Aydın’da ne kadar tarihi kurum binası varsa bir bir yıkılıyor.
Gerekçe hep aynı: deprem.
Elbette insan hayatı her şeyden önce gelir. Buna kimsenin itirazı yok.
Ama sormamız gereken bir soru var:
Güçlendirmek varken neden yıkmak ilk seçenek oluyor?
Bugün konuşulan, yıkılması beklenen yapılardan biri de eski adıyla Kız Enstitüsü, bugünkü adıyla Zübeyde Hanım Kız Teknik ve Meslek Lisesi binası.
Okul başka bir yere taşındı. Bina şu an boş.
Ve tam da bu yüzden korunması için hâlâ bir şansımız var.
Bu bina sadece bir okul binası değildi.
Bu kentte binlerce genç kızın hayata hazırlandığı, meslek öğrendiği, ilk defa “ben de yapabilirim” dediği bir yerdi.
Duvarlarında sadece sıva yok; emek, umut, hatıra var.
Bugün çocuklarımıza, yarın torunlarımıza ne göstereceğiz?
“Burası eskiden şuydu” deyip, parmağımızla boş bir arsayı mı işaret edeceğiz?
Bir kentin geçmişi fotoğraflarla değil, mekânlarla anlatılır.
O mekânlar yoksa, hikâye de yarım kalır.
Depreme dayanıklı değilse güçlendirilsin. Ama hiç düşünmeden yıkmak, kenti güvenli hâle getirmez; sadece kimliksizleştirir.
Her yıkımda Aydın biraz daha birbirine benzeyen, ruhsuz şehirlerden biri oluyor.
Bu bina;
- Kültür merkezi olabilir,
- Kent müzesi olabilir,
- Kadın emeğini ve eğitim tarihini anlatan yaşayan bir mekân olabilir.
Yeter ki “boş” diye gözden çıkarılmasın.
Boş olan bina değil, bizim bakış açımız olmasın.
Yurtdışındaki örnekler bize şunu açıkça gösteriyor: Tarihi yapıları korumak, geçmişte takılı kalmak değil; geleceği bilinçle inşa etmektir. Avrupa’daki pek çok kentte “old town” olarak adlandırılan tarihi merkezler, deprem ya da yapısal riskler gerekçe gösterilerek yok edilmemiş; tam tersine güçlendirilmiş, yeni işlevlerle yaşatılmıştır. UNESCO korumasındaki kentler bunun en somut örnekleridir. Yıkmak yerine onarmayı, boş bırakmak yerine dönüştürmeyi seçen bu yaklaşım sayesinde eski okul binaları, sanayi yapıları ya da kamu kurumları bugün müze, kültür merkezi, kütüphane ve toplumsal buluşma alanı olarak yaşamaya devam etmektedir. Tate Modern’in eski bir enerji santralinden dünyanın en çok ziyaret edilen müzelerinden birine dönüşmesi, bunun mümkün ve sürdürülebilir olduğunu kanıtlamaktadır. Bu örnekler bize şunu söylüyor: Güvenlik ile hafıza birbirinin alternatifi değil; doğru planlama ve ortak akılla birlikte korunabilir.
Bir kentin hafızası bir kez yıkılırsa, bir daha güçlendirilmez.



