Rıdvan Eşin
Ünüllar Hidrolik
Caddebostan

TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI AYDIN ŞUBESİ

GÜNCEL (YUG) - Yeni Ufuk / Özel Haber | 11.07.2026 - 00:44, Güncelleme: 11.07.2026 - 01:32
 

TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI AYDIN ŞUBESİ

Kamu görevlileri olarak yıllardır aynı tabloyu izliyoruz. Geçici rahatlıklar uğruna kalıcı haklarımızı kaybediyor, bireysel konfor adına ortak geleceğimizden vazgeçiyoruz.

EFELER - Oysa bugün sessiz kalınan her haksızlık, yarın bütün kamu çalışanlarının omuzlarına yeni bir yük olarak dönmektedir. Ne yazık ki sendikal mücadelenin temel amacı olan hak arama anlayışı, uzun zamandır yerini farklı hesaplara bırakmıştır. Kamu çalışanlarının maaşları erirken, alım gücü her geçen gün azalırken, emeklilikte yaşanacak ekonomik kayıplar büyürken, 3600 ek gösterge, adaletsiz gelir dağılımı, asgari ücretin altında nöbet ücretleri, eşit işe eşit ücret ilkesinin tartışılması, yönetimde liyakat sorunu, siyasi ve sendikal torpil sorunu gibi bir çok sorun ortada çözümsüzken bazı sendikal yapıların önceliğinin çalışanların ortak sorunları değil, bürokratik ilişkiler ve makam dengeleri olduğu yönündeki eleştiriler kamuoyunda giderek daha fazla dile getirilmektedir. Kamu çalışanlarının en büyük beklentisi; liyakatin esas alınması, fırsat eşitliğinin korunması ve sendikal kimliğin kamu görevlerinde avantaj ya da ayrıcalık unsuru hâline gelmemesidir. Atamalarda liyakat yerine yakınlık algısının güçlenmesi, sendikal aidiyet üzerinden ayrıcalık tartışmalarının yaşanması ve bazı sendikal temsilcilere yönelik idari kolaylıkların kamu vicdanını zedelediği yönündeki değerlendirmeler, çalışma barışına da zarar vermektedir. Yetkili Sendika yıllardan beri sahada çalışanlar arasında “KİŞİSEL TORPİL” beklentisi yaratarak ya da beklenti içinde olmayanlara da “YER DEĞİŞİKLİĞİ, İTİBARSIZLAŞTIRMA” tehdidiyle saflarını genişletme taktiği uyguladığı tüm memurlar tarafından bilinir. Yıllara sarih bu süreç geldiğimiz noktada “HAŞLANMIŞ KURBAĞA SENDROMU” teorisinin gerçekleştiğini göstermektedir. (Bir kurbağayı kaynayan bir suyun içine atarsanız, kurbağa kendini dışarı atar. Çünkü doğal olarak canı yanacaktır. Ama aynı kurbağayı soğuk suya koyar sonra da suyu yavaş yavaş ısıtırsak, kurbağa buna duyarsız kalacaktır. Suyu alttan yavaş ısıttığınızda sıcaklık yükselirken kurbağa hiçbir şey yapmayacak ve su kaynayana kadar kurbağa çoktan ölmüş olur. Kurbağalar, içinde bulundukları değişimi algılayamadıkları için haşlanarak can verirler) Devlet memurları da kişisel konfor uğruna, Bürokratik müsamaha uğruna, makam-mevki uğruna, kendini güçlü hissetme uğruna