Rıdvan Eşin
Ünüllar Hidrolik
Fibar
Gülten Abacı
Köşe Yazarı
Gülten Abacı
 

DÜNYAMIZ ÇOK DEĞİŞTİ; ARTIK HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ DEĞİL...

Günümüzde her şey inanılmaz bir hızla değişiyor. Teknoloji ilerledikçe insan ilişkileri zayıflıyor, samimiyet yerini yüzeysel iletişime bırakıyor. Eskiden mektuplarla beklenen haberler, şimdi saniyeler içinde cep telefonlarımıza düşüyor. Ama hızlanan iletişim, insanları birbirine yaklaştıracağına daha da uzaklaştırıyor. Aynı sofrada yan yana oturan insanlar bile birbirinin yüzüne bakmadan ekranlara gömülüyor. Eskiler sık sık “Dünya çok değişti, artık eskisi gibi değil” derdi. Aslında her çağda insanlar geçmişe özlem duymuştur. Ama bugün yaşadığımız değişim, sıradan bir nostaljiden çok daha derin, çok daha köklü bir dönüşüm. Eskiden insanlar daha mutluydu sanki… Mahalle kültürü vardı, insanlar birbirine güvenir, kapılarını kilitlemeden uyurdu. Şimdi ise kapılarımızı kilitlemeden uyuyamaz hale geldik. Komşuluklar, dostluklar zayıfladı. Eskiden bir mektup beklemek, telefonun başında haber gelir mi diye umut etmek vardı. Şimdi bir mesajla dünyanın öbür ucundaki biriyle konuşabiliyoruz ama o derinlik ve samimiyet yok artık. Teknoloji hayatı kolaylaştırdı ama bizi daha mı yalnızlaştırdı diye düşünmeden edemiyorum. Eskiden sokaklarda oynayan çocuklar vardı, şimdi ise ekranlara hapsolmuş bir nesil var. Dijital dünya iletişimi artırırken, gerçek bağları zayıflattı. Ekonomi deseniz, o da ayrı bir mesele… Geçim sıkıntısı büyüdü, hayat pahalılığı arttı. Eskiden azla yetinmek mümkündü, şimdi tüketim kültürü insanları sürekli daha fazlasını istemeye zorluyor. Doğa bile eskisi gibi değil artık. İklim değişti, mevsimler şaştı. Kuraklıklar, seller, depremler arttı. Eskiden dört mevsimi net yaşardık, şimdi her şey belirsiz. Savaşlar, göçler, kutuplaşmalar… Dünya her geçen gün daha zor bir yer haline geliyor. Eskiden de savaşlar vardı ama bugün insanlar çok daha büyük bir güvensizlik içinde yaşıyor. Belki de asıl sorun, değişimin hızına yetişemememiz. Dünya değişti ama biz bu değişime nasıl ayak uyduracağımızı tam bilemiyoruz. Değerlerimiz, alışkanlıklarımız, yaşam biçimlerimiz dönüşüyor. Ama şunu unutmamalıyız: Dünya nasıl değişirse değişsin, insan kalmak, vicdanlı olmak, iyiyi ve doğruyu savunmak hâlâ bizim elimizde. Bilgi çağında yaşıyoruz ama hakikate ulaşmak her zamankinden daha zor. Gerçekle yalan iç içe geçmiş durumda, algılar yönlendiriliyor. İnsanlar birbirine yabancılaşıyor, bireysellik yüceltilirken toplumsal bağlar kopuyor. Aile yapısı çözülüyor, değerler kayboluyor. Eskiden ayıp sayılan şeyler normalleşti, erdemli olmak neredeyse yük gibi görülüyor. Ekonomi darboğazda, savaşlar bitmiyor, insanlar geleceğe umutla bakmakta zorlanıyor. Ahir zamanları yaşadığımızı düşünenler için bu süreç büyük bir sınav. İnananlar bu dönemin sonunda büyük bir dönüşüm olacağına inanıyor. Kimilerine göre ise bu, insanın kendi elleriyle yarattığı bir kaosun sonucu. Ama ne olursa olsun, insanlık tarih boyunca nice krizler atlattı ve yeniden ayağa kalktı. Bugün de öyle olacak mı? Bence bu, bizim nasıl bir yol seçeceğimize bağlı. Değerlerimize sahip çıkacak mıyız? Vicdanlı ve adaletli olmayı başarabilecek miyiz? Ahir zamanlardan geçiyor olabiliriz ama şunu unutmuyorum: Her karanlığın ardından bir aydınlık gelir. Önemli olan bu süreçte insan kalabilmek, doğruluktan ve iyilikten vazgeçmemek. Dünya eskisi gibi olmayabilir… Ama onu daha iyi bir yer haline getirmek mümkün olabilir.
Ekleme Tarihi: 03 Şubat 2026 -Salı

DÜNYAMIZ ÇOK DEĞİŞTİ; ARTIK HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ DEĞİL...

