Arif Ali Uyguç: Araştırmacı Gazeteci – Yazar, Halk Bilimci.

Çine’den Bir Edebiyatçı, Araştırmacı, Gazeteci, Yazar, Halk Bilimci ve üretken bir çiftçi kısacası on parmağında on marifeti olan biri Arif Ali Uyguç. Yazmış olduğu kitaplar ve yapmış olduğu araştırmalarla Aydın’a İz Bırakanlar Kervanına katılmıştır.
Arif Ali Çine’de yaşadığından sürekli görüşme şansımız pek olmadı. Aydın’da veya Çine’de bir etkinlik olduğunda bir araya gelip sohbet edebiliyorduk. Yazmış olduğu eserler Aydın ve Çine için çok değerli eserlerdi. Arif Ali eserlerinde hem tarihi işlemiş hem de yeri gelmiş kara mizah yapmış. Yazdığı kitaplarını okumanızı tavsiye ederim. Arif Ali Uyguç’u yazmaya karar verdiğimde kendisiyle randevulaşıp Çine’ye gittim röportaj yaptım. Kendi anlatımıyla Arif Ali Uyguç’un yaşam öyküsü ve eserleri.
K. T= kısacası Arif Ali Uyguç kimdir ve Gazeteciliğe başlama öykün?
A. U=1959 Çine Karpuzlu Güney Köy doğumluyum. İlkokulu köyde okudum. Ortaokul lise derken yazıp çizmeye başlayarak hayata atıldım. 1977-1980 yılları arasında İzmir Ekspres Gazetesi’nde muhabirlik yaptım. Ben gazeteciliğe başlarken bana kimse ön ayak olmadı. Ekspres Gazetesi’ne haber göndermeye başladığımda lisede okuyordum. Ekspres Gazetesine gönderdiğim haberlerden bir lira para almadım. Bu yaptıklarımın hepsi amatördü, yapmaktan keyif aldıklarım. “Aferin bu işi yapmışsın” diyen insanlar bana destek olmadılar. Türkiye’de
gazetecilik meslek olarak görülmüyor. Sonra 1989’da Yılmaz Sağlık’la Çine de “Ufuk” adında gazete çalışmalarına başladık köşe yazıp, bulmaca hazırlayıp, Gazeteyi baskıya hazırlıyordum. Ufuk Gazetesi kapanınca Yılmaz Sağlık Yeni Ufuk adında bir gazete çıkardı. Orda da yazdım daha sonra “Yeni Ufuk’u” Sadettin Çetin devir alınca Yılmaz Sağlık “Uğur” adında yeni bir gazete çıkardı ve bana yaz dedi. Bende onu kırmayıp yazmaya başladım. Daha sonra yeni açtığı gazete kapandı bende Yeni Ufuk’a geri döndüm, yazmaya devam ettim. Kalem ele alınınca durmak bilmiyor, yazmak bırakılmıyor. Bu ara Muğla “Önder” Gazetesi, Ortaca “Beş Kaza” postası ve Türkiye’nin birçok yerel gazetesinde şiirlerim, öykülerim yayınlandı.
K. T= Gazetecilikten sonra Kitap yazmaya nasıl ve ne zaman başladın?
A. U=Ortaokul döneminde yurtdışından mektup arkadaşlarımız vardı Fransızca mektuplaşırdık. Tarihi Kartpostallar gönderirlerdi. 1977 yılında 38 günlük bir otostop gezisine çıktım. Sadece antik kentlerine gezdim. Belki ortaokulda ki tarih öğretmenim etkili oldu. Telefon numaramı ezberleyemiyorum ama savaşların tarihini bilirim. 1990’da Karya’nın antik yerlerini gezelim dedik ve bununla ilgili kitap var mı diye araştırmaya başladım. Araştırdığımdan derleme bilgiler olduğunu gördüm ve neden bir kitapta toplanmasın dedim ve 1992 yılında Güney Batı Anadolu tarih öncesi halkı “Karlar” kitabını hazırladım. Daha sonra 1996 yılında Çine halk günü çalışması yaptım. “Dünden bugüne Çine” Kitabını hazırlayıp bastırdım. Söz konusu eserim, konusunda hazırlanmış en iyi kitap olarak HAGEM’den ödül aldım. Durmadım yazmaya devam ettim ve 1997’de “Dünden Bugüne Karpuzlu”yu hazırladım. Arkasından 1999’da “Alabanda Alinda” diye Türkçe İngilizce olarak Turizm’e katkı olsun diye el broşürü gibi “Alabanda Alinda” anlatan bir çalışmam oldu. İngiltere de yaşayan bir arkadaşım kitabın tercümesini yapmıştı. İyi bir çalışma oldu.
