Rıdvan Eşin
Ünüllar Hidrolik
Caddebostan
Hüseyin Asar
Köşe Yazarı
Hüseyin Asar
 

BİR ARAYA GELEMEMEK

Orhan Gencebay’ın o meşhur sözü kulağımızda çınlıyor: “Bir araya gelemeyiz.” Ne acı ki, bu söz artık sadece bir şarkının ya da filmin adı değil; bizim 1 Mayıs gerçekliğimizin de özeti durumuna gelmiş durumda. Oysa 1 Mayıs, Emek ve Dayanışma Bayramı’dır. Bugün, emekçilerin yan yana gelip ortak taleplerini güçlü bir sesle dile getirdiği, dayanışmanın büyüdüğü bir gün olmalıdır. Ama yıllardır aynı sahneyi izliyoruz: kişisel hırslar, dar grup hesapları ve liderlik çekişmeleri, olması gereken o büyük buluşmayı parçalıyor. Aydın’ın Efeler ilçesinde bu yıl iki ayrı kutlama programının ortaya çıkması da bu tablonun yeni bir örneği oldu. Ülkenin dört bir yanında emekçiler ortak bir demokrasi mücadelesi verirken, Aydın’da emekten ve demokrasiden yana olduğunu söyleyen yapıların 1 Mayıs’ta birleşememesi, haklı olarak tartışma yaratıyor. Sonuç ortada: Sabah bir grup, öğleden sonra başka bir grup… Aynı sokaklar, aynı güzergahlar ama farklı kortejler, farklı sloganlar, farklı konuşmalar. Birkaç saat arayla yapılan bu “Ayrı ayrı birlik” gösterileri, aslında derin bir çelişkinin ifadesi. Ortak bir programda uzlaşamayan sendika ve sivil toplum örgütü yöneticileri, bu parçalanmışlığı adeta başarı gibi sunabiliyor. Daha da düşündürücü olan, kendisini “Sol” olarak tanımlayan yapıların bu tabloya düşmesidir. Her biri diğerini tutarsızlıkla suçlarken, ortaya çıkan sonuç ortak bir tutarsızlık oluyor. Söylem başka, pratik bambaşka. Bazı sendikacılar, bazı demokratik kitle örgütü yöneticileri ve siyasiler… Egosu, temsil ettiği kitleden büyük olanlar… Kapalı toplantılarda başka, meydanlarda başka konuşanlar… Hani derler ya: “Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar.” Tam da öyle bir durum. Şimdi sormak gerekmez mi? “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?” Meydanlarda haykırılan sloganlar kulağa güçlü geliyor: “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!” “Birleşe birleşe kazanacağız!” “Birlik, mücadele, dayanışma!” Ama ortada bir gerçek var: Birleşmeden, birlikte hareket etmeden bu sözlerin hiçbirinin karşılığı yok. Ayrışarak dayanışma olmaz, bölünerek zafer kazanılmaz. Gerçek şu ki, bu gidişle emek mücadelesi güçlenmez; aksine zayıflar. Sadece bir kesimi değil, toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir birlik anlayışı kurulmadıkça, emekçilerin sorunları büyümeye devam eder. Kişisel hesaplar uğruna milyonların umudu zedelenmemelidir. Çünkü sendikalar ve demokratik kitle örgütleri kimsenin şahsi alanı değildir. Bugün yapılması gereken şey çok açık: Bozuk düzene karşı birlikte “Yeter” diyebilmek. 1 Mayıs’ı gerçekten birleştirici bir güne dönüştürmek. Dar grupçu anlayışları, tekelleştirme heveslerini bir kenara bırakmak. İçeride başka, dışarıda başka konuşma alışkanlığını terk etmek. Emek ve demokrasi mücadelesine hiçbir katkı sunmayan bu parçalı anlayışın artık sorgulanması gerekiyor. Buna göz yuman, hatta destek veren siyasi parti, sendika ve dernek yöneticilerinin sorumluluğu büyüktür. Düzen zaten sorunlu. En azından emekçileri temsil edenler bu sorunun parçası olmasın demek isterdim. Ama mevcut tablo buna izin vermiyor. Eğer bu anlayış değişmezse, biz daha çok 1 Mayıs’ları ayrı ayrı kutlarız. Ve her ayrılıkta, aslında biraz daha kaybederiz. Son söz; bu ayrışmaya neden olan başta Birleşik Kamu İş bileşenlerinin bazı başkanları olmak üzere kimler sebep oluyorsa kendi kitleleri tarafından tasfiye edilmesi gerekir. Bunların kimseye faydası olmaz, olamaz. “Hiçbir şey tek başına kurtuluş değildir ya hep beraber ya hiçbirimiz.” (Bertolt Brecht)
Ekleme Tarihi: 25 Nisan 2026 -Cumartesi

BİR ARAYA GELEMEMEK

Orhan Gencebay’ın o meşhur sözü kulağımızda çınlıyor: “Bir araya gelemeyiz.” Ne acı ki, bu söz artık sadece bir şarkının ya da filmin adı değil; bizim 1 Mayıs gerçekliğimizin de özeti durumuna gelmiş durumda.

