Rıdvan Eşin
Ünüllar Hidrolik
Fibar
Hüseyin Asar
Köşe Yazarı
Hüseyin Asar
 

DOLANDIRICILIKTA ÇAĞ ATLADIK

Ülkemizin ekonomik olarak zor günlerden geçmesi ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin artması ile dolandırıcılık olayları patlamıştır. Türkiye'de her gün yeni yöntemlerin görüldüğü dolandırıcılık olayları çığırından çıkmış durumda. Sorunun büyümesi ve etkilediği kişi sayısının artması toplumsal travmaya dönüştü. Dolandırıcılık ile mağduriyet yaşayanlar arttı, milyonlarca insan maddi-manevi büyük zararlar gördü. Özellikle telefonla, internet üzerinden veya sahte vaatlerle; evde paketleme, kargo iadesi, aidat iadesi, hediye çekleri, yatırım, ikramiye kazanılması, kamu görevlisi taklidi vs. ile yapılan nitelikli dolandırıcılıkta son yıllarda akıl almaz artışlar yaşandı. Üstelik mağdurların çoğu adalet mekanizması içinde daha da mağdur oldu. Gündüz kuşağında yayınlanan programlarda o kadar ilginç olaylar oluyor ki, şaşırmamak mümkün değil.  Devlet mekanizması, yönetime yönelik eleştirel bir tweet veya sosyal medya paylaşımı yapan kişiye gece yarısı ev baskını yapıp gözaltı kararı çıkarabiliyor. Hatta bazen bir saat gibi kısa sürede tutuklama talebiyle harekete geçebiliyor. Duyarlılık mükemmel işliyor. Ancak milyonlarca insanı mağdur eden organize dolandırıcılık çeteleri söz konusu olunca süreç neden bu kadar yavaş ve yetersiz kalıyor, anlaşılır gibi değil. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, kendi evlerinde, ellerindeki telefonlarla, dijital bir kuşatma altında her gün soyuluyor, yağmalanıyor ve onurları kırılıyor. Vatandaşımızı koruyan kollayan yok. Türkiye’de kamu düzeni, dijital dünyada yaşanan bu olaylar karşısında yeterli tepkiyi zamanında veremiyor. Yetkililer vatandaşların banka hesaplarının, hayallerinin ve geleceğinin yok edilmesine ve göz göre göre soyulmasına adeta seyirci kalıyor. Dolandırıcılar tarafından halkın alın teri çalınıyor. Çaresizlik içinde intiharın eşiğine gelen babaların, geleceği çalınan kadınların, dolandırılan emeklilerin ve umudu çalınan gençlerin çığlığını duyan yok. Ayrıca, Afrika’dan Asya’ya kadar tüm suç şebekeleri Türkiye’yi "Korumasız bir av sahası", Türk vatandaşlarını ise avlanacak bir ördek olarak görüyor. Yerel işbirlikçiler, paravan şirketler ve "Kiralık hesaplar" aracılığıyla milyonlarca dolar Türkiye’den yurt dışına akıp gidiyor. Emniyet güçlerinin operasyonlarında çok sayıda şüpheli yakalanıyor, ama bu yakalananlar okyanusta bir damla kadar yer tutuyor. Buna karşılık gerçek çeteler hala sokaklarda, ofislerinde rahatça çalışıyor. Ülkede yaşanan ekonomik sorunlar halkı çaresizliğe sürüklüyor, bir umutlarını yitiren işsiz gençler çaresiz şekilde çetelere katılıyor, emekliler ceplerindeki son kuruşlarını kaptırıyor. Bu dolandırıcılık serüveninin asıl sorumlusu sadece dolandırıcılar ve çeteler değildir. Bu yağmanın asıl sorumlusu, gerekli önlemleri zamanında almayan yetkili kişi ve kurumlardır. Adalet terazisi nedense sadece mazlumlara işlemiyor. Kanunlarda dolandırıcılık konusunda yeterli caydırıcılık yok. Nitelikli dolandırıcılıkta mahkûmiyet oranı düşük kalıyor, cezalar infaz edilmiyor. Bankacılık ve Teknoloji kurumları vatandaşın parasını koruyamıyor. Nitelikli Dolandırıcılık toplumsal huzur bozan bir unsur haline gelmiştir. Kurtuluş hep birlikte mücadele etmektir. “Hakikat güneş gibidir; üfleyerek söndüremezsin.” (Gazi Mustafa Kemal Atatürk)
Ekleme Tarihi: 31 Mart 2026 -Salı

DOLANDIRICILIKTA ÇAĞ ATLADIK

Ülkemizin ekonomik olarak zor günlerden geçmesi ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin artması ile dolandırıcılık olayları patlamıştır.