Günümüzde her şey inanılmaz bir hızla değişiyor. Teknoloji ilerledikçe insan ilişkileri zayıflıyor, samimiyet yerini yüzeysel iletişime bırakıyor. Eskiden mektuplarla beklenen haberler, şimdi saniyeler içinde cep telefonlarımıza düşüyor. Ama hızlanan iletişim, insanları birbirine yaklaştıracağına daha da uzaklaştırıyor. Aynı sofrada yan yana oturan insanlar bile birbirinin yüzüne bakmadan ekranlara gömülüyor.

Eskiler sık sık “Dünya çok değişti, artık eskisi gibi değil” derdi. Aslında her çağda insanlar geçmişe özlem duymuştur. Ama bugün yaşadığımız değişim, sıradan bir nostaljiden çok daha derin, çok daha köklü bir dönüşüm.

Eskiden insanlar daha mutluydu sanki… Mahalle kültürü vardı, insanlar birbirine güvenir, kapılarını kilitlemeden uyurdu. Şimdi ise kapılarımızı kilitlemeden uyuyamaz hale geldik. Komşuluklar, dostluklar zayıfladı. Eskiden bir mektup beklemek, telefonun başında haber gelir mi diye umut etmek vardı. Şimdi bir mesajla dünyanın öbür ucundaki biriyle konuşabiliyoruz ama o derinlik ve samimiyet yok artık.

Teknoloji hayatı kolaylaştırdı ama bizi daha mı yalnızlaştırdı diye düşünmeden edemiyorum. Eskiden sokaklarda oynayan çocuklar vardı, şimdi ise ekranlara hapsolmuş bir nesil var. Dijital dünya iletişimi artırırken, gerçek bağları zayıflattı.

Ekonomi deseniz, o da ayrı bir mesele… Geçim sıkıntısı büyüdü, hayat pahalılığı arttı. Eskiden azla yetinmek mümkündü, şimdi tüketim kültürü insanları sürekli daha fazlasını istemeye zorluyor.

Doğa bile eskisi gibi değil artık. İklim değişti, mevsimler şaştı. Kuraklıklar, seller, depremler arttı. Eskiden dört mevsimi net yaşardık, şimdi her şey belirsiz.

Savaşlar, göçler, kutuplaşmalar… Dünya her geçen gün daha zor bir yer haline geliyor. Eskiden de savaşlar vardı ama bugün insanlar çok daha büyük bir güvensizlik içinde yaşıyor.

Belki de asıl sorun, değişimin hızına yetişemememiz. Dünya değişti ama biz bu değişime nasıl ayak uyduracağımızı tam bilemiyoruz. Değerlerimiz, alışkanlıklarımız, yaşam biçimlerimiz dönüşüyor. Ama şunu unutmamalıyız: Dünya nasıl değişirse değişsin, insan kalmak, vicdanlı olmak, iyiyi ve doğruyu savunmak hâlâ bizim elimizde.

Bilgi çağında yaşıyoruz ama hakikate ulaşmak her zamankinden daha zor. Gerçekle yalan iç içe geçmiş durumda, algılar yönlendiriliyor. İnsanlar birbirine yabancılaşıyor, bireysellik yüceltilirken toplumsal bağlar kopuyor. Aile yapısı çözülüyor, değerler kayboluyor. Eskiden ayıp sayılan şeyler normalleşti, erdemli olmak neredeyse yük gibi görülüyor.

Ekonomi darboğazda, savaşlar bitmiyor, insanlar geleceğe umutla bakmakta zorlanıyor.

Ahir zamanları yaşadığımızı düşünenler için bu süreç büyük bir sınav. İnananlar bu dönemin sonunda büyük bir dönüşüm olacağına inanıyor. Kimilerine göre ise bu, insanın kendi elleriyle yarattığı bir kaosun sonucu.

Ama ne olursa olsun, insanlık tarih boyunca nice krizler atlattı ve yeniden ayağa kalktı. Bugün de öyle olacak mı? Bence bu, bizim nasıl bir yol seçeceğimize bağlı. Değerlerimize sahip çıkacak mıyız? Vicdanlı ve adaletli olmayı başarabilecek miyiz?

Ahir zamanlardan geçiyor olabiliriz ama şunu unutmuyorum:

Her karanlığın ardından bir aydınlık gelir. Önemli olan bu süreçte insan kalabilmek, doğruluktan ve iyilikten vazgeçmemek.

Dünya eskisi gibi olmayabilir…

Ama onu daha iyi bir yer haline getirmek mümkün olabilir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.