüremeyince gazete kapandı. Bu olaylardan sonra “HEIDELBERG” Firması beni makine Monitörlük kursuna çağırdı, bende Almanya’ya gittim 35-40 gün orda kurslara katıldım. Kurs’ da Heıdelberg marka makinanın montajı ve çalıştırılmasını öğrettiler. Tabi o zamanki teknolojiye göre Heıdelberg makine çok ileri bir baskı makinasıydı, derken yenileri üretildi. Şu an yine matbaacılık yapıyorum, Güven Ofset Matbaasında arkadaşlara yardım ediyor ara sıra Mücellit (cilt) işleri yapıyorum. Bir gün olsun matbaa işinden ne yoruldum ne sıkıldım, kısacası bu matbaacılık işi benim aşkım, insan aşkından bıkar mı? Aydın da çıkan bütün gazetelerde emeğim vardır. Dedim ya bu bir aşk işi. Aydın’da çıkan gazetelerin bir kısmını sayayım, MENDERES, AYDIN, YENİ AYDIN, HÜR AYDIN, SON, EKSPRES, MÜCADELE Gazeteleri çıktı, tek tek isimlerini sayarsam roman olur, bunlar gibi bir sürü gazete kısa ömürlü oldu, çıktılar ve kapandılar... Şimdilik diyeceklerim bu kadar, matbaa ve gazetelerle ilgili kalan bilgileri sonraki görüşmemizde anlatırım ama yıllarca yaptığım Mürettiplik üzerine yazıp yayınladığım şiirimi sizlerle paylaşayım. MÜRETTİPLER Mürettipler, Dizerler harf be harf, Yorgundur mürettipler, Ekerler, Biçerler Göz nuru işlerken Ayakta bir beladır, Bunu bilmez muhasipler. Kör kalırdı ahali Olmasaydı mürettipler…                   Raşit KARA Aydın’a İz Bırakanlar kervanına katılan ve bu haftaki konuğum çok değerli, dostum, ağabeyim, ustam, matbaanın Aydın’daki ordinaryüs profesörü Raşit Kara’ya Aydın Basın Camiasına verdiği destek, yaptığı hizmetlerden dolayı şükranlarımı sunar, kendisine ve ailesine yaşam boyu sağlıklı günler dilerim. Raşit Bey hayatta iken onu onurlandırmak ve gelecek nesillere basın camiasında neler yaptığını aktarmak adına, isminin yeni açılacak olan sokak, cadde veya bir parka verilmesini yahut ta Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) İletişim Fakültesinde bir dersliğe adının verilmesini ilgili makamlara duyururum. Haftaya başka bir Aydın’a İz Bırakan şahsın yaşam öyküsünde buluşmak üzere esen kalın Abdulkadir Turhan
Ekleme Tarihi: 27 Mayıs 2026 -Çarşamba

AYDIN’A İZ BIRAKANLAR

Raşit Kara: (Matbaacı Raşit) Mürettip, Mücellit, Matbaacı, Gazeteci, Şair, Köşe Yazarı.

Aydın’a İz Bırakanlar kervanına katılan ve bu haftaki konuğum çok değerli, dostum, ağabeyim, ustam, matbaanın Aydın’daki ordinaryüs profesörü,74 yıldır halen mesleğini icra eden Aydınlı Matbaacı Raşit’i sizlere tanıtmak istedim.

Bazı isimler vardır, tek başlarına söylendiklerinde havada asılı kalır; Tıpkı Matbaacı Raşit gibi. Üzerine mürekkep kokusu sinmiş Matbaaya yıllarını vermiş. Harflerin ve kâğıdın kaderini kendi kaderiyle birleştirmiş, yılların yorgunluğunu taşıyan bu ihtiyar delikanlı, işini sadece elinde değil, ruhunda ve isminde taşıyor. Raşit abi kelimenin tam anlamıyla mesleğiyle müsemma nadir ustalardan; matbaası sustuğunda, sanki Matbaacı Raşit ismi de silinecekmiş gibi... Zaten kendisi de söylüyor, matbaa benim biricik Aşk’ımdır diye.