2006’da “Aydın Ağzı ve Sözlüğü” kitabını hazırladım. Arkasından “Dünden Bugüne Akçova” yı hazırladık. Sonra “Çine Tarım Tarihini” hazırladık. Kurtuluş dönemine ait bir Çine kronolojisini Turgay Deveci ile hazırlayıp “İşgalden Düzenli Orduya Çine Kronolojisi (15 Mayıs 1919 – 2 Ocak 1921)” adında kitap bastırdık. En son Edisyon kitap yayınevinde “Çine Canavarı” adlı romanım yayınlandı. Yazmayı seviyorum. Hala yazmaya devam ediyorum.
Bir şeyler bıraktıysak, bir şeyler insanlara aktarabildiysek ne mutlu bize. Yaşam devam ediyor, bende boş durmayıp üretmeye çabalıyorum. Kalıcı olan bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Becere bildiysek ne mutlu.
K. T= Basılı olarak kaç kitabın var?
A. U= Şu an sekiz basılmış eserim var. Bunların altısı Halk Bilim çalışması, biri tarih çalışması (Güney Batı Anadolu tarih öncesi halkı “Karlar”), biride roman obiyoğrafi gibi bir şeyler oldu. Romanın kahramanı Mustafa Çelen hayatta iken ben onunla röportaj yapmıştım. Ben onunla konuştuğumda kimseye bilgi ve röportaj vermemişti. Ölümünden bir yıl kadar önce kendisi ile görüştüm ve bana şart koştu. Ben ölmeden önce yayınlamayacaksın dedi. Bende kendisine söz verdim. 80 yaşında vefat etti. Mustafa Çelen’in vefatından sonra bana anlattıklarını derleyip Çine Canavarı olarak yayınladım. İyi de ses getirdi. Fuarlara katıldım. İstanbul TÜYAP kitap fuarına, İzmir İZKİTAP kitap fuarına katıldım. Fuarlarda imza günleri düzenlendi. İyi satış yaptım. İnternette satışlar hala devam ediyor. Önümüzdeki yıllarda güzel şeyler yapmaya devam edeceğim. Elimizde projelerim var, bakalım nereye kadar gidecek.
K. T= Çine Tarihçesi ve Tiyatroyla ilgili yaşadıkların?
A. U= Tabi dünden bugüne Çine’yi yazdık ve gerçekten de dünden bugüne oldu. KARYALILAR’ dan aldık günümüze kadar geldik. Çine Kronolojisini yazdık, artık sosyal medyamız var, internet var. Bilir bilmez yazıyorlar. Geçen yapay zekâya Kuvayi Milliye ile ilgili bir soru sordum. Çine Yunanlılar tarafından işgal edildi mi diye. Cevap olarak Çine’nin Yunanlılar tarafından işgal edildi diye bir cümle yazdı bende tak diye kapattım. Çine’ye Yunanlılar gelmedi ki, Hallaç’lara kadar geldiler, İtalyanlar geri çevirdi. Yapay Zekâ da çok da öyle bilgi donanımlı değil. Zaten internetteki bilgiler de sağlıklı veriler yok. Misal köyün adı “Çoban İsa”, köyün adı nerden geliyor yazdığında cevap olarak işte İsa adında bir çoban gelmiş köye yerleşmiş köyün adı “Çoban İsa” olmuş. İyi de Türkiye de 6-7 tane Çoban İsa köyü var, bu çobanların hepsinin adı İsa’ imiş olur mu. Çoban İsa bir aşiret adı. Bir de “Ovacık” var, köyün girişinde küçük bir ova varmışta ondan sonra yerin adı ovacık olmuş gibi, yok böyle bir şey Ovacık’ta bir aşiret adı. Bu nedenle internetteki bilgilerde çok güvenli bilgiler değil.