Yetkili sendikanın yavaş yavaş ısıttığı tencerede geleceğini öldürdü. Bugün devlet memurlarının temel özlük hakları her geçen yıl daha fazla gerilemektedir. Maaş artışları gerçek enflasyon karşısında yetersiz kalmakta, kira ve yaşam maliyetleri hızla yükselirken kamu çalışanlarının alım gücü sürekli düşmektedir. Ek gösterge, emeklilik sistemi, vergi yükü, sosyal yardımlar, görevde yükselme, kariyer sistemi ve çalışma şartları gibi kronik sorunlar ise çözüm beklemeye devam etmektedir. En acı tablo ise emeklilikte ortaya çıkmaktadır. Yıllarca devlete hizmet eden kamu görevlileri, emeklilik döneminde ciddi gelir kaybına uğramakta; aktif çalışma hayatındaki ücret ile emekli maaşı arasındaki makas her geçen yıl daha da açılmaktadır. İnsan onuruna yaraşır bir emeklilik, artık birçok memur için ulaşılması güç bir hedef hâline gelmiştir. Bütün bunlar yaşanırken kamu çalışanlarının dikkatinin gerçek sorunlardan uzaklaştırılması, sendikal mücadelenin amacına hizmet etmemektedir. Bugün herkes kendisine şu soruyu sormalıdır: Geçici kişisel kazanımlar mı daha değerlidir, yoksa yüz binlerce kamu görevlisinin ortak geleceği mi? Sessiz kalınan her hak kaybı, yarının daha düşük maaşıdır. Görmezden gelinen her adaletsizlik, çocuklarımızın daha güvencesiz geleceğidir. Ertelenen her mücadele, emeklilikte daha ağır ekonomik şartlar olarak karşımıza çıkacaktır. Bizler inanıyoruz ki sendikacılık; makam, ayrıcalık veya bürokratik imkân elde etme aracı değildir. Sendikacılık; hakkın, hukukun, liyakatin ve emeğin yanında durabilmektir. ALTIN-SEN olarak hiçbir kamu çalışanının sendikal tercihi nedeniyle ayrıştırılmadığı, liyakatin esas alındığı, özlük haklarının güçlendirildiği, emeklilikte insanca yaşamayı mümkün kılan, adil ve güçlü bir kamu personel sistemi için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Çünkü biliyoruz ki güçlü sendika, yönetenlerle en iyi anlaşan değil; çalışanların hakkını en güçlü şekilde savunandır. Bugün susanlar yarın kaybettiklerini konuşacaktır. Biz ise kayıpları konuşan değil, hakları büyüten bir sendikal anlayışın sesi olmaya devam edeceğiz. Üyelerimiz her ay üyelik aidatının en az yarısı kadar ALTIN kazanmaya devam ederken siz de ALTIN-SEN üyesi olun, hem siz kazanın hem de bu kutlu mücadeleye ortak olun. Kamu çalışanlarının geleceği; kişisel konfora değil, ortak mücadeleye bağlıdır. Erdem ÖZCAN Altın Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası ALTIN-SEN Genel Başkanı 0506 976 5353
Kamu görevlileri olarak yıllardır aynı tabloyu izliyoruz. Geçici rahatlıklar uğruna kalıcı haklarımızı kaybediyor, bireysel konfor adına ortak geleceğimizden vazgeçiyoruz.

