Rıdvan Eşin
Ünüllar Hidrolik
Fibar

SULAR ÇEKİLMİYOR AMA GEÇİM BİTİYOR KALCIK KÖYLÜSÜ TAŞKINLARLA BAŞ BAŞA

YAŞAM (YUG) - Yeni Ufuk / Özel Haber | 02.03.2026 - 18:16, Güncelleme: 02.03.2026 - 21:26
 

SULAR ÇEKİLMİYOR AMA GEÇİM BİTİYOR KALCIK KÖYLÜSÜ TAŞKINLARLA BAŞ BAŞA

Aydın’ın (Aydın) Söke ilçesine (Söke) bağlı Bağarası sınırlarındaki Kalcık Köyü, yoğun yağışların ardından yine taşkın sularına teslim oldu. Sarıçay ve Büyük Menderes Nehri’nin yükselen debisi, köyü tamamen çevreleyerek ulaşımı neredeyse imkânsız hale getirdi.

SÖKE - Bu yılki taşkınlarda köyün içinde yüksek traktörler ve kayıklar dışında hiçbir araç ilerleyemiyor. Ulaşımın durma noktasına gelmesi, sadece günlük hayatı değil, köylülerin geçim kaynaklarını da doğrudan etkiliyor. “Venedik değil, geçim derdi içindeyiz” Köy sokaklarının her taşkında “Venedik’e döndü” diye anılması, bölge halkına göre gerçeği yansıtmıyor. Kalcık sakinlerinin çoğu için durum bir manzaradan ibaret değil; tarlaların, ahırların, hayvan yemlerinin ve üretim alanlarının su altında kalması, ekonomik olarak büyük bir risk anlamına geliyor. Bazı üreticiler taşkın öncesinde hayvanlarını yüksek kesimlere taşımayı başarsa da birçok küçük yükseltide sığırlar, tavuklar ve hindiler hâlâ hayatta kalma mücadelesi veriyor. Suyla çevrili bu alanlarda yem taşımak güçleşmiş durumda. Köylüler, tarım sezonunun aksaması halinde yıl boyu gelir kaybı yaşayacaklarını belirtiyor. Tarih de tehlikede: Osmanlı mezar taşları sular altında Kalcık Köyü mezarlığında bulunan Osmanlı dönemine ait mezar taşları da her taşkında suyun altında kalarak zarar görüyor. Bölgenin kültürel mirası niteliğindeki bu taşlar, hem fiziksel aşınma hem de uzun süreli su temasının yarattığı biyolojik tahribat nedeniyle her yıl biraz daha yıpranıyor. EKODOSD: “Sorun sadece yağmur değil, yanlış müdahaleler” Bölgeyi yerinde inceleyen EKODOSD (EKODOSD), Kalcık’taki taşkınların yalnızca doğal bir olay olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor. Derneğin uzmanlarına göre; yıllar önce Sarıçay seddesinde yapılan müdahaleler suyun akış düzenini bozdu ve taşkın riskini artırdı. Nehirlerin doğal taşkın yataklarının daraltılması, köyün her yağışlı dönemde daha büyük baskı altında kalmasına yol açıyor. Flamingolar için cennet, insanlar için kayıp Taşkınların bir ekolojik boyutu da bulunuyor. Su altında kalan tarlalar yüzlerce flamingoyu bölgeye çekiyor; geride kalan sığ sular sucul canlılarla dolup kuşlar için zengin bir besin alanı oluşturuyor. Ancak köylüler için bu tablo bir kazanç değil. Çünkü flamingoların geldiği alanlar, aynı zamanda ekinlerin suya kapıldığı, traktörlerin çalışamadığı, hayvancılığın sekteye uğradığı araziler. Köylülerin sorusu: “Biz nereye başvuracağız?” Kalıcı çözüm isteyen Kalcık halkı, devlet kurumlarının, yerel yönetimlerin ve ilgili bakanlıkların kapılarını aşındırdıklarını ancak somut adımlar görmediklerini söylüyor. Köyde sel sonrası acil ihtiyaçların nasıl karşılanacağı, geçim kayıplarının nasıl tazmin edileceği, tarım arazilerinin nasıl korunacağı gibi sorular hâlâ havada. Yetkililere çağrı: Önlem planı şart Uzmanlar, Kalcık örneğinin sadece tek bir köyün sorunu olmadığını; nehir yönetiminin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirtiyor. Bölge için öne çıkan talepler şöyle: Nehirlerin doğal taşkın alanlarının yeniden tanımlanması ve korunması Yanlış yapılan set ve kanal müdahalelerinin bilimsel olarak gözden geçirilmesi Devlet ve yerel yönetimlerin köylülerin zararlarını tespit edip destek mekanizması oluşturması Taşkın yönetim planlarında yerel halkın deneyimlerinin dikkate alınması Ulaşım, gıda, barınma gibi temel ihtiyaçlar için acil durum desteği sağlanması Kalcık halkı, yalnızca suların çekilmesini değil; yıllardır süren bu döngünün bilimsel, kalıcı ve insanı merkeze alan çözümlerle son bulmasını istiyor. “Her kış aynı endişeyi yaşamak istemiyoruz” diyen köylüler, devlet kurumlarını göreve çağırıyor.
Aydın’ın (Aydın) Söke ilçesine (Söke) bağlı Bağarası sınırlarındaki Kalcık Köyü, yoğun yağışların ardından yine taşkın sularına teslim oldu. Sarıçay ve Büyük Menderes Nehri’nin yükselen debisi, köyü tamamen çevreleyerek ulaşımı neredeyse imkânsız hale getirdi.