Oysa 1 Mayıs, Emek ve Dayanışma Bayramı’dır. Bugün, emekçilerin yan yana gelip ortak taleplerini güçlü bir sesle dile getirdiği, dayanışmanın büyüdüğü bir gün olmalıdır. Ama yıllardır aynı sahneyi izliyoruz: kişisel hırslar, dar grup hesapları ve liderlik çekişmeleri, olması gereken o büyük buluşmayı parçalıyor.

Aydın’ın Efeler ilçesinde bu yıl iki ayrı kutlama programının ortaya çıkması da bu tablonun yeni bir örneği oldu. Ülkenin dört bir yanında emekçiler ortak bir demokrasi mücadelesi verirken, Aydın’da emekten ve demokrasiden yana olduğunu söyleyen yapıların 1 Mayıs’ta birleşememesi, haklı olarak tartışma yaratıyor.

Sonuç ortada: Sabah bir grup, öğleden sonra başka bir grup… Aynı sokaklar, aynı güzergahlar ama farklı kortejler, farklı sloganlar, farklı konuşmalar. Birkaç saat arayla yapılan bu “Ayrı ayrı birlik” gösterileri, aslında derin bir çelişkinin ifadesi. Ortak bir programda uzlaşamayan sendika ve sivil toplum örgütü yöneticileri, bu parçalanmışlığı adeta başarı gibi sunabiliyor.

Daha da düşündürücü olan, kendisini “Sol” olarak tanımlayan yapıların bu tabloya düşmesidir. Her biri diğerini tutarsızlıkla suçlarken, ortaya çıkan sonuç ortak bir tutarsızlık oluyor. Söylem başka, pratik bambaşka.

Bazı sendikacılar, bazı demokratik kitle örgütü yöneticileri ve siyasiler… Egosu, temsil ettiği kitleden büyük olanlar… Kapalı toplantılarda başka, meydanlarda başka konuşanlar… Hani derler ya: “Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar.” Tam da öyle bir durum.

Şimdi sormak gerekmez mi?

“Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?”

Meydanlarda haykırılan sloganlar kulağa güçlü geliyor:

“Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!”

“Birleşe birleşe kazanacağız!”

“Birlik, mücadele, dayanışma!”

Ama ortada bir gerçek var: Birleşmeden, birlikte hareket etmeden bu sözlerin hiçbirinin karşılığı yok. Ayrışarak dayanışma olmaz, bölünerek zafer kazanılmaz.

Gerçek şu ki, bu gidişle emek mücadelesi güçlenmez; aksine zayıflar. Sadece bir kesimi değil, toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir birlik anlayışı kurulmadıkça, emekçilerin sorunları büyümeye devam eder. Kişisel hesaplar uğruna milyonların umudu zedelenmemelidir. Çünkü sendikalar ve demokratik kitle örgütleri kimsenin şahsi alanı değildir.

Bugün yapılması gereken şey çok açık: Bozuk düzene karşı birlikte “Yeter” diyebilmek. 1 Mayıs’ı gerçekten birleştirici bir güne dönüştürmek. Dar grupçu anlayışları, tekelleştirme heveslerini bir kenara bırakmak. İçeride başka, dışarıda başka konuşma alışkanlığını terk etmek.

Emek ve demokrasi mücadelesine hiçbir katkı sunmayan bu parçalı anlayışın artık sorgulanması gerekiyor. Buna göz yuman, hatta destek veren siyasi parti, sendika ve dernek yöneticilerinin sorumluluğu büyüktür.

Düzen zaten sorunlu. En azından emekçileri temsil edenler bu sorunun parçası olmasın demek isterdim. Ama mevcut tablo buna izin vermiyor.

Eğer bu anlayış değişmezse, biz daha çok 1 Mayıs’ları ayrı ayrı kutlarız. Ve her ayrılıkta, aslında biraz daha kaybederiz.

Son söz; bu ayrışmaya neden olan başta Birleşik Kamu İş bileşenlerinin bazı başkanları olmak üzere kimler sebep oluyorsa kendi kitleleri tarafından tasfiye edilmesi gerekir. Bunların kimseye faydası olmaz, olamaz.

“Hiçbir şey tek başına kurtuluş değildir ya hep beraber ya hiçbirimiz.” (Bertolt Brecht)

