Rıdvan Eşin
Ünüllar Hidrolik
Fibar

ENFLASYON KARŞISINDA ERİYEN MAAŞLAR İÇİN ADALET ÇAĞRISI

YAŞAM (YUG) - Haber Merkezi | 15.01.2026 - 00:57, Güncelleme: 15.01.2026 - 00:57
 

ENFLASYON KARŞISINDA ERİYEN MAAŞLAR İÇİN ADALET ÇAĞRISI

Memur ve emeklilerin maaş artışlarının enflasyon karşısında yetersiz kaldığına dikkat çekilerek ek zam ve refah payı talep edildi.

AYDIN -  Kıymetli Basın Mensupları, Değerli Kamu Çalışanı Arkadaşlarım, Soğuk bir kış gününde, milyonlarca kamu çalışanı ve emeklinin sesi olmak üzere yaptığımız çağrıya kulak vererek burada toplandığınız için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Değerli Basın Mensupları, Kamu çalışanlarının ve emeklilerinin alım gücü her geçen gün biraz daha erimekte, geçim şartları ise giderek sürdürülemez hâle gelmektedir. 2025 yılına ait enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte, memur ve emeklilere yapılan maaş artışlarının gerçek hayat koşulları karşısında ne denli yetersiz kaldığı bir kez daha açıkça ortaya çıkmıştır. Resmî verilere göre 2025 yılı enflasyonu %30,89 olarak gerçekleşmiştir. Buna karşın memur maaşlarına yapılan artış yıl içinde %22,5 seviyesinde kalmıştır. Sonuç açıktır: Enflasyon yükselmiş, maaşlar erimiştir. Ne yazık ki bu tablo, memur ve emekliler açısından artık istisnai değil, alışılagelmiş bir durum hâline gelmiştir. Nitekim 2024 yılında da maaşlar enflasyonun 15,37 puan gerisinde kalmış; 2025 yılında ise toplamda 18,53 puanlık bir kayıp yaşanmıştır. Bu kayıp, ancak sonradan verilen enflasyon farkıyla telafi edilmeye çalışılmıştır. Buradan bir kez daha açıkça ifade ediyoruz: Enflasyon farkı zam değildir. Enflasyon farkı, maaşları yalnızca gerçekleşen enflasyon seviyesine eşitleyen bir telafi ödemesidir. Zam ise maaşın alım gücünü artırması gereken bir düzenlemedir. Son yıllarda maaş artışlarının sürekli enflasyonun altında kalması, yapılan düzenlemeleri zam olmaktan çıkarmıştır. Bugün gelinen noktada memur maaşları adeta ön ödemeli enflasyon farkı sistemiyle belirlenmektedir. Açıklanan rakamlar, maaşların yalnızca enflasyon karşısında değil; gıda, kira, ulaşım ve temel ihtiyaçlardaki artışlar nedeniyle de ciddi biçimde eridiğini göstermektedir. Ortaya çıkan tablo, kamu çalışanları ve emekliler için açık bir ekonomik çıkmazdır. Tutmayan hedeflerin bedeli, kamu görevlilerine ve emeklilere ödetilemez. Bu gidişata acilen müdahale edilmesi zorunludur. Değerli Basın Mensupları, Memurlarımız 2026 yılının ilk maaşını yarın alacaktır. Bordrolarında, enflasyon farkıyla birlikte %18,6 oranında; taban aylığa brüt 1.000 TL ve unvan bazlı tazminat artışlarını içeren bir maaş artışı yer alacaktır. Bu artışlarla birlikte en düşük dereceli bekar memurun maaşı %22,4 oranında artarak 47.500 TL’den 58.200 TL’ye yükselecektir. Ortalama memur maaşı ise %22 artışla yaklaşık 52.500 TL’den 64.100 TL’ye çıkacaktır. Yani en düşük memura 10.700 TL, ortalama memura ise 11.600 TL artış yapılacaktır. Bu rakamlarla memurlarımızın altı ay geçinmesi beklenecektir. Ancak bu rakamlar, kamu çalışanlarının gerçek hayat koşullarını karşılamaktan uzaktır. Bugün memur maaşları yoksulluk sınırının, emekli maaşları ise açlık sınırının altındadır. Yoksulluk sınırı