Raşit Kara’yı tanımayanlar için yukarıdaki satırları yazdım. Bir nebzede olsa Matbaacı Raşit’i düşünmelerini ve duayen Matbaacı Raşit Kara’nın 74 yıllık meslek aşkını, Aydında çıkan gazetelerin tümünde kısmen de olsa emeğinin olduğunu, eskiden Matbaacı Raşit olmadan gazetelerin çıkamayacağı hakkında bilgi edinmeleri için not düştüm.

Onu, uzun yıllardır yazıp sizlerle paylaşmak istedim. Raşit abiyi yazmasaydım gazetecilik ve köşe yazarlığımda bir tarafım eksik olacaktı. Ama işlerin yoğunluğu ve Raşit abinin habire ötelediği röportajı yapmayı başardım. Aydın’da Gazete ve Matbaacılık dalında geniş kapsamlı Aydın tarihine ışık tutacak bilgilerle dolu yaşam öyküsü kitap olacak kadar. Ben burda kısa tuttum. İnşallah yaşam öyküsünü kendisi kitap haline getirir de Aydın tarihinde yerini alır.

Evet, Dostum, Büyüğüm, Güven Haberde birlikte çalıştığım ağabeyim Raşit Kara’nın, namıdiğer Matbaacı Raşit’in kendi anlatımıyla yaşam öyküsü;

K.T.= Evet Raşit abi, Matbaacı Raşit Kim. bize anlatır mısın?

R.K.= Aydın’ın Güzelhisar Mahallesinde 1944 senesinde Mehmet Kara ve Hesna Kara’nın çocukları olarak dünyaya geldim. 1954’de babamı kaybettim. İlkokula devam ederken 1953’de Halkevi Matbaasına girdim, tabi okulla matbaayı birlikte yürüttüm. Tabi bu işi yıllarca yapan eski ustalarımız vardı. 8 yaşında mürettiplik yapmayı öğrendim, Osmanlıca harfleri tek tek diziyordum. Daha sonraları Türkçe Latin harflerine geçildi. 1954’de Kıroba Gazetesi Çine’den Aydın’a taşındı. Halkevi matbaasından ayrılıp Kıroba Gazetesinin matbaasında devam ettim. Kısacası Matbaacılığa Halkevi Matbaasında başlamış oldum. O zamanlar gazetelerin sayfaları tek tek, harf harf diziliyordu. Bu işi yapana da “Mürettip” denirdi. Haberleri içeren harfler kelime, cümle, satır olarak tek tek kurşun harflerden dizilir. Gazete veya Kitap formatında sayfa sayfa hazırlanırdı. 1953’de Halkevi matbaasında çalışırken, “Aydın” Gazetesini dizerek mürettip’lige başladım. Aydın Gazetesi CHP’nin di. Halkevi matbaasında basılırdı. Yazı İşleri Müdürü Av. Necmettin Bey (AKCASU), imtiyaz sahibi Osman Becerik’ti. O zamanlar Aydın’da “Aydın”, “Hür Aydın” bir de “Ses” Gazetesi vardı. Aydın gazetesi CHP’nindi, Hür Aydın Raif Aydoğdu’nundu. Ses gazetesi ise Hilmi Tükel’indi. Ustam Ahmet Çetin beyle birlikte SSK pasajının ara sokağında 12 Aralık 1959’da Güven Matbaasını kurduk ve ustam Güven Matbaasını Akın ve Ali adındaki çocuklarına devretti. Tabi çocukları rahmetli ustamın emanetine sahip çıkamadıklarından Güven Matbaası satıldı. O yıllarda Elektrik falan yoktu. Her şey elle yapılıyordu, gazetelerin harf harf elle tek tek dizilmesi, mekanik manuel olan baskı makinelerinin çalıştırılması gibi. Şimdiki gibi elektrikli, bilgisayarlı makineler yoktu.