Var olmaya çalışıyoruz, kalemimizle ne kadar başarılı olduğumu tarih gösterecek. Köşe yazarlığına noktayı koydum. Kitaplar üzerine ağırlık verdi. Roman çalışmalarıma döndüm. Kitaplar okunmuyor zaten halkımız artık gazete, kitap okumuyor. Bizde bir misyon üstlendik devam ettiriyorum.
Tiyatroya gelince bir gün rahmetli Yalçın abi (Yalçın Dinçer) geldi Arif bir oyun var, onu oynayacaksın dedi. O günde Çine Kütüphanesinin açılışıydı Kültür Bakanı Fikri Sağlar gelecek. Anton Çehov’un “Tütünün zararları” diye tek kişilik bir oyun. Onu oynadım, ilk defa sahneye çıkıp oyun oynuyorum. Karşımda Bakan Fikri Sağlar var. Ona ve Çine halkına karşı oynuyorum. Deli cesareti Yalçın abi yönetmen. Bu yetmedi arkasından “Ağzı Çiçekli adamı” Yalçın abiyle birlikte Aydın Tiyatro Sevenler Lokalinde oynadık. Daha sonra “Kahvede Şenlik var.” Başka oyunlar daha vardı ben bıraktım. Rahmetli Yalçın abi Tiyatroya âşıktı. Bu tiyatro olayı benim kulvarım değil diyerek bıraktım. Oynaya bildim mi, yapabildim mi, hasbelkader yapmaya çalıştım.
Evet, bir misyonum var. Üzerime düşeni yerine getirmek gerekiyor. Ama yoruluyoruz. Tiyatrodan vaz geçmemin sebebi elimde yazmam gereken projelerin olmasıydı. Türbeler-Yatırlar-Dede Kültürü, Çine’nin köylerindeki envanteri çıkardım. 30’un üzerinde yatır var, Dede var. Kitap basıma hazır, ne yapacaz, lojistik destek yok, gıda yardımı yok, ben nasıl kalkacam bu işin altından. Destek olmayınca Köprüleri yazalım dedik. Bu eski köprüler Roma döneminden Bizans dönemi, Selçuklu dönemi, Osmanlı dönemlerine ait köprüler. Envanterini çıkaralım dedik. Söz konusu köprülerden Çine de 60’a yakın köprü var. Yine destek görmedik. Bir yerde üzerine düşen görevi yerine getirmesi gereken insanlar ellerini taşın altına koymuyorlar. Ondan sonra da bizden hizmet bekliyorlar.
K. T= Kitap veya araştırma yaparken yaşadığın sıkıntılar nelerdir?
A. U= Halk bilimi bitmez ve yazmak içinse hiçbir kurumdan destek yok. ADÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Yakınçağ Tarihi Anabilim Dalı akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Başaran “Çine Heyeti Milliye Kararlarını” yayınladı, Çine Belediyesi bir kuruş destek vermedi. Yine ADÜ’den Eğitim Fakültesi Sosyal Bilimler ve Türkçe Eğitimi Bölümü Sosyal Bilgiler Eğitimi Anabilim Dalı akademisyenlerinden Arş. Gör. Lütfi Budak “XIX. Yüzyıl Ortalarında Çine Kazası” eserinde 1840-1845 döneminde Çine’nin ekonomisini yazdı. Çine Belediyesi vatandaşa 25 kuruş destek ve yardım sağlamadı.
Aydın Halk Sözlüğünde, Aydın, Nazilli, Bozdoğan, Koçarlı belediyeleri bana destek oldular. Aydın Halk Sözlüğüne adı geçen belediyeler yardım edince Çine Belediyesi kendisini zorunlu hissettiği için utanma belası azda olsa yardım ettiler. Çine Belediyesi Kültür çalışmalarında çokta destek vermiyor. Ben Dede Kültürü çalışması için Çine Belediyesinden araç istedim vermediler. Köprülerin envanterini çıkaralım dedik destek olmadılar. Hasbelkader elimizden geldiğince kendi yağımızda kendimiz kavrulmaya çalıştık. Yazacağımız kitapların değerini biz biliyoruz. ADÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı akademisyenlerinden Dr. Öğr. Günver Güneş beyle her fırsatta sohbet ederiz. Bana durdun diyor, evet durdum, durdurdular. Kimse elimizden tutmadı ki. Dağdan Zeytin gelecek, Arif para harcayacak, sonra Çine kronolojilerini Arif yazacak yok böyle bir dünya. Ha dersinki önceden basılan kitaplardan masraflarını çıkardın mı evet çıkardım. Kitapları sattık, Dünden Bugüne Çine kitabı çok sattı, 2’nci baskıyı yaptık. Türkiye’nin sayılı yazarlarından Murathan Mungan bu ülkede 3 Bin satıyor. Bizim kitaplarımız 4-5 bin satıyorsa başarılı olduk demektir.

