Sosyal medyada son günlerde dolaşan kısa bir video var.
Bir penguen, sürüsünden ayrılıyor.
Diğerleri denize doğru ilerlerken o, tam tersine; buzların, dağların ve belirsizliğin içine doğru yürüyor.
Görüntü eski bir belgeselden alınma. Ama mesele görüntünün yaşı değil, bizde uyandırdığı his. Çünkü bu penguen artık bir hayvan değil; bir sembol.
Sosyal medya onu “nihilist penguen” diye adlandırdı. Kimileri güldü, kimileri paylaştı, kimileri kendini buldu. Çünkü bu küçük yürüyüş, modern insanın ruh haline çok tanıdık geliyor.
Bugün toplumda çoğumuz, bir sürünün içindeyiz.
Aynı hedefler, aynı başarı tanımları, aynı yarışlar…
Okulda, işte, sosyal hayatta “doğru yol” diye gösterilen bir yön var. Ve o yöne gitmeyenler için çoğu zaman tek bir etiket hazır: uyumsuz.
Oysa sürüden ayrılan her birey kaybolmuş değildir.
Bazen sadece başka bir soruya cevap arıyordur.
Penguenin yürüyüşü bize şunu düşündürüyor:
“Ben gerçekten kendi yönümde mi ilerliyorum, yoksa sadece kalabalığı mı takip ediyorum?”
Son dönemlerde insanların yaşadığı bazı hisler var. Özellikle gençlerde bunu çok görüyoruz.
Aynı sınavlara hazırlanıyorlar, aynı meslekleri hedefliyorlar, aynı başarı hikâyeleriyle motive edilmeye çalışılıyorlar. Ama içten içe başka bir şey hissediyorlar:
Yorgunluk. Anlamsızlık. Tükenmişlik.
Bu noktada sürüden ayrılan penguen, bir isyan figürü gibi okunuyor.
Ama belki de o bir isyancı değil; sadece yorulmuş.
Toplum olarak “ayrılmayı” pek sevmiyoruz.
Sürüden ayrılanı ya romantize ediyoruz ya da tehlikeli buluyoruz.
Oysa asıl soru şu olmalı:
Sürü nereye gidiyor?
Eğitimde, ebeveynlikte, kariyer planlarında…
Çocuklarımıza sık sık şunu söylüyoruz:
“Doğru yolu seç.”
Ama nadiren şunu soruyoruz:
“Bu yol kimin için doğru?”
Belki de bu yüzden o penguen bu kadar konuşuldu.
Çünkü hepimizin içinde, zaman zaman, ters yöne gitmek isteyen bir yan var.
Durmak isteyen.
Düşünmek isteyen.
Kalabalığın gürültüsünden uzaklaşmak isteyen.
Elbette gerçek hayatta sürüden ayrılmak risklidir.
Ama düşüncede, duyguda ve hayatta zaman zaman ayrılabilmek; insanı diri tutar.
Belki mesele sürüden tamamen kopmak değil, ama kendi yönünü ara ara kontrol edebilmektir.
Penguenin nereye gittiğini bilmiyoruz.
Ama bize sorduğu soru çok net:
“Ben gerçekten nereye gidiyorum?”
ve belki de sorun sürüden ayrılan penguende değil; asıl sorun, kimsenin sürünün nereye gittiğini sormamasında.



