Geri kalmış ya da geri bıraktırılmış ülkelerde sendikalaşma süreci oldukça zordur. Bu ülkelerde emekçi kesimin sömürülmesi, ucuz işgücü kaynağı olarak görülmesi, artık doğal karşılanmaktadır.
Ülkemizde işçi ve memur sendikaları gelişmiş ve kurumsallaşmış değildir. Buna bağlı olarak sendika yönetimlerine gelenlerin çoğunluğu haklarını savunacakları emekçilerin yerine kendi çıkarlarının peşinde koşmaktadır. Hele hele bazıları kripto sendikacı olarak farklı maskelerle çalışmaktadır.
Bilgi çağının son hıza ulaştığı, iletişimin her şeyin önüne geçtiği günümüzde sendikacılığımızı ve sendikacılığın temel ilkelerini gözden geçirmemiz gerekir. Artık babadan kalma klasik yönetim anlayışları, yapmacık babacan tavırları, el yordamı yapılan sendikacılığı bir kenara bırakıp ahbap çavuş ilişkileri ile sendikaları yönetenlerden kurtulmalıyız. Zaten bunların çoğunluğu kripto sendikacı olduğu için bu yapmacık tavırları çok iyi kullanmaktadır.
Kripto sendikacıların yaptığı en iyi şey, söylemleri ile bir kesimi diğerine hedef göstermek ve bu kaotik ortamdan beslenmektir. Onların her zaman bir düşmanı vardır. Yoksa bile hemen yaratırlar. Aslında söylediklerine kendileri de inanmaz, gerçekleri kendileri bildikleri halde insanları manipüle ederler. Zaten üyelerinin önemli bir kısmı maniple ettiği fikirlere körü körüne sadıktır.
Normal şartlarda Sendikacılık yapamayacak olan, kafası emek mücadelesine basmayan bu tarz kripto sendikacılar genelde toplumu germe gibi bir rol üstlenirler ve bunda başarılı olurlar. Zaten onları orada tutan güç bu iki yüzlü karakterleridir.
Bu tip kripto sendikacılar, Sosyalist olduklarını söyleyip sosyal adalet olgusundan hareketle özgürlükleri savunur gibi görünürler. Oysa uygulamalarına yansıyan fiiller, şirin gözükmek için yapılan davranışlar, ağızlarından dökülen sözler, sadece kendi çıkarlarına hizmet eder, gerçek uygulamaları faşist zihniyetin izlerini taşır.
Bunlar bırakın Sosyalist olmayı, solcu olmadığı bile kesindir. Çünkü “Pos bıyık” bırakmak, parti teşkilatlarına gidip gelmek, yardımseverlik ruhu ile ihtiyaç sahiplerine eşya bulmak, kendi başına solculuğun kriterleri değildir. Üstelik bunların bir kısmı sol partilerle iş birliği halinde görünürken, kendilerinin ve yakınlarının çıkarları için sağ partilerle gizli kapılar ardında iş bitirmektedir.
Kripto sendikacılar bu çok yönlü siyasi ilişkileri ve birbirinden farklı yüzleri ile klasik anlamdaki “Faşist” profilini bile yerle bir etmişlerdir. Çünkü faşizmin de kendine göre ilkeleri vardır. Bunların tek ilkesi vardır, kişiselleştirilmiş çıkarlar.
Sendika üyelerinin artık gözlerini açması ve olayların farkına varması gerekmektedir. Artık herkesin şapkalarını önlerine koyup düşünmesi gerekiyor. Mevcut kadrolarla, kripto yöneticiler ve onların klasik yönetim anlayışı ile yerimizde mi sayacağız, yoksa yenilenmeye mi gideceğiz sorusuna yanıt aranması gerekiyor. Elbette olması gereken, sendikalardaki bu tip yönetim kadrolarının işi bilen kadrolarla değiştirilmesi, yeni bir anlayışın oluşturulmasıdır. Babadan kalma, el yordamı ve ahbap çavuş ilişkisi ile yapılan sendikacılık yerine, bilgi üzerine kurulu modern sendikacılık anlayışının getirilmesi önemlidir. Buna bütün sendikalar mecburdur.
“Sular yükselince, balıklar karıncaları, Sular çekilince ise Karıncalar balıkları yer. Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir. Çünkü kimin kimi yiyeceğine (suyun akışı) karar verir.” (Kızılderili sözü.)



