Rıdvan Eşin
Ünüllar Hidrolik
Caddebostan

MARMARA DEPREMİ'NİN 27. YILINDA İMO'DAN UYARI: "RİSKLİ YAPILARI BİLİYORUZ ANCAK HANGİLERİ OLDUĞU HÂLÂ BELİRSİZ"

YAŞAM (YUG) - Yeni Ufuk / Özel Haber | 18.08.2026 - 21:27, Güncelleme: 18.08.2026 - 22:15
 

MARMARA DEPREMİ'NİN 27. YILINDA İMO'DAN UYARI: "RİSKLİ YAPILARI BİLİYORUZ ANCAK HANGİLERİ OLDUĞU HÂLÂ BELİRSİZ"

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin 27. yıl dönümünde TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO), Türkiye'nin deprem ve yapı stoku gerçeğine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.

EFELER - TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO), 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin 27. yıl dönümünde Türkiye'nin yapı stoku ve deprem gerçeğine dair kritik bir açıklama yayımladı. Açıklamada; Milyonlarca yapının risk altında olduğunun bilinmesine rağmen, hangi binaların doğrudan tehlike arz ettiğinin hâlâ tam olarak tespit edilemediğine dikkat çeken İMO, acil eylem çağrısında bulundu. Asıl Sorun Deprem Değil, Rant ve Tedbirsizlik Türkiye'nin afet politikalarının gözden geçirilmesini zorunlu kılan en acı dönüm noktalarından biri olan 17 Ağustos 1999 depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Hayatını kaybeden yurttaşları anan İMO Yönetim Kurulu, büyük can ve mal kayıplarının asıl nedeninin deprem değil; gerekli önlemlerin alınmadığı yapı üretimi ve çarpık kentleşme anlayışı olduğunu bir kez daha vurguladı. Aradan geçen sürede yaşanan Bingöl, Van, Elazığ, İzmir ve son olarak 6 Şubat Kahramanmaraş depremleri, ülkenin yapı stokundaki kırılganlığı acı bir şekilde kanıtladı. Uzmanlar, günümüzde asıl sorulması gereken sorunun "Deprem ne zaman olacak?" değil, "Hangi yapılarımız risk altında?" olması gerektiğinin altını çiziyor. Rakamlarla Türkiye'nin Dönüşüm Çıkmazı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Kentsel Dönüşüm Başkanlığı verilerine göre mevcut tablo, hedeflerin çok gerisinde kalındığını gösteriyor: Türkiye Geneli: Mevcut yaklaşık 36 milyon bağımsız bölümün 6 milyonu risk altında ve 2 milyonunun acilen dönüştürülmesi gerekiyor. İstanbul: Yaklaşık 600 bin konut çok yüksek risk taşıyor. Toplamda ise 1,5 milyon konutun dönüşümü şart. Dönüşüm Hızı (2012-2025): 13 yıllık kentsel dönüşüm sürecinde 319.551 binada risk tespiti yapıldı ve yaklaşık 1,27 milyon bağımsız bölüm riskli bulundu. Ancak aynı dönemde yıkımı gerçekleştirilen bağımsız bölüm sayısı 1,08 milyonda kaldı. İMO, 6 milyon riskli yapının bulunduğu bir senaryoda 13 yılda yalnızca 1 milyon civarı yapının yenilenebilmiş olmasını, alınması gereken mesafenin henüz dörtte birine bile ulaşılamadığı şeklinde değerlendiriyor. "Yapının Yaşı Kadar, Geçmişi de Önemli" Binaların risk tahmininin genellikle yapım yılına göre yapılması, beraberinde büyük bir yanılgı getiriyor. Uzmanlar, bir binanın güvenliğinin sadece yaşıyla değil; maruz kaldığı müdahalelerle de doğrudan ilişkili olduğunu belirtiyor: Zemin katta duvarların kaldırılması (örneğin dükkan açmak için), Kolon ve kirişlere yapılan izinsiz müdahaleler, Kaçak kat çıkılması ve taşıyıcı sistemi etkileyen yasa dışı tadilatlar. Binaların kullanım süresi boyunca düzenli teknik denetimden geçmemesi büyük bir güvenlik açığı yaratıyor. Öte yandan, 6 Şubat depremlerinde "yeni" olarak pazarlanan binaların da yıkılması, yapı denetiminin ticari bir faaliyetten ziyade, doğrudan yaşam hakkını savunan