Rıdvan Eşin
Ünüllar Hidrolik
Caddebostan
Yaşar Çelebi
Köşe Yazarı
Yaşar Çelebi
 

ONU ÇOK SEVMİŞTİM!..

Birazdan son dualar okunacak. Cenazeye katılanlar merhuma son vazifelerini yapacaklar, mezar toprakla dolacaktı. Ardından katılımcılar son dualarını da okuyacaklar, yavaş-yavaş mezarlıktan ayrılacaklardı. O, ayakta duramadığı için oturduğu taş üstünde ‚taş gibi hareketsizdi. Yorgundu, bitkindi… gözlerinden sicim gibi akan gözyaşlarını bile silemeyecek kadar. Bir hafta önce evliliklerinin 62. senesini geride bırakmışlardı. Acı-tatlı anılarla geçen 62 yıl… O’nu, asıl üzen karısını kaybetmenin acısı yanında, bunca yıl boyunca dışarı vuramadığı sevgisiydi. Berber geçirdikleri yarım asırdan fazla zamandır karısına “Seni Seviyorum” diyemediği için kahroluyordu. Sadece, 62 yıl önce bir kere evlenme teklifi yaptığı gün ‚Seni seviyorum, benimle evlenir misin?’ demişti karısına. Ve birden ayağa fırladı; “Onu çok seviyordum” diye çığlık atarak ve çırpınırcasına bağırdı. Kendinden geçmiş, sadece geride kalan 62 yılı hatırlamıştı. Uykudan uyanır gibi fırlamıştı oturduğu yerden. Sesi çok etkiliydi. Cenaze sessizliği bir anda bozmuştu. Yetişkin çocukları babalarını yatıştırmaya çalıştılar; “Tamam, baba. Seni anlıyoruz” diyorlardı. Fakat nafile… O, duymuyordu bile. Yaşlı adam gözlerini dikmiş, yeni açılmış, nemli, çamurumsu mezara inen tabuta bakıyordu. Tören sona erecekti. Katılımcılar mezarın üstüne getirdikleri çiçekleri bırakıyorlardı birer, birer. Yaşlı adam hala sessizce oturuyordu. Kalabalık mezarlığı terk etmeye başlamıştı. Yaşlı adam gitmemekte direniyor, gitmek istemiyordu. Gözlerini mezara dikmiş bakıyordu. Rahip yaklaştı, - “Kendinizi nasıl hissettiğinizi biliyorum, ama gitme zamanı geldi… - …Buradan ayrılmalı ve kendimizi hayatın akışına bırakmalıyız” dedi. Yaşlı adam rahibi duymuyordu bile; - “Onu ne kadar çok seviyordum.” Sesli-sessiz konuşuyordu kendi-kendine ve hep aynı sözleri tekrarlıyordu; - “Onu ne kadar çok sevdim anlıyor musunuz, ben O’nu çok sevmiştim. Fakat… - …Ben bunu ona yaşamım boyunca sadece bir kere söyleyebildim!" Yaşlı adam bir kez daha bağırmak istedi; “ONU!..” diyebildi ancak… Sözün devamını getiremeden oracıkta yığıldı kaldı. Ölmüştü. (Alıntıdır; Hanoch McCarty) Sevgisini kişi hayattayken söyleyebilenlere, Saygılarımla.
Ekleme Tarihi: 18 Ağustos 2026 -Salı

ONU ÇOK SEVMİŞTİM!..

Birazdan son dualar okunacak.

Cenazeye katılanlar merhuma son vazifelerini yapacaklar, mezar toprakla dolacaktı.

Ardından katılımcılar son dualarını da okuyacaklar, yavaş-yavaş mezarlıktan ayrılacaklardı.

O, ayakta duramadığı için oturduğu taş üstünde ‚taş gibi hareketsizdi.

Yorgundu, bitkindi… gözlerinden sicim gibi akan gözyaşlarını bile silemeyecek kadar.

Bir hafta önce evliliklerinin 62. senesini geride bırakmışlardı. Acı-tatlı anılarla geçen 62 yıl…

O’nu, asıl üzen karısını kaybetmenin acısı yanında, bunca yıl boyunca dışarı vuramadığı sevgisiydi.

Berber geçirdikleri yarım asırdan fazla zamandır karısına “Seni Seviyorum” diyemediği için kahroluyordu.

Sadece, 62 yıl önce bir kere evlenme teklifi yaptığı gün ‚Seni seviyorum, benimle evlenir misin?’ demişti karısına.

Ve birden ayağa fırladı; “Onu çok seviyordum” diye çığlık atarak ve çırpınırcasına bağırdı.

Kendinden geçmiş, sadece geride kalan 62 yılı hatırlamıştı. Uykudan uyanır gibi fırlamıştı oturduğu yerden.

Sesi çok etkiliydi. Cenaze sessizliği bir anda bozmuştu.

Yetişkin çocukları babalarını yatıştırmaya çalıştılar;

“Tamam, baba. Seni anlıyoruz” diyorlardı. Fakat nafile… O, duymuyordu bile.

Yaşlı adam gözlerini dikmiş, yeni açılmış, nemli, çamurumsu mezara inen tabuta bakıyordu.

Tören sona erecekti.

Katılımcılar mezarın üstüne getirdikleri çiçekleri bırakıyorlardı birer, birer.

Yaşlı adam hala sessizce oturuyordu.

Kalabalık mezarlığı terk etmeye başlamıştı.

Yaşlı adam gitmemekte direniyor, gitmek istemiyordu.

Gözlerini mezara dikmiş bakıyordu. Rahip yaklaştı,

- “Kendinizi nasıl hissettiğinizi biliyorum, ama gitme zamanı geldi…

- …Buradan ayrılmalı ve kendimizi hayatın akışına bırakmalıyız” dedi.

Yaşlı adam rahibi duymuyordu bile;

- “Onu ne kadar çok seviyordum.”

Sesli-sessiz konuşuyordu kendi-kendine ve hep aynı sözleri tekrarlıyordu;

- “Onu ne kadar çok sevdim anlıyor musunuz, ben O’nu çok sevmiştim. Fakat…

- …Ben bunu ona yaşamım boyunca sadece bir kere söyleyebildim!"

Yaşlı adam bir kez daha bağırmak istedi; “ONU!..” diyebildi ancak…

Sözün devamını getiremeden oracıkta yığıldı kaldı. Ölmüştü.

(Alıntıdır; Hanoch McCarty)

Sevgisini kişi hayattayken söyleyebilenlere,

Saygılarımla.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.