SÖKE - Bu yılki taşkınlarda köyün içinde yüksek traktörler ve kayıklar dışında hiçbir araç ilerleyemiyor. Ulaşımın durma noktasına gelmesi, sadece günlük hayatı değil, köylülerin geçim kaynaklarını da doğrudan etkiliyor.

“Venedik değil, geçim derdi içindeyiz”

Köy sokaklarının her taşkında “Venedik’e döndü” diye anılması, bölge halkına göre gerçeği yansıtmıyor. Kalcık sakinlerinin çoğu için durum bir manzaradan ibaret değil; tarlaların, ahırların, hayvan yemlerinin ve üretim alanlarının su altında kalması, ekonomik olarak büyük bir risk anlamına geliyor.

Bazı üreticiler taşkın öncesinde hayvanlarını yüksek kesimlere taşımayı başarsa da birçok küçük yükseltide sığırlar, tavuklar ve hindiler hâlâ hayatta kalma mücadelesi veriyor. Suyla çevrili bu alanlarda yem taşımak güçleşmiş durumda.

Köylüler, tarım sezonunun aksaması halinde yıl boyu gelir kaybı yaşayacaklarını belirtiyor.

Tarih de tehlikede: Osmanlı mezar taşları sular altında

Kalcık Köyü mezarlığında bulunan Osmanlı dönemine ait mezar taşları da her taşkında suyun altında kalarak zarar görüyor. Bölgenin kültürel mirası niteliğindeki bu taşlar, hem fizik sel aşınma hem de uzun süreli su temasının yarattığı biyolojik tahribat nedeniyle her yıl biraz daha yıpranıyor.

EKODOSD: “Sorun sadece yağmur değil, yanlış müdahaleler”

Bölgeyi yerinde inceleyen EKODOSD (EKODOSD), Kalcık’taki taşkınların yalnızca doğal bir olay olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor.

Derneğin uzmanlarına göre; yıllar önce Sarıçay seddesinde yapılan müdahaleler suyun akış düzenini bozdu ve taşkın riskini artırdı. Nehirlerin doğal taşkın yataklarının daraltılması, köyün her yağışlı dönemde daha büyük baskı altında kalmasına yol açıyor.

Flamingolar için cennet, insanlar için kayıp

Taşkınların bir ekolojik boyutu da bulunuyor. Su altında kalan tarlalar yüzlerce flamingoyu bölgeye çekiyor; geride kalan sığ sular sucul canlılarla dolup kuşlar için zengin bir besin alanı oluşturuyor.

Ancak köylüler için bu tablo bir kazanç değil. Çünkü flamingoların geldiği alanlar, aynı zamanda ekinlerin suya kapıldığı, traktörlerin çalışamadığı, hayvancılığın sekteye uğradığı araziler.

Köylülerin sorusu: “Biz nereye başvuracağız?”

Kalıcı çözüm isteyen Kalcık halkı, devlet kurumlarının, yerel yönetimlerin ve ilgili bakanlıkların kapılarını aşındırdıklarını ancak somut adımlar görmediklerini söylüyor.

Köyde sel sonrası acil ihtiyaçların nasıl karşılanacağı, geçim kayıplarının nasıl tazmin edileceği, tarım arazilerinin nasıl korunacağı gibi sorular hâlâ havada.

Yetkililere çağrı: Önlem planı şart

Uzmanlar, Kalcık örneğinin sadece tek bir köyün sorunu olmadığını; nehir yönetiminin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirtiyor.

Bölge için öne çıkan talepler şöyle:

Nehirlerin doğal taşkın alanlarının yeniden tanımlanması ve korunması

Yanlış yapılan set ve kanal müdahalelerinin bilim sel olarak gözden geçirilmesi

Devlet ve yerel yönetimlerin köylülerin zararlarını tespit edip destek mekanizması oluşturması

Taşkın yönetim planlarında yerel halkın deneyimlerinin dikkate alınması

Ulaşım, gıda, barınma gibi temel ihtiyaçlar için acil durum desteği sağlanması

Kalcık halkı, yalnızca suların çekilmesini değil; yıllardır süren bu döngünün bilimsel, kalıcı ve insanı merkeze alan çözümlerle son bulmasını istiyor.

“Her kış aynı endişeyi yaşamak istemiyoruz” diyen köylüler, devlet kurumlarını göreve çağırıyor.

Aydın HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.