Rıdvan Eşin
Ünüllar Hidrolik
Caddebostan
Süleyman Çokay
Köşe Yazarı
Süleyman Çokay
 

LGS SONUÇLARI BİR GERÇEĞİ HAYKIRIYOR!

Çocuklarımızı Sınava mı, Kaygıya mı Hazırlıyoruz? LGS sonuçları açıklandı. Yine tam puan alan öğrenciler konuşuldu. Yüzdelik dilimler hesaplandı. Tercih listeleri hazırlanmaya başlandı. Ancak bütün bu rakamların arasında gözden kaçan çok önemli bir gerçek var. Aslında açıklanan yalnızca sınav sonuçları değil; yıllardır izlediğimiz eğitim anlayışının da karnesi. Ve o karne bize açık bir mesaj veriyor: LGS artık sadece bilgiyle kazanılmıyor. Yıllardır aynı sistem uygulanıyor. Öğrenciler sınavın mantığını öğrendi. Öğretmenler hangi becerilerin ölçüldüğünü çözdü. Yayınevleri binlerce soru ve yüzlerce kaynak üretti. Buna rağmen ailelerin önemli bir bölümü hâlâ başarıyı yanlış yerde arıyor. Daha fazla kitap... Daha fazla deneme... Daha fazla soru... Oysa 2026 LGS sonuçlarının gösterdiği tablo tam tersini söylüyor. Başarıyı belirleyen, çözülen soru sayısı değil; öğrenilen derslerin kalitesi oldu. Sınavda öne çıkan öğrencilerin ortak özelliği sadece akademik yeterlilik değildi. Onlar kaygıyı yönetebilen, zor bir soruyla karşılaştığında paniğe kapılmayan, zamanı doğru kullanan ve hata yaptığında sınavı zihninde bitirmeyen öğrencilerdi. Çünkü LGS artık sadece matematik, fen ya da Türkçe sınavı değildir. LGS; duygu yönetimi, kriz anında karar verebilme ve yeniden odaklanabilme sınavıdır. Ne yazık ki bazı aileler hâlâ çocuklarını bilgiyle değil, beklentileriyle yoruyor. "Sen bunu mutlaka kazanacaksın." "Biz sana güveniyoruz." "Bu kadar emek boşa gitmeyecek." İyi niyetle kurulan bu cümleler bazen çocuğun omuzlarına görünmez bir yük bırakıyor. Çünkü çocuk, yalnızca soruları çözmeye değil; ailesini hayal kırıklığına uğratmamaya da çalışıyor. İşte asıl yorgunluk burada başlıyor. Bir başka dikkat çekici gerçek ise kaynak meselesi... Son yıllarda eğitim adeta bir tüketim yarışına dönüştü. Bitirilen soru bankaları başarı ölçüsüne dönüştürüldü. Her yeni kaynak, sanki başarıya giden sihirli anahtar gibi sunuldu. Oysa sonuçlar gösteriyor ki onlarca kaynak bitiren değil, yanlışlarını analiz eden öğrenciler kazandı. Ezberleyen değil, düşünen... Yetişmeye çalışan değil, planlı çalışan... Her soruyla inatlaşan değil, gerektiğinde vazgeçmesini bilen öğrenciler öne çıktı. Belki de en büyük yanılgımız motivasyonu yanlış anlamamız oldu. Çocuklara sürekli "Sen yaparsın." demek, onları hayata hazırlamıyor. Çünkü hayatın da sınavların da içinde başarısızlık ihtimali vardır. Gerçek motivasyon, çocuğa hiç zorlanmayacağını söylemek değil; zorlandığında da ayağa kalkabileceğini hissettirmektir. Bu yüzden bugün ailelerin kendilerine şu soruyu sorması gerekiyor: Biz çocuğumuzu sınava mı hazırlıyoruz, yoksa sınav kaygısına mı? Çünkü baskı arttıkça başarı artmıyor. Beklenti büyüdükçe özgüven güçlenmiyor. Kaynak çoğaldıkça öğrenme derinleşmiyor. Tam tersine; çocukların zihni doluyor, motivasyonu azalıyor ve en önemlisi çocuk olma hâli kayboluyor. 2026 LGS'nin en önemli dersi belki de budur. Başarı; sadece zekânın değil, psikolojik sağlamlığın, doğru rehberliğin ve koşulsuz aile desteğinin ürünüdür. Bir çocuğun hayatını tek bir sınav belirlemez. Ama o sınava hazırlanırken yaşadıkları, kendine güvenini, hayata bakışını ve geleceğe dair umutlarını uzun yıllar boyunca etkileyebilir. İşte bu yüzden LGS sonuçlarına yalnızca puan cetveli olarak değil, çocuklarımızın bize tuttuğu bir ayna olarak bakmalıyız. O aynada gördüğümüz şey sadece başarı değil; eğitim anlayışımızın, ebeveynliğimizin ve çocuklarımızla kurduğumuz ilişkinin de yansımasıdır. Belki de artık değişmesi gereken sınav değil; sınava bakışımızdır.
Ekleme Tarihi: 16 Temmuz 2026 -Perşembe

LGS SONUÇLARI BİR GERÇEĞİ HAYKIRIYOR!