yaklaşık 100 bin lira iken, ortalama memur maaşı 64 bin liradır. Bu parayla bir memur ay sonunu nasıl getirecektir? Değerli arkadaşlar, Bir yanda ağırlaşan hayat şartları, diğer yanda hızla eriyen ücretler; kamu çalışanlarını ve emeklileri ciddi bir ekonomik darboğaza sürüklemektedir. Emeklilik sistemi 2008 öncesi ve sonrası olarak ikiye bölünmüş durumdadır. Ek ödeme, ilave ek ödeme, fazla mesai ve ek ders gibi unsurlar emeklilik hesabına dâhil edilmediği için görev aylığı ile emekli aylığı arasındaki bağ kopmuştur. Özellikle 2023 yılında ödenmeye başlanan ilave ek ödemenin emekli aylığına yansıtılmaması, sistemi kökünden sarsmış; görev aylığı ile emekli maaşı arasındaki dengeyi bozmuştur. Bugün en düşük memur emeklisi maaşı, asgari ücretin dahi altına düşmüştür. Kimse emekli olmak istememektedir. Eskiden “mezarda emeklilik” diye eleştirilen sistemde, bugün memurlar gönüllü olarak gücü yettiğince çalışmak zorunda kalmaktadır. Bu tablo mutlaka değiştirilmelidir. Bu da ancak memur ve emekli maaşlarına ek zam yapılması ve maaşlara refah payı eklenmesiyle mümkündür. Vergi politikaları da çalışan aleyhine işlemektedir. Gelirlerin büyük bölümü dolaylı vergilerden sağlanmakta, yük yine dar ve sabit gelirlinin omuzlarına bindirilmektedir. Gelir vergisi dilimleri maaş artışlarının gerisinde kaldığı için, ödenen vergi yapılan zammı aşar hâle gelmiştir. Bu nedenle gelir vergisi dilimleri güncellenmeli, ücretliler açısından gelir vergisi oranı %15’te sabitlenmelidir. Değerli Basın Mensupları, Mevcut sistem sadece düşük maaş değil, aynı zamanda ciddi bir ücret adaletsizliği üretmektedir. Aynı işi yapan ancak farklı statüde çalışanlar arasında büyük ücret uçurumları oluşmuş, bu durum çalışma barışını zedelemiştir. Kamuda görev yapan mühendis, öğretmen, akademisyen, avukat, sağlık ve teknik personel başta olmak üzere tüm kamu çalışanları; görev, yetki ve sorumluluklarıyla orantılı mali ve özlük haklara kavuşturulmalıdır. Ayrıca güvencesiz istihdam modelleri, kamu çalışanlarının geleceğe güvenle bakmasını engellemektedir. Biz kamuda kadroya dayalı, tek tip ve güvenceli bir istihdam modeli istiyoruz. Biz diyoruz ki: Nimette de külfette de adalet olsun. Maaş zamları piyasa gerçekleriyle örtüşsün. Pasta büyüyorsa payımız da büyüsün. Refah payı olmayan maaş artışına zam denmez. Biz enflasyon kadar zammı kabul etmiyoruz. İnsanca yaşam, adil ücret istiyoruz. Türkiye Kamu-Sen olarak; Ek zam ve refah payı talep ediyoruz. İlave ek ödemenin ve tüm ödemelerin emekli maaşına yansıtılmasını istiyoruz. Birinci dereceye gelen tüm memurlar için 3600 ek gösterge sözünün tutulmasını bekliyoruz. Maaş sorununa kökten çözüm üretecek adil politikalar istiyoruz. Bütün bu sorunların insan ve çalışan odaklı ekonomi politikalarıyla çözüleceğine inanıyor, yetkilileri kamu çalışanlarını ve emeklilerimizi yoksulluk girdabından kurtaracak sosyal politikalar üretmeye davet ediyoruz. Bu soğuk havada alanı dolduran başta basın emekçilerimiz olmak üzere tüm kamu çalışanlarına teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.  
Memur ve emeklilerin maaş artışlarının enflasyon karşısında yetersiz kaldığına dikkat çekilerek ek zam ve refah payı talep edildi.