K.T.= Raşit abi sen kendi adına gazete çıkardın mı?

R.K.= Evet, “7 EYLÜL” Gazetesini çıkardım, bir müddet sonra kapatmak zorunda kaldım. Nedeni Aydında çıkardığım 7 Eylül gazetesini bir müddet sonra aynı isimde ve benim adıma Sinop’ta birilerinin çıkardığını öğrendim. Gazetenin adı 7 Eylül, imtiyaz sahibi Raşit Kara. Duyunca olayı adli mercilere bildirdim ve gazeteyi kapattım. Sonra Hüsnü Mence’yle beraber 1964’de “SON” gazetesini çıkardık. Bu gazetemizde elle basılıyordu. Bir müddet devam ettikten sonra kapattık. Benim işim gazete çıkarmak değildi. Ben matbaacıyım. Mesele 15 yıl KIROBA gazetesini bastım. Meslek olarak profesyonel matbaacıyım, aşkım olan bu işi halen Güven Haber Gazetesinin matbaasında devam ediyorum.

K.T.= Raşit abi senin Matbaacılık konusunda ADÜ (Adnan Menderes Üniver- sitesi) öğrencilerine ders verdiğini biliyorum. Bu konuda neler söylersin.

R.K.= Evet doğrudur. Şu andaki ADÜ İletişim Fakültesinin gazetecilik bölümü, yeni medya ve iletişim bölümünde okuyup, ismimi duyan veya hocalarının önerisiyle, gençler gelip benden matbaacılık konusunda ders alıyorlar. Burda pratikten makinayı tanıtıp, gazete nasıl dizilir, nasıl basılır konularında dersler veriyorum. Ayrıca bizim matbaa da bulunan eski makinayı tanıtıp Matbaacılıkta eski düzeni ve mürettipligi onlara anlatıyorum. Bir nostalji turu da yaşatıyorum. Geçen senelerde gelen öğrenciler mezun oldular, gelip bana sarılarak elimi öpüp teşekkür ettiler.

ADÜ öğrencilerinin haricinde sanayide bulunan Mesleki Eğitim ve Çıraklık okulunda 15 sene çocuklara Mürettip, Mücellit ve Matbaa konularında dersler verdim.

K.T.= Raşit Abi kaç çocuk var, kaç kardeşsiniz?

R.K.= Biz iki kardeşiz, benden başka bir kız kardeşim var. Kız kardeşimin 2 çocuğu var birisi Beyin Cerrahı Profesör. Diğer yeğenim ise, Jeoloji Yüksek Mühendisi. Bana gelecek olursak, benim 2 erkek, 1 kız çocuğum var. 2 oğlum kendi şirketleri olan Çınar Elektronik’te Ambulans ve sağlık hizmetleri veriyorlar. Kızımda Devlet hastanesinde Tıbbı sekreter olarak çalışıyor.

K.T.= Raşit abi, Kıroba gazetesinden sonra çekip gittiğin, İstanbul ve İzmir’de bulunan ulusal gazetelerde çalıştığını biliyorum. Orada yaşadıklarını anlatır mısın?

R.K.= Aydın’dan ayrılıp ulusal gazete matbaalarında çalışmak istedim. O yıllarda Aydın da gazeteler kısır döngü içinde idiler, bir gazete açılıyor, iki gazete kapanıyordu. Bende bu olaylardan hem üzülmüş hem de sıkılmıştım. 1963 senesinde İstanbul’a gittim. Akşam gazetesi ile görüştüm, hemen işbaşı yaptırdılar. Bir müddet Akşam Gazetesinde çalıştım, sonra Aydındaki Kıroba’ nın sahibi rahmetli patronum Ahmet Çetin Bilek İstanbul’a beni almaya geldi.  Beni ikna edince birlikte Aydın’a döndük.