Türkiye'de her gün yeni yöntemlerin görüldüğü dolandırıcılık olayları çığırından çıkmış durumda. Sorunun büyümesi ve etkilediği kişi sayısının artması toplumsal travmaya dönüştü. Dolandırıcılık ile mağduriyet yaşayanlar arttı, milyonlarca insan maddi-manevi büyük zararlar gördü.

Özellikle telefonla, internet üzerinden veya sahte vaatlerle; evde paketleme, kargo iadesi, aidat iadesi, hediye çekleri, yatırım, ikramiye kazanılması, kamu görevlisi taklidi vs. ile yapılan nitelikli dolandırıcılıkta son yıllarda akıl almaz artışlar yaşandı. Üstelik mağdurların çoğu adalet mekanizması içinde daha da mağdur oldu. Gündüz kuşağında yayınlanan programlarda o kadar ilginç olaylar oluyor ki, şaşırmamak mümkün değil.

 Devlet mekanizması, yönetime yönelik eleştirel bir tweet veya sosyal medya paylaşımı yapan kişiye gece yarısı ev baskını yapıp gözaltı kararı çıkarabiliyor. Hatta bazen bir saat gibi kısa sürede tutuklama talebiyle harekete geçebiliyor. Duyarlılık mükemmel işliyor. Ancak milyonlarca insanı mağdur eden organize dolandırıcılık çeteleri söz konusu olunca süreç neden bu kadar yavaş ve yetersiz kalıyor, anlaşılır gibi değil.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, kendi evlerinde, ellerindeki telefonlarla, dijital bir kuşatma altında her gün soyuluyor, yağmalanıyor ve onurları kırılıyor. Vatandaşımızı koruyan kollayan yok. Türkiye’de kamu düzeni, dijital dünyada yaşanan bu olaylar karşısında yeterli tepkiyi zamanında veremiyor. Yetkililer vatandaşların banka hesaplarının, hayallerinin ve geleceğinin yok edilmesine ve göz göre göre soyulmasına adeta seyirci kalıyor.

Dolandırıcılar tarafından halkın alın teri çalınıyor. Çaresizlik içinde intiharın eşiğine gelen babaların, geleceği çalınan kadınların, dolandırılan emeklilerin ve umudu çalınan gençlerin çığlığını duyan yok.

Ayrıca, Afrika’dan Asya’ya kadar tüm suç şebekeleri Türkiye’yi "Korumasız bir av sahası", Türk vatandaşlarını ise avlanacak bir ördek olarak görüyor. Yerel işbirlikçiler, paravan şirketler ve "Kiralık hesaplar" aracılığıyla milyonlarca dolar Türkiye’den yurt dışına akıp gidiyor. Emniyet güçlerinin operasyonlarında çok sayıda şüpheli yakalanıyor, ama bu yakalananlar okyanusta bir damla kadar yer tutuyor. Buna karşılık gerçek çeteler hala sokaklarda, ofislerinde rahatça çalışıyor.

Ülkede yaşanan ekonomik sorunlar halkı çaresizliğe sürüklüyor, bir umutlarını yitiren işsiz gençler çaresiz şekilde çetelere katılıyor, emekliler ceplerindeki son kuruşlarını kaptırıyor.

Bu dolandırıcılık serüveninin asıl sorumlusu sadece dolandırıcılar ve çeteler değildir. Bu yağmanın asıl sorumlusu, gerekli önlemleri zamanında almayan yetkili kişi ve kurumlardır. Adalet terazisi nedense sadece mazlumlara işlemiyor. Kanunlarda dolandırıcılık konusunda yeterli caydırıcılık yok. Nitelikli dolandırıcılıkta mahkûmiyet oranı düşük kalıyor, cezalar infaz edilmiyor. Bankacılık ve Teknoloji kurumları vatandaşın parasını koruyamıyor. Nitelikli Dolandırıcılık toplumsal huzur bozan bir unsur haline gelmiştir. Kurtuluş hep birlikte mücadele etmektir.

“Hakikat güneş gibidir; üfleyerek söndüremezsin.” (Gazi Mustafa Kemal Atatürk)

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.