EFELER - Oysa bugün sessiz kalınan her haksızlık, yarın bütün kamu çalışanlarının omuzlarına yeni bir yük olarak dönmektedir.
Ne yazık ki sendikal mücadelenin temel amacı olan hak arama anlayışı, uzun zamandır yerini farklı hesaplara bırakmıştır. Kamu çalışanlarının maaşları erirken, alım gücü her geçen gün azalırken, emeklilikte yaşanacak ekonomik kayıplar büyürken, 3600 ek gösterge, adaletsiz gelir dağılımı, asgari ücretin altında nöbet ücretleri, eşit işe eşit ücret ilkesinin tartışılması, yönetimde liyakat sorunu, siyasi ve sendikal torpil sorunu gibi bir çok sorun ortada çözümsüzken bazı sendikal yapıların önceliğinin çalışanların ortak sorunları değil, bürokratik ilişkiler ve makam dengeleri olduğu yönündeki eleştiriler kamuoyunda giderek daha fazla dile getirilmektedir.
Kamu çalışanlarının en büyük beklentisi; liyakatin esas alınması, fırsat eşitliğinin korunması ve sendikal kimliğin kamu görevlerinde avantaj ya da ayrıcalık unsuru hâline gelmemesidir. Atamalarda liyakat yerine yakınlık algısının güçlenmesi, sendikal aidiyet üzerinden ayrıcalık tartışmalarının yaşanması ve bazı sendikal temsilcilere yönelik idari kolaylıkların kamu vicdanını zedelediği yönündeki değerlendirmeler, çalışma barışına da zarar vermektedir.
Yetkili Sendika yıllardan beri sahada çalışanlar arasında “KİŞİSEL TORPİL” beklentisi yaratarak ya da beklenti içinde olmayanlara da “YER DEĞİŞİKLİĞİ, İTİBARSIZLAŞTIRMA” tehdidiyle saflarını genişletme taktiği uyguladığı tüm memurlar tarafından bilinir. Yıllara sarih bu süreç geldiğimiz noktada “HAŞLANMIŞ KURBAĞA SENDROMU” teorisinin gerçekleştiğini göstermektedir. (Bir kurbağayı kaynayan bir suyun içine atarsanız, kurbağa kendini dışarı atar. Çünkü doğal olarak canı yanacaktır. Ama aynı kurbağayı soğuk suya koyar sonra da suyu yavaş yavaş ısıtırsak, kurbağa buna duyarsız kalacaktır. Suyu alttan yavaş ısıttığınızda sıcaklık yükselirken kurbağa hiçbir şey yapmayacak ve su kaynayana kadar kurbağa çoktan ölmüş olur. Kurbağalar, içinde bulundukları değişimi algılayamadıkları için haşlanarak can verirler) Devlet memurları da kişisel konfor uğruna, Bürokratik müsamaha uğruna, makam-mevki uğruna, kendini güçlü hissetme uğruna Yetkili sendikanın yavaş yavaş ısıttığı tencerede geleceğini öldürdü.
Bugün devlet memurlarının temel özlük hakları her geçen yıl daha fazla gerilemektedir. Maaş artışları gerçek enflasyon karşısında yetersiz kalmakta, kira ve yaşam maliyetleri hızla yükselirken kamu çalışanlarının alım gücü sürekli düşmektedir. Ek gösterge, emeklilik sistemi, vergi yükü, sosyal yardımlar, görevde yükselme, kariyer sistemi ve çalışma şartları gibi kronik sorunlar ise çözüm beklemeye devam etmektedir.
En acı tablo ise emeklilikte ortaya çıkmaktadır.
Yıllarca devlete hizmet eden kamu görevlileri, emeklilik döneminde ciddi gelir kaybına uğramakta; aktif çalışma hayatındaki ücret ile emekli maaşı arasındaki makas her geçen yıl daha da açılmaktadır. İnsan onuruna yaraşır bir emeklilik, artık birçok memur için ulaşılması güç bir hedef hâline gelmiştir.
Bütün bunlar yaşanırken kamu çalışanlarının dikkatinin gerçek sorunlardan uzaklaştırılması, sendikal mücadelenin amacına hizmet etmemektedir.
Bugün herkes kendisine şu soruyu sormalıdır: Geçici kişisel kazanımlar mı daha değerlidir, yoksa yüz binlerce kamu görevlisinin ortak geleceği mi?
Sessiz kalınan her hak kaybı, yarının daha düşük maaşıdır. Görmezden gelinen her adaletsizlik, çocuklarımızın daha güvencesiz geleceğidir. Ertelenen her mücadele, emeklilikte daha ağır ekonomik şartlar olarak karşımıza çıkacaktır.
Bizler inanıyoruz ki sendikacılık; makam, ayrıcalık veya bürokratik imkân elde etme aracı değildir. Sendikacılık; hakkın, hukukun, liyakatin ve emeğin yanında durabilmektir.
ALTIN-SEN olarak hiçbir kamu çalışanının sendikal tercihi nedeniyle ayrıştırılmadığı, liyakatin esas alındığı, özlük haklarının güçlendirildiği, emeklilikte insanca yaşamayı mümkün kılan, adil ve güçlü bir kamu personel sistemi için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Çünkü biliyoruz ki güçlü sendika, yönetenlerle en iyi anlaşan değil; çalışanların hakkını en güçlü şekilde savunandır.
Bugün susanlar yarın kaybettiklerini konuşacaktır.
Biz ise kayıpları konuşan değil, hakları büyüten bir sendikal anlayışın sesi olmaya devam edeceğiz. Üyelerimiz her ay üyelik aidatının en az yarısı kadar ALTIN kazanmaya devam ederken siz de ALTIN-SEN üyesi olun, hem siz kazanın hem de bu kutlu mücadeleye ortak olun.
Kamu çalışanlarının geleceği; kişisel konfora değil, ortak mücadeleye bağlıdır.

Erdem ÖZCAN
Altın Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası
ALTIN-SEN Genel Başkanı
0506 976 5353

Aydın HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.