Çocuklarımızı Sınava mı, Kaygıya mı Hazırlıyoruz?

LGS sonuçları açıklandı.

Yine tam puan alan öğrenciler konuşuldu. Yüzdelik dilimler hesaplandı. Tercih listeleri hazırlanmaya başlandı. Ancak bütün bu rakamların arasında gözden kaçan çok önemli bir gerçek var.

Aslında açıklanan yalnızca sınav sonuçları değil; yıllardır izlediğimiz eğitim anlayışının da karnesi.

Ve o karne bize açık bir mesaj veriyor:

LGS artık sadece bilgiyle kazanılmıyor.

Yıllardır aynı sistem uygulanıyor. Öğrenciler sınavın mantığını öğrendi. Öğretmenler hangi becerilerin ölçüldüğünü çözdü. Yayınevleri binlerce soru ve yüzlerce kaynak üretti. Buna rağmen ailelerin önemli bir bölümü hâlâ başarıyı yanlış yerde arıyor.

Daha fazla kitap...

Daha fazla deneme...

Daha fazla soru...

Oysa 2026 LGS sonuçlarının gösterdiği tablo tam tersini söylüyor.

Başarıyı belirleyen, çözülen soru sayısı değil; öğrenilen derslerin kalitesi oldu.

Sınavda öne çıkan öğrencilerin ortak özelliği sadece akademik yeterlilik değildi. Onlar kaygıyı yönetebilen, zor bir soruyla karşılaştığında paniğe kapılmayan, zamanı doğru kullanan ve hata yaptığında sınavı zihninde bitirmeyen öğrencilerdi.

Çünkü LGS artık sadece matematik, fen ya da Türkçe sınavı değildir.

LGS; duygu yönetimi, kriz anında karar verebilme ve yeniden odaklanabilme sınavıdır.

Ne yazık ki bazı aileler hâlâ çocuklarını bilgiyle değil, beklentileriyle yoruyor.

"Sen bunu mutlaka kazanacaksın."

"Biz sana güveniyoruz."

"Bu kadar emek boşa gitmeyecek."

İyi niyetle kurulan bu cümleler bazen çocuğun omuzlarına görünmez bir yük bırakıyor. Çünkü çocuk, yalnızca soruları çözmeye değil; ailesini hayal kırıklığına uğratmamaya da çalışıyor.

İşte asıl yorgunluk burada başlıyor.

Bir başka dikkat çekici gerçek ise kaynak meselesi...

Son yıllarda eğitim adeta bir tüketim yarışına dönüştü. Bitirilen soru bankaları başarı ölçüsüne dönüştürüldü. Her yeni kaynak, sanki başarıya giden sihirli anahtar gibi sunuldu.

Oysa sonuçlar gösteriyor ki onlarca kaynak bitiren değil, yanlışlarını analiz eden öğrenciler kazandı.

Ezberleyen değil, düşünen...

Yetişmeye çalışan değil, planlı çalışan...

Her soruyla inatlaşan değil, gerektiğinde vazgeçmesini bilen öğrenciler öne çıktı.

Belki de en büyük yanılgımız motivasyonu yanlış anlamamız oldu.

Çocuklara sürekli "Sen yaparsın." demek, onları hayata hazırlamıyor. Çünkü hayatın da sınavların da içinde başarısızlık ihtimali vardır. Gerçek motivasyon, çocuğa hiç zorlanmayacağını söylemek değil; zorlandığında da ayağa kalkabileceğini hissettirmektir.

Bu yüzden bugün ailelerin kendilerine şu soruyu sorması gerekiyor:

Biz çocuğumuzu sınava mı hazırlıyoruz, yoksa sınav kaygısına mı?

Çünkü baskı arttıkça başarı artmıyor.

Beklenti büyüdükçe özgüven güçlenmiyor.

Kaynak çoğaldıkça öğrenme derinleşmiyor.

Tam tersine; çocukların zihni doluyor, motivasyonu azalıyor ve en önemlisi çocuk olma hâli kayboluyor.

2026 LGS'nin en önemli dersi belki de budur.

Başarı; sadece zekânın değil, psikolojik sağlamlığın, doğru rehberliğin ve koşulsuz aile desteğinin ürünüdür.

Bir çocuğun hayatını tek bir sınav belirlemez.

Ama o sınava hazırlanırken yaşadıkları, kendine güvenini, hayata bakışını ve geleceğe dair umutlarını uzun yıllar boyunca etkileyebilir.

İşte bu yüzden LGS sonuçlarına yalnızca puan cetveli olarak değil, çocuklarımızın bize tuttuğu bir ayna olarak bakmalıyız.

O aynada gördüğümüz şey sadece başarı değil; eğitim anlayışımızın, ebeveynliğimizin ve çocuklarımızla kurduğumuz ilişkinin de yansımasıdır.

Belki de artık değişmesi gereken sınav değil; sınava bakışımızdır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.