Her gün binlerce metal yığınının arasında, korna sesleri ve egzoz dumanı eşliğinde bir hayatta kalma mücadelesi veriyoruz. Trafik, modern insanın en çıplak, en maskesiz olduğu alanlardan biri. Direksiyonun başına geçtiğimizde kimliğimiz, eğitimimiz ya da sosyal statümüz bir kenara çekiliyor; geriye sadece saf karakterimiz kalıyor. İşte tam da bu hengamenin ortasında, sinyalini yakmış sıkışıp kalmış bir araca durup yol veren, arkasından da hafifçe el sallayarak teşekkür alan o sürücüler var ya; aslında onlar sadece birer "iyi sürücü" değil, duygusal zekanın (EQ) parlayan birer temsilcisi.
Bilimsel veriler: Akademik araştırmalar ve trafik psikologları da bu durumu net bir şekilde doğruluyor. Trafikte nezaket göstermek, yol vermek ve empati kurmak rastgele birer şans eseri değil. Bilim, duygusal zekâsı yüksek olan bireylerin trafikteki kriz anlarını çok daha iyi yönettiğini, öfkelerine yenik düşmek yerine yapıcı birer sosyal aktöre dönüştüklerini gösteriyor.
Çünkü yüksek EQ’lu bir sürücü için o yol, sadece kendisinin varmak istediği bir hedef değil; herkesin paylaştığı ortak bir yaşam alanı. Direksiyon başındayken diğer araçları birer düşman ya da engel olarak görmüyorlar; içindeki insanların da acelesi olabileceğini, hata yapabileceğini ya da stresli bir gün geçirebileceğini anlayabiliyorlar. Anonimliğin arkasına sığınıp kabalaşmak yerine, insan olmanın getirdiği o görünmez bağı trafikte de koruyorlar. Yol verildiğinde el sallayarak teşekkür etmek ise, bu derin nezaketin en güzel mührü oluyor.
Üstelik bu nezaket hareketi, sadece iki araç arasında kalıp biten anlık bir jest değildir. Sosyal psikolojide buna "sosyal dalgalanma" (ripple effect) diyoruz. Trafikte birine yol verdiğinizde, o sürücüde olumlu bir duygu durumu tetiklersiniz. Kendisine nezaket gösterilen sürücü, yaşadığı bu pozitif deneyimin etkisiyle, birkaç kilometre sonra sıkışan bir başka araca yol vermeye çok daha yatkın hale gelir. Sizin başlattığınız o tek bir saniyelik duruş, kilometrelerce uzayan dalga dalga bir iyilik ve huzur zincirine dönüşür. Aksine, birine yol vermeyip önünü kestiğinizde de tam tersi bir agresiflik dalgasını trafiğe salmış olursunuz.
Uzun lafın kısası; bir insanın gerçek duygusal zekasını, sabrını ve empati yeteneğini ölçmek istiyorsanız onu saatlerce süren bir teste sokmanıza gerek yok. Yoğun trafikte, sıkışık bir şerit ayrımında ne yaptığına bakın. Yol verenler, bu dünyanın karmaşasında sadece trafiği değil, insanlığın yükünü de hafifletiyor.
Tüm okurlarımızın Kurban Bayramı’nı en içten dileklerimle kutlar; sevdiklerinizle birlikte neşe, huzur ve yüksek empati dolu, kazasız yolculuklar dilerim.
İyi bayramlar.)