 

1965’de tekrar Akşam Gazetesine gidip çalışmaya başladım. O zaman Şehremini de Adnan Menderes Caddesi üzerinde bir ev tuttum ve orda yaşamaya başladım. Ersen ve Dadaşlar da Şehremini’deydiler. Orda sahne alıyorlardı bende ara sıra işten çıkınca onları dinlemeye giderdim. O yıllarda Aydında “İktidai” (elle kullanılan-Manuel) makineler kullanılıyordu.

Bu seferde son ayrıldığım matbaanın sahibi Patron Hüsamettin Coşkun beni tekrar Aydın’a götürmeye geldi. Ama ben bu sefer ağırlığımı koydum. Mevcut makine ile iş yapılmaz yenisini alırsan gelirim dedim. O da hay hay dedi ve yeni üretilen maşalı dediğimiz baskı makinesi aldık, öyle Aydın’a geldik. Ve matbaa konusunda Aydın da çağ atladık. İstanbul’dan Aydın’a “HEIDELBERG” marka baskı makinesi alıp geldik. Aydın’da kimsede yok. Matbaacılar makineyi görmeye yanıma gelirlerdi. 1979’a kadar Kıroba Matbaasında çalıştım. 79’da Kıroba matbaasından ayrıldım.

Akşam Gazetesinde çalışırken İstanbul’da bayağı dost edinmiştim. Bu nedenle onların yanına gidip, önerileriyle yeni çıkan baskı Makinası aldım. Aydın’a döndüğümde “7 Eylül” matbaasını kurdum. 7 Eylül Matbaası 2006 yılına kadar devam etti. Oğlum Mehmet Kara’ya devrettim, oda bir müddet sonra yapamadı kapattı. Matbaacılık sevgi ister sabır ister gönül ister meşakkatli bir iştir, herkes yapamaz.

Neyse, İstanbul’a gittiğimde gelip beni geri getiriyorlar diye Aydın’a yakınlığı nedeniyle bu sefer İzmir’e gittim. Ulusalda takip edilen ama bölge gazetesi olan “Demokrat İzmir” gazetesinde çalışmaya başladım. O yıllarda renkli baskı yapan makineleri kullanan pek azdı. Renklerde tonları ayarlayamıyorlardı. Uzun yıllar Demokrat İzmir gazetesinin kırmızı başlığını, kırmızı yazı ve resimleri basıyordum. Demokrat İzmir’de Makinist olarak çalıştım. Ayrıca 15 yıl Kıroba gazetesinin basım işlerini yaptım ve orada da Makinist olarak görev yaptım, yani matbaacıydım. Başmürettip olarak gazetenin sayfa içeriğini, kurşun harfleri tek tek dizerek baskıya hazırlayıp, sayfaları bağlıyordum.

Ayrıca üç sene gazetelerde “Sanat Sayfası” yönetmenliğini Ekrem Bircan- Raşit Kara olarak yaptık. Ekrem benim arkadaşımdı, sanat yönetmenliğinden Muhabirliğe geçti ve sonra emekliye ayrıldı, ben tek başıma Sanat Sayfası Yönetmenliğine devam ettim. Ustam Ahmet Çetin Bilek’ten sonra Raif Aydoğdu’nun sahibi olduğu “Hür Aydın Matbaası’nda” çalıştım.

K.T.= Raşit Bey Merhum Adnan Menderes’in oğlu Yüksel Menderes’le birlikte çalıştığını duymuştum, bu konuda bilgi verir misin?

