Şiir gibi kadınlar vardı
Doğru yere düşseler hayatı cennete inecek
Ve şair adamlar vardı
Doğru kadına denk gelseler onları mücevher gibi işleyecek
Şiir gibi kadınlar şuursuz adamlara yar olup çürüdü gitti
Şair adamlar şiirsiz kadınların elinde mum gibi eriyip bitti.
****
Gün gelir hırsızlar zengin
Metresler eş
Serseriler adam olur
Odundan kapı taştan saray olur…
Gün gelir Kezbanlar destan, onları destan yapanlar mestan olur…
Gün gelir çivisi çıkar dünyanın
Konuşamayanlar, hatip yazamayanlar kâtip, şifa veremeyenler tabip olur…
Ama yine öyle bir gün gelir ki, işler terse döner.
Aldatanlar bir gün sadakat için
Çalanlar bir gün adalet için
Dönenler bir gün şefkat için yalvarır.
Piyon deyip geçme gün gelir şah olur
Şaha da fazla güvenme gün gelir mat olur
Buna birazcık düşünelim olur mu?
****
Çok güzel bir hikâye
Küçükken dinlemiştim ve çok keyif almıştım.
Rivayet ya bu.
Adamın biri ölümün olmadığı bir diğer aramaktadır.
Az gider uz gider dere tepe düz gider.
Sonunda bir köy bulur.
Köyün mezarlığı yoktur.
Adam bu duruma çok sevinir.
Belki demek ki bu köyde ölüm yok.
Köy ahalisine sorar.
Siz e ölüm yok mu? der.
Adamlar şaşkın bir şekilde bu adamcağıza bakar efendim der.
Biz de eceli gelenler genelde şuradaki yol ayrımına gider.
Yolun sağından gidenler, ölüme giderler.
Adam düşünür der ki canıma minnet.
Ben de yolumsan ben bunu hiç gitmem.
O köye yerleşir, evlenir, çoluk çocuğa karışır.
Torun torbaya karışır.
Bir gün ecel adamın kapısını çalar.
Adamcağız yolun o tarafından gitmektedir.
Daha da koyunlarını otlatan bir genç görür.
Adamı emmi emmi ne o tarafa gidiyorsun gitme orada ecel var der adam mahsun bir şekilde gence bakar evladım der ben gitmiyorum ama önünden deri çekiyor.
Arkamdan diğeri itiyor.
Ecel geldiğinde çare hakikaten de öyle.
Bunu birazcık düşünelim.
Onur mu?
Görüşmek üzere…