Yukarıda Arif Ali Uyguç’un eserlerinden dört adedi görülmekte.
K. T= Aydın’da düzenlenen Kitap Fuarları hakkında ne düşünüyorsun?
A. U= Evet, maalesef İstanbul, İzmir gibi büyük kitap fuarlarından davet alıp gidiyorum ama her ne hikmetse Aydın’da düzenlenen kitap fuarlarından haberim olmuyor. Hele son düzenlenen Aydın Büyükşehir Belediyesinin, 23 Mayıs-01 Haziran tarihleri arasında düzenlediği 2. Kitap Fuarından hiç haberim olmadı ve beni davet etmediler.
K. T= Arif Bey Kitaplar ve Gazetede yayınlanan habercilik dışında bir mesleğiniz var mı?
A. U= Gazete ve kitapların dışında benimde özel bir hayatım var. Boş zamanlarımda Çiftçilikle uğraşıyorum. Zeytin, İncir vs. gibi onlarda olmazsa nafakamız nasıl çıkacak.
K. T= Halkbilimi açısından Aydın’ı nasıl değerlendiriyorsunuz?
A. U= Aydın halk bilim açısından dokunulmamış bakir bir alan. La Fontaine halt işlemiş. Burada hala Ezop’un çocukları yaşıyor. Yaşanmış pek çok fıkralar var bunlar araştırılmış değil. Hacettepe’deki Halk Bilim fakültesinden çıkanlar ya muhasebeci oluyor ya da başka şeyler. Halk Bilimine değer verilmiyor ki Aydın’dan halk bilim adına güzel şeyler çıksın. Aydınoğluları hakkında çıkıp 20 dakika konuşacak uzman personelimiz yok bizim. Tarih, halk bilim araştırmalara ödenek çıkartılmalı ki kültürümüz ortaya çıksın.
K. T= Aydın’da basını nasıl değerlendiriyorsunuz?
A. U= Aydın’ın ekonomik anlamda kendisine yeten birçok ilden biri. Basın bu pastadan almak istediği dilimi almaya çalışıyor bu doğal da birçok Kurt’un elinde kalıyor. Gazete sahipleri gazetecilik yapmaktan öte insanları ekonomik anlamda kendi çıkarları doğrultusunda kullanıyor gibi gözüküyor. Herkes gazetecilik yapmıyor bence. Yerel basın Kapruzlu’daki cinayet haberini vermiyor da Milas’taki trafik kazası haberini veriyor. Bunun amacı yer doldurmaktan başka bir şey değil buda hoş değil. Diyeceklerim bunlardan ibaret, okurlara selam ve saygılarımla. Arif Ali Uyguç.
Yazının girişinde de belirtiğim gibi Çine’den Bir Edebiyatçı, Araştırmacı, Gazeteci, Yazar, Halk Bilimci ve üretken bir çiftçi kısacası on parmağında on marifeti olan Arif Ali Uyguç kardeşime yapmış olduğu araştırma ve çalışmalarından dolayı şükranlarımı sunarım. Yazmış olduğu eserler Aydın ve Çine için çok değerli eserler. Arif Ali eserlerinde hem tarihi işlemiş hem de yeri gelmiş kara mizah yapmış. Yazdığı kitaplarını okumanızı ve her Aydınlının evindeki Kitaplıklarda bulundurmalarını tavsiye ederim.
Çıkaracağı yeni kitaplarında buluşmak üzere Arif Ali Uyguç’a sağlıklı, mutlu günler dilerim. Haftaya başka bir Aydın’a İz Bırakan şahsın yaşam öyküsünde buluşmak üzere, saygılar sunarım.