R.K.= Evet; 1960 ihtilali olduğu günlerde yukarıda bahsettiğim gibi ben Raif Aydoğdu’nun matbaası olan “Hür Aydın” da çalışıyordum. Tekrar İstanbul’a gidip geldim, ama her İstanbul’a gidişte yeni şeyler öğreniyor, yeni işler yapıyordum. Bu seferde Bursalı Birayazbeyoğlu ile “Yeni Aydın” gazetesini çıkardık ama kadromuz güçlüydü, Merhum Başbakan Adnan Menderes’in oğlu rahmetle andığım Yüksel Menderes, Safi Candaş, ben ve birkaç arkadaş birlikte çalışıyorduk. Yüksel Menderes, gazete ve matbaayı koordine işine bakıyordu, Yüksel abi aynı zamanda Ferruh Bozbeyli’nın kurduğu “DEMOKRATİK PARTİ” nin genel başkan yardımcısıydı.  Safi Candaş Yazı İşleri Müdürü, Ben matbaa sorumlusuydum. Yüksel Bey parti işine ağırlık verince gazeteden elini çekti. Safi Candaş gazeteyi devraldı. Benle Safi Candaş birlikte işi yürütecektik ama Safi Candaş hayır ben tek başıma gazeteyi çıkaracam deyince tabi bende çekildim. Safi’de tek başına işi götüremeyince gazete kapandı.

Bu olaylardan sonra “HEIDELBERG” Firması beni makine Monitörlük kursuna çağırdı, bende Almanya’ya gittim 35-40 gün orda kurslara katıldım. Kurs’ da Heıdelberg marka makinanın montajı ve çalıştırılmasını öğrettiler. Tabi o zamanki teknolojiye göre Heıdelberg makine çok ileri bir baskı makinasıydı, derken yenileri üretildi.

Şu an yine matbaacılık yapıyorum, Güven Ofset Matbaasında arkadaşlara yardım ediyor ara sıra Mücellit (cilt) işleri yapıyorum. Bir gün olsun matbaa işinden ne yoruldum ne sıkıldım, kısacası bu matbaacılık işi benim aşkım, insan aşkından bıkar mı? Aydın da çıkan bütün gazetelerde emeğim vardır. Dedim ya bu bir aşk işi. Aydın’da çıkan gazetelerin bir kısmını sayayım, MENDERES, AYDIN, YENİ AYDIN, HÜR AYDIN, SON, EKSPRES, MÜCADELE Gazeteleri çıktı, tek tek isimlerini sayarsam roman olur, bunlar gibi bir sürü gazete kısa ömürlü oldu, çıktılar ve kapandılar...

Şimdilik diyeceklerim bu kadar, matbaa ve gazetelerle ilgili kalan bilgileri sonraki görüşmemizde anlatırım ama yıllarca yaptığım Mürettiplik üzerine yazıp yayınladığım şiirimi sizlerle paylaşayım.

MÜRETTİPLER

Mürettipler,

Dizerler harf be harf,

Yorgundur mürettipler,

Ekerler, Biçerler

Göz nuru işlerken

Ayakta bir beladır,

Bunu bilmez muhasipler.

Kör kalırdı ahali

Olmasaydı mürettipler…

                  Raşit KARA

Aydın’a İz Bırakanlar kervanına katılan ve bu haftaki konuğum çok değerli, dostum, ağabeyim, ustam, matbaanın Aydın’daki ordinaryüs profesörü Raşit Kara’ya Aydın Basın Camiasına verdiği destek, yaptığı hizmetlerden dolayı şükranlarımı sunar, kendisine ve ailesine yaşam boyu sağlıklı günler dilerim.

Raşit Bey hayatta iken onu onurlandırmak ve gelecek nesillere basın camiasında neler yaptığını aktarmak adına, isminin yeni açılacak olan sokak, cadde veya bir parka verilmesini yahut ta Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) İletişim Fakültesinde bir dersliğe adının verilmesini ilgili makamlara duyururum.

Haftaya başka bir Aydın’a İz Bırakan şahsın yaşam öyküsünde buluşmak üzere esen kalın Abdulkadir Turhan

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.