Rıdvan Eşin
Ünüllar Hidrolik
Fibar
Hüseyin Asar
Köşe Yazarı
Hüseyin Asar
 

KURAKLIK BAĞIRARAK GELİYOR

Türkiye’de kuraklık durumu çok ciddi bir sorun olmaya devam ediyor ve 2025 yılı, son 50 yılın en kurak su yılı olarak kayıtlara geçmiş durumda. Yağış miktarları uzun dönem ortalamalarının çok altında kaldı ve bu durum su kaynakları, tarım ve ekosistemler üzerinde önemli baskı oluşturuyor. Barajlar boşaldı, yeraltı su rezervleri kritik seviyelere indi, canlı yaşamı zora girdi. Kuraklığın pençesindeyiz ama, ülkemizde uzun yılları içine alan bir kuraklık mastır planımız yok. Mevcut çalışmalar ameliyat olması gereken hastaya yara bandı yapıştırmaktan öteye geçemiyor. Olaya sadece evlerde damlatan muslukların tamiri düşüncesi ile bakılıyor. Halbuki, tarım ve sanayi suyun çok büyük bölümünü kullanıyor. Özellikle tarım sektörü su tüketiminde başı çekiyor. Türkiye, tarımsal sulamada dünyada en fazla su tüketen ülkelerden biri konumunda bulunuyor. Ülke genelinde toplam su tüketiminin yüzde 75’inden fazlası tarımda kullanılıyor. Üstelik tarımsal sulamada en ilkel yöntemler kullanılıyor. Geleneksel sulama yöntemlerinin verimsizliği, su kaynaklarının hızla tükenmesine yol açıyor. Eğer modern sulama teknolojileri kullanılsaydı bu oranı yüzde 35 oranında azaltabilecekti. Salma sulama gibi eski yöntemler, suyun büyük kısmının hiçbir fayda sağlamadan kaybolmasına neden oluyor. Bu yanlış kullanım çevreye büyük zarar veriyor ve tarımsal üretimi sürdürülemez hale getiriyor. Üründe verim kaybı, toprakta çoraklaşma, daha fazla kimyasal gübre kullanma, bu yanlış uygulamaları sonucu olarak ortaya çıkıyor. Damla sulama ve yağmurlama sistemleri gibi modern sulama yöntemlerinin su verimliliğini yüzde 65 oranında artırabileceğini uzmanlar dile getiriyor. Ancak bunu sağlamak sadece sistemi kurmakla mümkün olmuyor. Çiftçilere yönelik eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarının gecikmeden başlaması gerekiyor. Çiftçilerin su tasarrufunun önemini anlaması ve bu yeni sistemlere uyum sağlaması gerekiyor. Ülkemizdeki su yönetiminde atılması gereken en önemli adımların başında yasal düzenlemelerin yapılması olduğudur. Su tüketiminin etkin denetlenmesi, su kullanımını izleyen dijital sistemlerin kurulması, eğitim ile çiftçilerin konuyu benimsemesi ve tasarruf sağlayan uygulamalara yeterli teşviklerin verilmesi büyük önem taşıyor. Su tasarrufu sağlayarak, tarımda daha verimli üretim yapmak mümkün. Sürdürülebilir bir su yönetimi, Türkiye'nin tarım sektörüne uzun vadeli bir rekabet avantajı kazandıracaktır. Yıllardır rekabetçi özelliğini kaybetmiş olan Türk çiftçisinin bu avantaja büyük gereksinimi vardır. Ülkemizde çok sayıda ziraat fakültesi var. Ayrıca devlet kadrolarında çalışan çok sayıda ziraat mühendisi ve ziraat teknisyeni bulunmaktadır. Ancak bunların ne kadar verimli çalıştığı konusu tartışmaya açıktır. Bir örnek ile durumu açıklayabiliriz. Hollanda’nın Wageningen üniversitesi tarım, gıda, çevre bilimleri ve sürdürülebilirlik alanlarında dünyanın en önde gelen eğitim ve araştırma merkezlerinden biri olarak kabul edilir. Dünya Üniversite Sıralamasına göre tarım ve ormancılık alanında dünya birincisi olarak gösterilmektedir. Tarım, gıda teknolojisi ve sürdürülebilirlik alanında yoğun bir inovasyon ve araştırma ağına sahiptir. Mezunları, tarım, çevre politikası, sürdürülebilir beslenme, su yönetimi gibi alanlarda Avrupa ve dünya çapında iş fırsatlarına sahip olur. Wageningen Üniversitesi araştırma konusunda açık ara öndedir. Halen 4973 uluslararası aktif projesi vardır. Son dönemlerde yirmi bine yakın projeyi tamamlamıştır. Ülkemizdeki bütün üniversitelerin 2023 yılı toplam uluslararası proje sayısı ise 2.187’dir. Hollanda tarımda neden bu kadar ileri, neden bizden fazla tarımsal ürün ihraç ediyor sorularının cevabını burada aramak gerekir. Ayrıca Hollanda tarımının bel kemiğini kooperatifçilik oluşturmaktadır. Bizde ise kooperatif kavramı uzun zamandan beri komünizmi çağrıştırdığı için ikinci plana atılmıştır. Sonuç olarak, kuraklık bağırarak geliyor. Ortalık yangın yerine dönecek ama, bu durum masa başında keyif çatan yöneticilerimizin umurunda bile değil. Bir Afrika atasözü der ki; “Toprak, üzerinde yaşayanların değil; onu koruyanlarındır.” Biz toprağımızı ve suyumuzu koruyamazsak yok oluruz. “Milli ekonominin temeli tarımdır.” (Mustafa Kemal Atatürk)
Ekleme Tarihi: 16 Ocak 2026 -Cuma

KURAKLIK BAĞIRARAK GELİYOR

Türkiye’de kuraklık durumu çok ciddi bir sorun olmaya devam ediyor ve 2025 yılı, son 50 yılın en kurak su yılı olarak kayıtlara geçmiş durumda. Yağış miktarları uzun dönem ortalamalarının çok altında kaldı ve bu durum su kaynakları, tarım ve ekosistemler üzerinde önemli baskı oluşturuyor. Barajlar boşaldı, yeraltı su rezervleri kritik seviyelere indi, canlı yaşamı zora girdi.