AYDIN -  Kıymetli Basın Mensupları,
Değerli Kamu Çalışanı Arkadaşlarım,

Soğuk bir kış gününde, milyonlarca kamu çalışanı ve emeklinin sesi olmak üzere yaptığımız çağrıya kulak vererek burada toplandığınız için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Değerli Basın Mensupları,

Kamu çalışanlarının ve emeklilerinin alım gücü her geçen gün biraz daha erimekte, geçim şartları ise giderek sürdürülemez hâle gelmektedir.

2025 yılına ait enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte, memur ve emeklilere yapılan maaş artışlarının gerçek hayat koşulları karşısında ne denli yetersiz kaldığı bir kez daha açıkça ortaya çıkmıştır.

Resmî verilere göre 2025 yılı enflasyonu %30,89 olarak gerçekleşmiştir. Buna karşın memur maaşlarına yapılan artış yıl içinde %22,5 seviyesinde kalmıştır. Sonuç açıktır: Enflasyon yükselmiş, maaşlar erimiştir.

Ne yazık ki bu tablo, memur ve emekliler açısından artık istisnai değil, alışılagelmiş bir durum hâline gelmiştir. Nitekim 2024 yılında da maaşlar enflasyonun 15,37 puan gerisinde kalmış; 2025 yılında ise toplamda 18,53 puanlık bir kayıp yaşanmıştır. Bu kayıp, ancak sonradan verilen enflasyon farkıyla telafi edilmeye çalışılmıştır.

Buradan bir kez daha açıkça ifade ediyoruz: Enflasyon farkı zam değildir.
Enflasyon farkı, maaşları yalnızca gerçekleşen enflasyon seviyesine eşitleyen bir telafi ödemesidir. Zam ise maaşın alım gücünü artırması gereken bir düzenlemedir.

Son yıllarda maaş artışlarının sürekli enflasyonun altında kalması, yapılan düzenlemeleri zam olmaktan çıkarmıştır. Bugün gelinen noktada memur maaşları adeta ön ödemeli enflasyon farkı sistemiyle belirlenmektedir.

Açıklanan rakamlar, maaşların yalnızca enflasyon karşısında değil; gıda, kira, ulaşım ve temel ihtiyaçlardaki artışlar nedeniyle de ciddi biçimde eridiğini göstermektedir. Ortaya çıkan tablo, kamu çalışanları ve emekliler için açık bir ekonomik çıkmazdır.

Tutmayan hedeflerin bedeli, kamu görevlilerine ve emeklilere ödetilemez. Bu gidişata acilen müdahale edilmesi zorunludur.

Değerli Basın Mensupları,

Memurlarımız 2026 yılının ilk maaşını yarın alacaktır. Bordrolarında, enflasyon farkıyla birlikte %18,6 oranında; taban aylığa brüt 1.000 TL ve unvan bazlı tazminat artışlarını içeren bir maaş artışı yer alacaktır.

Bu artışlarla birlikte en düşük dereceli bekar memurun maaşı %22,4 oranında artarak 47.500 TL’den 58.200 TL’ye yükselecektir. Ortalama memur maaşı ise %22 artışla yaklaşık 52.500 TL’den 64.100 TL’ye çıkacaktır.

Yani en düşük memura 10.700 TL, ortalama memura ise 11.600 TL artış yapılacaktır. Bu rakamlarla memurlarımızın altı ay geçinmesi beklenecektir.

Ancak bu rakamlar, kamu çalışanlarının gerçek hayat koşullarını karşılamaktan uzaktır. Bugün memur maaşları yoksulluk sınırının, emekli maaşları ise açlık sınırının altındadır. Yoksulluk sınırı yaklaşık 100 bin lira iken, ortalama memur maaşı 64 bin liradır.
Bu parayla bir memur ay sonunu nasıl getirecektir?