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (8)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Nursel Unay
(25.04.2026 20:30 - #72828)
Tüm Emeklilerin Sendikası olarak defalarca muhatabları ile bu konuda ısrarla görüşmemize rağmen hiç de iyi niyetli ve samimi olmayan söylemlerle karşı karşıya kaldık.Maalesef burda kaybeden emek örgütleri oluyor. Kendi kitlelerine ihanet eden yönetim kadroları sorumlu.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Şaban Özdemir
(25.04.2026 21:21 - #72830)
Haber yapmak köşe yazısı yazmak gazetecilerin isidir hakkıdır. Yaptğı haberin yazdığı yazının kimin hoşuna gideceği değil gerçekleri yansıtması önemlidir. Çünkü halkı aydıtlatma doğru bilgilendirme görevi vardır. Doğru haber yapmak meslek ettiğidir. Yalan haber yapmak ahlâksızlıktır Toplantıya katılanlar olarak @CHP Kağan Erçetin⁩ @⁨Dr Ali Demir⁩ @⁨İsmet Bozkurt⁩ @⁨Mehmet Kaçmaz⁩ @⁨Ufuk Kartal⁩ @⁨Zeki Köse⁩ @⁨~Y. Kemal Gündüz⁩ Yazıda Birleşik Kamu-İş hakkında yazılanları yanıtlamanız yalancılığın önüne geçmek ahlâksızlığa izin vermemek halka gerçek bilgileri aktarmak bir sorumluluk, masum olanlara karşı vicdan, dedikodulara izin vermemektir.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sabri Çalıcı
(25.04.2026 23:52 - #72832)
Solda her fraksiyon tarikat gibidir. Kendi görüş ve düşüncelerini, sloganlarını kabul ettirmek gibi bir anlayışa sahipler. Azıcık ta egolarını tatmin etme, bencilliklerini açıkça olmasa da ortaya koyma gibi nedenler ağır basıyor.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sefa Sarıyılmaz
(26.04.2026 11:30 - #72833)
Kalemine, emeğine sağlık Hüseyin bey kardeşim.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
İsmet Bozkurt
(26.04.2026 11:45 - #72834)
Ayrılınca değil birleşince güçlüyüz. Kimseyi suçlamadan , ayrıştırmadan ortak akılla ,ortak paydada buluşmak için için ne gerekiyorsa yapmak gerektiği lütuf değil zorunlulukdur. Yarından tezi yok bu birlikteliğe herkesin katkı koyması gerekir.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Mehmet Kaçmaz
(26.04.2026 12:15 - #72835)
1 Mayıs sadece işçi sınıfı için bir anma ve kutlama günü değil aynı zamanda tüm emekci kesimler için güncel sınıf mücadelesini bir üst noktaya taşımanın bir manivelası olarak da değerlendirilmeli. 23 yıllık AKP iktidarının, tek adam rejiminin sona erdirilmesi için birleşik bir mücadelenin kaçınılmaz olduğu koşullarda, 1 Mayıs kutlamalarının daha bir görkemli, daha bir kitlesel , daha bir güçlü ortak bir hedefe yönelik olarak sürdürülmesi gerekirken, nedense pek çok siyasi çevre ya da sendika kendini dünyanın merkezi sanıp 1 mayıs kutlamalarını farklı yönlere çekmeye çalışıyor. Emeğin birliği , dayanışma ve birleşik mücadele gibi kavramlar sözde kalıyor. Bu tür davranışlar da 1 mayıs etkinliklerine katılımı ve mücadele azmini giderek azaltıyor. 1 mayıs vesilesiyle topluma verilmek istenen mesajlar gerektiği gibi verilemiyor. Kimse de bunun sorumluluğunu taşımıyor. Yıllardır Aydın'da da maalesef iki başlı bir 1 Mayıs kutlaması yapılıyor. İncir çekirdeğini doldurmayacak nedenlerle her iki taraf birbirini itiyor. Heriki taraf da kendine göre çok haklı. Peki bu durumun her yıl 1 Mayıs etkinliklerine katılımı ve mücadele azmini giderek azalttığının farkında değiller mi? Birazcık olsun bunun sorumluluğunu hissetmiyorlar mı? Gelinen noktada Birleşik Kamu İş ve Türk İş' in şu zamana kadar ayrı bir komite oluşturmayıp mevcut komiteye birer üye ile yer alması konusunda halen müzakereleri sürdürmesi yapıcı bir tutum. Mevcut Komitenin birlikte kutlanması konusunda bu talebi dikkate almayıp karşılaşmaması anlaşılır değil. Herkes kendi kuyusunun dibinden gökyüzüne bakınca, gökyüzünü kendi kuyusunun ağzı kadar sanıyor. Oysa gökyüzü oradan gördüğümüzden çok daha geniş. Eğer, bütün çabalara rağmen yine iki başlı bir kutlama kararı çıkarsa, üyelerinin iradesini yok sayan bu yöneticiler bu vebalin altından nasıl kalkacaklardır bunun da hesabını yapmalıdırlar.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Aysel Ardeniz
(26.04.2026 12:41 - #72836)
Güzelbir yazı, kutlarım. Anlayana.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Kemal
(26.04.2026 14:49 - #72838)
Ayrışmaya neden olanın Birleşik Kamu İş olduğunu nereden çıkardınız? Tabanı ile zıtlaşmaktan üye kaybederek Birleşik Kamu İş'in gerisine düşenler bu gerçeği kabul etmemekte direniyor. Toplantıya daha fazla üyesi olan Birleşik Kamu İş yerine ısrarla keski çağıranlara sor bakalım ayrılığın nedenini.
Suat Bilmiyorsun, bilmediğini de bilmiyorsun (Konfiçyus)
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.