Rıdvan Eşin
Ünüllar Hidrolik
Fibar
Hüseyin Asar
Köşe Yazarı
Hüseyin Asar
 

PAPA PAPA DEDİKLERİ

Haçlı Seferlerini bilmeyen yoktur. Hristiyan Avrupa defalarca Anadolu ve Ortadoğu bölgesine akınlar düzenlemiş, gittikleri yerlere kan ve göz yaşı götürmüştür. Hristiyan Avrupa’nın bu bölgeler üzerindeki istek ve arzusu binlerce yıldır bitmemiştir. Geçtiğimiz ay Papa 14. Leo resmi ziyareti çerçevesinde İznik’e geldi. Bu ziyaret ülkemin bölünmez bütünlüğünü hiçe sayan, diplomatik etik sınırların aşılmasına ve Lozan Antlaşması’nın açıkça ihlaline yönelik bir ziyaret olarak dikkatleri çekti. Papa 14. Leo'nun bu gezisi, Hıristiyan dünyasının ilk "Ekümenik" yani evrensel buluşması olan İznik Konsilinin (piskoposlar kurulu) 1700. Yıldönümünde yapılması nedeniyle Vatikan tarafından bir "Hac" ziyareti olarak tanımlanması, arkasında saklanan gerçekleri gizlemeye yetmiyor. Papa’nın havarisel nitelikli ilk yurtdışı gezisi olan bu ziyaret, Türkiye Cumhuriyeti üzerinde binlerce yıldır oynanan kirli siyasal oyunların sonuncusu olmakla beraber asla son oyunu olmayacaktır. Haçlı zihniyeti en başında olduğu gibi Anadolu üzerinde yaşayan Türklerden kurtulmak istemektedir. Bu Bizans oyunları bir yandan etnik kimlik siyaseti üzerinden yürürken, diğer yandan da Anayasamıza aykırı bir şekilde siyasetin içine sokularak başka bir boyuta taşınmaktadır. Papa 14. Leo’nun yaptığı resmi ziyaret diplomasi kurallarına uydurulmuş olsa da yapılan açıklamalarda ve belirtilen program içerisinde diplomasi etiğine yakışmayan; Türkiye Cumhuriyeti’nin Lozan Antlaşması ve Anayasa çerçevesinde kabul etmediği ünvanların kullanılması ilginçtir. Tüm bunlar masumiyet maskesi altına gizlenmiş sinsice planlar olup, bunları doğal karşılamak asla mümkün değildir. Aslında bu Papa ziyaretinin Hristiyan dünyasının ötesinde bir konu olduğu açık ve nettir. Sözde din özgürlüğü veya dinler arası diyalog adı altında, on yıllardır devam eden ve terör örgütlerinin elebaşlarının dahi yer aldığı tiyatronun son perdesidir. Bu ziyaret, Lozan Barış Antlaşmasının, Anayasamızın güvence altına aldığı ulusal egemenliğimizin ve bölünmez bütünlüğümüzün ortadan kaldırılmasına yönelik tehlikeli senaryoların yer aldığı düzmece bir oyundur. Cumhuriyetin ilanından sonra kullanımı yasaklanan Fener Rum Kilisesi’ne ekümeniklik ünvanının yeniden verilmeye çalışıldığı bu oyun ülkemizin bütünlüğü ve bağımsızlığı için tehlike oluşturmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk tarafından “Hıyanet ocağı” olarak adlandırılmış bu kurum, 1821 Mora İsyanından beri katledilmiş on binlerce Türk’ün vebalini taşımaktadır. 100 yıl önce Kanun ve mahkeme kararlarınca faaliyet alanı belirlenmiş olan Fener Rum Kilisesi, her zaman olduğu gibi dini görevlerini kötüye kullanarak siyasete alet olmakta ve işlenilen bu suçu uluslararası arenaya çekinmeden taşımaktadır. Türkiye Cumhuriyeti, ulusal egemenliğine ve bölünmez bütünlüğüne karşı atılan bu Haçlı zihniyeti içerikli adımları durdurmak zorundadır. Masumiyet maskesi altında yapılan bu haince planlardan uzaklaşılması, şimdiye kadar yapılmış hatalardan en kısa sürede dönülmesi ve Anayasanın koruduğu ilkelere sahip çıkılması için herkesin mücadele etmesi gerekmektedir. Papa Papa dedikleri, bildiğiniz kuzu postuna bürünmüş kurttur. Yunanistan’ın İzmir Aydın ve Muğla kıyılarındaki yirmiye yakın adayı işgal etmesin hangi zihniyete ait ise, Papa da aynı zihniyeti temsil etmektedir. “Özgürlük olmayan ülkede ölüm, yıkılış vardır. Her ilerlemenin, kurtuluşun anası özgürlüktür.” (Mustafa Kemal Atatürk)
Ekleme Tarihi: 01 Ocak 2026 -Perşembe

PAPA PAPA DEDİKLERİ

Haçlı Seferlerini bilmeyen yoktur. Hristiyan Avrupa defalarca Anadolu ve Ortadoğu bölgesine akınlar düzenlemiş, gittikleri yerlere kan ve göz yaşı götürmüştür. Hristiyan Avrupa’nın bu bölgeler üzerindeki istek ve arzusu binlerce yıldır bitmemiştir.