Kuraklığın pençesindeyiz ama, ülkemizde uzun yılları içine alan bir kuraklık mastır planımız yok. Mevcut çalışmalar ameliyat olması gereken hastaya yara bandı yapıştırmaktan öteye geçemiyor. Olaya sadece evlerde damlatan muslukların tamiri düşüncesi ile bakılıyor. Halbuki, tarım ve sanayi suyun çok büyük bölümünü kullanıyor. Özellikle tarım sektörü su tüketiminde başı çekiyor.

Türkiye, tarımsal sulamada dünyada en fazla su tüketen ülkelerden biri konumunda bulunuyor. Ülke genelinde toplam su tüketiminin yüzde 75’inden fazlası tarımda kullanılıyor. Üstelik tarımsal sulamada en ilkel yöntemler kullanılıyor. Geleneksel sulama yöntemlerinin verimsizliği, su kaynaklarının hızla tükenmesine yol açıyor. Eğer modern sulama teknolojileri kullanılsaydı bu oranı yüzde 35 oranında azaltabilecekti.

Salma sulama gibi eski yöntemler, suyun büyük kısmının hiçbir fayda sağlamadan kaybolmasına neden oluyor. Bu yanlış kullanım çevreye büyük zarar veriyor ve tarımsal üretimi sürdürülemez hale getiriyor. Üründe verim kaybı, toprakta çoraklaşma, daha fazla kimyasal gübre kullanma, bu yanlış uygulamaları sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Damla sulama ve yağmurlama sistemleri gibi modern sulama yöntemlerinin su verimliliğini yüzde 65 oranında artırabileceğini uzmanlar dile getiriyor. Ancak bunu sağlamak sadece sistemi kurmakla mümkün olmuyor. Çiftçilere yönelik eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarının gecikmeden başlaması gerekiyor. Çiftçilerin su tasarrufunun önemini anlaması ve bu yeni sistemlere uyum sağlaması gerekiyor.

Ülkemizdeki su yönetiminde atılması gereken en önemli adımların başında yasal düzenlemelerin yapılması olduğudur. Su tüketiminin etkin denetlenmesi, su kullanımını izleyen dijital sistemlerin kurulması, eğitim ile çiftçilerin konuyu benimsemesi ve tasarruf sağlayan uygulamalara yeterli teşviklerin verilmesi büyük önem taşıyor. Su tasarrufu sağlayarak, tarımda daha verimli üretim yapmak mümkün. Sürdürülebilir bir su yönetimi, Türkiye'nin tarım sektörüne uzun vadeli bir rekabet avantajı kazandıracaktır. Yıllardır rekabetçi özelliğini kaybetmiş olan Türk çiftçisinin bu avantaja büyük gereksinimi vardır.

Ülkemizde çok sayıda ziraat fakültesi var. Ayrıca devlet kadrolarında çalışan çok sayıda ziraat mühendisi ve ziraat teknisyeni bulunmaktadır. Ancak bunların ne kadar verimli çalıştığı konusu tartışmaya açıktır.

Bir örnek ile durumu açıklayabiliriz.

Hollanda’nın Wageningen üniversitesi tarım, gıda, çevre bilimleri ve sürdürülebilirlik alanlarında dünyanın en önde gelen eğitim ve araştırma merkezlerinden biri olarak kabul edilir. Dünya Üniversite Sıralamasına göre tarım ve ormancılık alanında dünya birincisi olarak gösterilmektedir. Tarım, gıda teknolojisi ve sürdürülebilirlik alanında yoğun bir inovasyon ve araştırma ağına sahiptir. Mezunları, tarım, çevre politikası, sürdürülebilir beslenme, su yönetimi gibi alanlarda Avrupa ve dünya çapında iş fırsatlarına sahip olur.

Wageningen Üniversitesi araştırma konusunda açık ara öndedir. Halen 4973 uluslararası aktif projesi vardır. Son dönemlerde yirmi bine yakın projeyi tamamlamıştır. Ülkemizdeki bütün üniversitelerin 2023 yılı toplam uluslararası proje sayısı ise 2.187’dir.

Hollanda tarımda neden bu kadar ileri, neden bizden fazla tarımsal ürün ihraç ediyor sorularının cevabını burada aramak gerekir. Ayrıca Hollanda tarımının bel kemiğini kooperatifçilik oluşturmaktadır. Bizde ise kooperatif kavramı uzun zamandan beri komünizmi çağrıştırdığı için ikinci plana atılmıştır.

Sonuç olarak, kuraklık bağırarak geliyor. Ortalık yangın yerine dönecek ama, bu durum masa başında keyif çatan yöneticilerimizin umurunda bile değil.

Bir Afrika atasözü der ki; “Toprak, üzerinde yaşayanların değil; onu koruyanlarındır.” Biz toprağımızı ve suyumuzu koruyamazsak yok oluruz.

“Milli ekonominin temeli tarımdır.” (Mustafa Kemal Atatürk)

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Fatma
(17.01.2026 13:42 - #72765)
Ve hala özel havuzlu villalar yapılıyor.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.