Değerli arkadaşlar,

Bir yanda ağırlaşan hayat şartları, diğer yanda hızla eriyen ücretler; kamu çalışanlarını ve emeklileri ciddi bir ekonomik darboğaza sürüklemektedir.

Emeklilik sistemi 2008 öncesi ve sonrası olarak ikiye bölünmüş durumdadır. Ek ödeme, ilave ek ödeme, fazla mesai ve ek ders gibi unsurlar emeklilik hesabına dâhil edilmediği için görev aylığı ile emekli aylığı arasındaki bağ kopmuştur.

Özellikle 2023 yılında ödenmeye başlanan ilave ek ödemenin emekli aylığına yansıtılmaması, sistemi kökünden sarsmış; görev aylığı ile emekli maaşı arasındaki dengeyi bozmuştur. Bugün en düşük memur emeklisi maaşı, asgari ücretin dahi altına düşmüştür.

Kimse emekli olmak istememektedir. Eskiden “mezarda emeklilik” diye eleştirilen sistemde, bugün memurlar gönüllü olarak gücü yettiğince çalışmak zorunda kalmaktadır.

Bu tablo mutlaka değiştirilmelidir. Bu da ancak memur ve emekli maaşlarına ek zam yapılması ve maaşlara refah payı eklenmesiyle mümkündür.

Vergi politikaları da çalışan aleyhine işlemektedir. Gelirlerin büyük bölümü dolaylı vergilerden sağlanmakta, yük yine dar ve sabit gelirlinin omuzlarına bindirilmektedir. Gelir vergisi dilimleri maaş artışlarının gerisinde kaldığı için, ödenen vergi yapılan zammı aşar hâle gelmiştir.

Bu nedenle gelir vergisi dilimleri güncellenmeli, ücretliler açısından gelir vergisi oranı %15’te sabitlenmelidir.

Değerli Basın Mensupları,

Mevcut sistem sadece düşük maaş değil, aynı zamanda ciddi bir ücret adaletsizliği üretmektedir. Aynı işi yapan ancak farklı statüde çalışanlar arasında büyük ücret uçurumları oluşmuş, bu durum çalışma barışını zedelemiştir.

Kamuda görev yapan mühendis, öğretmen, akademisyen, avukat, sağlık ve teknik personel başta olmak üzere tüm kamu çalışanları; görev, yetki ve sorumluluklarıyla orantılı mali ve özlük haklara kavuşturulmalıdır.

Ayrıca güvencesiz istihdam modelleri, kamu çalışanlarının geleceğe güvenle bakmasını engellemektedir. Biz kamuda kadroya dayalı, tek tip ve güvenceli bir istihdam modeli istiyoruz.

Biz diyoruz ki:
Nimette de külfette de adalet olsun.
Maaş zamları piyasa gerçekleriyle örtüşsün.
Pasta büyüyorsa payımız da büyüsün.

Refah payı olmayan maaş artışına zam denmez.
Biz enflasyon kadar zammı kabul etmiyoruz.
İnsanca yaşam, adil ücret istiyoruz.

Türkiye Kamu-Sen olarak;

Ek zam ve refah payı talep ediyoruz.

İlave ek ödemenin ve tüm ödemelerin emekli maaşına yansıtılmasını istiyoruz.

Birinci dereceye gelen tüm memurlar için 3600 ek gösterge sözünün tutulmasını bekliyoruz.

Maaş sorununa kökten çözüm üretecek adil politikalar istiyoruz.

Bütün bu sorunların insan ve çalışan odaklı ekonomi politikalarıyla çözüleceğine inanıyor, yetkilileri kamu çalışanlarını ve emeklilerimizi yoksulluk girdabından kurtaracak sosyal politikalar üretmeye davet ediyoruz.

Bu soğuk havada alanı dolduran başta basın emekçilerimiz olmak üzere tüm kamu çalışanlarına teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.