Geçtiğimiz ay Papa 14. Leo resmi ziyareti çerçevesinde İznik’e geldi. Bu ziyaret ülkemin bölünmez bütünlüğünü hiçe sayan, diplomatik etik sınırların aşılmasına ve Lozan Antlaşması’nın açıkça ihlaline yönelik bir ziyaret olarak dikkatleri çekti.

Papa 14. Leo'nun bu gezisi, Hıristiyan dünyasının ilk "Ekümenik" yani evrensel buluşması olan İznik Konsilinin (piskoposlar kurulu) 1700. Yıldönümünde yapılması nedeniyle Vatikan tarafından bir "Hac" ziyareti olarak tanımlanması, arkasında saklanan gerçekleri gizlemeye yetmiyor.

Papa’nın havarisel nitelikli ilk yurtdışı gezisi olan bu ziyaret, Türkiye Cumhuriyeti üzerinde binlerce yıldır oynanan kirli siyasal oyunların sonuncusu olmakla beraber asla son oyunu olmayacaktır. Haçlı zihniyeti en başında olduğu gibi Anadolu üzerinde yaşayan Türklerden kurtulmak istemektedir.

Bu Bizans oyunları bir yandan etnik kimlik siyaseti üzerinden yürürken, diğer yandan da Anayasamıza aykırı bir şekilde siyasetin içine sokularak başka bir boyuta taşınmaktadır.

Papa 14. Leo’nun yaptığı resmi ziyaret diplomasi kurallarına uydurulmuş olsa da yapılan açıklamalarda ve belirtilen program içerisinde diplomasi etiğine yakışmayan; Türkiye Cumhuriyeti’nin Lozan Antlaşması ve Anayasa çerçevesinde kabul etmediği ünvanların kullanılması ilginçtir. Tüm bunlar masumiyet maskesi altına gizlenmiş sinsice planlar olup, bunları doğal karşılamak asla mümkün değildir.

Aslında bu Papa ziyaretinin Hristiyan dünyasının ötesinde bir konu olduğu açık ve nettir. Sözde din özgürlüğü veya dinler arası diyalog adı altında, on yıllardır devam eden ve terör örgütlerinin elebaşlarının dahi yer aldığı tiyatronun son perdesidir.

Bu ziyaret, Lozan Barış Antlaşmasının, Anayasamızın güvence altına aldığı ulusal egemenliğimizin ve bölünmez bütünlüğümüzün ortadan kaldırılmasına yönelik tehlikeli senaryoların yer aldığı düzmece bir oyundur.

Cumhuriyetin ilanından sonra kullanımı yasaklanan Fener Rum Kilisesi’ne ekümeniklik ünvanının yeniden verilmeye çalışıldığı bu oyun ülkemizin bütünlüğü ve bağımsızlığı için tehlike oluşturmaktadır.

Mustafa Kemal Atatürk tarafından “Hıyanet ocağı” olarak adlandırılmış bu kurum, 1821 Mora İsyanından beri katledilmiş on binlerce Türk’ün vebalini taşımaktadır.

100 yıl önce Kanun ve mahkeme kararlarınca faaliyet alanı belirlenmiş olan Fener Rum Kilisesi, her zaman olduğu gibi dini görevlerini kötüye kullanarak siyasete alet olmakta ve işlenilen bu suçu uluslararası arenaya çekinmeden taşımaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti, ulusal egemenliğine ve bölünmez bütünlüğüne karşı atılan bu Haçlı zihniyeti içerikli adımları durdurmak zorundadır. Masumiyet maskesi altında yapılan bu haince planlardan uzaklaşılması, şimdiye kadar yapılmış hatalardan en kısa sürede dönülmesi ve Anayasanın koruduğu ilkelere sahip çıkılması için herkesin mücadele etmesi gerekmektedir.

Papa Papa dedikleri, bildiğiniz kuzu postuna bürünmüş kurttur. Yunanistan’ın İzmir Aydın ve Muğla kıyılarındaki yirmiye yakın adayı işgal etmesin hangi zihniyete ait ise, Papa da aynı zihniyeti temsil etmektedir.

“Özgürlük olmayan ülkede ölüm, yıkılış vardır. Her ilerlemenin, kurtuluşun anası özgürlüktür.” (Mustafa Kemal Atatürk)

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.