bir "kamu hizmeti" olarak ele alınması gerektiğini kanıtlıyor. İMO'nun 6 Maddelik Acil Çözüm Çağrısı "27 yıl sonra artık daha fazla beklemek istemiyoruz" diyen TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, yapılması gerekenleri şu şekilde sıraladı: Şeffaf Envanter: Türkiye'nin bütün yapı stokunu kapsayan güncel, bilimsel, şeffaf ve kamuya açık bir yapı envanteri derhal oluşturulmalıdır. Ulusal Veri Tabanı: Yapıların risk durumlarını izlemek için Ulusal Yapı Stoku Bilgi Sistemi kurulmalıdır. Sosyal Devlet Desteği: Riskli yapıların dönüşümü, dar gelirli yurttaşları koruyan erişilebilir kamu kaynaklarıyla desteklenmelidir. Risk Odaklı Planlama: Kentsel dönüşüm; parsel bazlı ve rant odaklı olmaktan çıkarılıp, kent ve bölge ölçeğinde bütüncül bir planlamayla yürütülmelidir. Periyodik Kontrol: Binaların güvenliğini kullanım ömrü boyunca izleyecek periyodik yapı kontrol sistemi yasal bir zorunluluk haline getirilmelidir. Meslek Odalarıyla İş Birliği: Yeni yapılarda proje, şantiye şefliği ve denetim süreçleri, meslek odalarıyla tam entegrasyon içinde yürütülmelidir. İMO Aydın Şubesi'nden Marmara Depremi'nin Yıl Dönümünde Kritik Seminer 17 Ağustos anmaları kapsamında, yapı güvenliği ve deprem mevzuatı İMO Aydın Şubesi tarafından düzenlenen kapsamlı bir etkinlikte masaya yatırıldı. Şube binasında gerçekleşen "17 Ağustos 1999 Marmara Depreminden Bugüne Değişmeyenler ve Yeni TBDY Revizyon Tebliğinin Sürece Bakışı" başlıklı seminerde kentsel dirençlilik konuşuldu. İMO Salihli Temsilcisi İnş. Yük. Müh. Hasan Engin ve İMO Aydın Şube Başkanı İnş. Müh. Erbil Gökhan Sözeri'nin konuşmacı olduğu etkinlikte, geçmiş depremlerden çıkarılan dersler ve mevzuattaki son revizyonlar teknik detaylarıyla ele alındı. Geniş Katılımlı Mesleki Dayanışma: Sektör paydaşlarını buluşturan seminere; Prof. Dr. Selman Sağlam, önceki dönem şube başkanları R. Altan Güney ve Ahmet Ünveren, TMMOB İKK İl Sekreteri Tunç Erlacin, Ziraat Mühendisleri Odası Aydın Şube Başkanı Ersel Yılmaz, önceki dönem Aydın Belediye Başkanlarından Hüseyin Aksu ve Mimarlar Odası Aydın Temsilcilik Başkanı Meral Kurkut ile yönetim kurulu üyeleri katılım gösterdi.   TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin 27. yıl dönümünde TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO), Türkiye'nin deprem ve yapı stoku gerçeğine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.

EFELER - TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO), 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin 27. yıl dönümünde Türkiye'nin yapı stoku ve deprem gerçeğine dair kritik bir açıklama yayımladı.

Açıklamada; Milyonlarca yapının risk altında olduğunun bilinmesine rağmen, hangi binaların doğrudan tehlike arz ettiğinin hâlâ tam olarak tespit edilemediğine dikkat çeken İMO, acil eylem çağrısında bulundu.

Asıl Sorun Deprem Değil, Rant ve Tedbirsizlik

Türkiye'nin afet politikalarının gözden geçirilmesini zorunlu kılan en acı dönüm noktalarından biri olan 17 Ağustos 1999 depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Hayatını kaybeden yurttaşları anan İMO Yönetim Kurulu, büyük can ve mal kayıplarının asıl nedeninin deprem değil; gerekli önlemlerin alınmadığı yapı üretimi ve çarpık kentleşme anlayışı olduğunu bir kez daha vurguladı.

Aradan geçen sürede yaşanan Bingöl, Van, Elazığ, İzmir ve son olarak 6 Şubat Kahramanmaraş depremleri, ülkenin yapı stokundaki kırılganlığı acı bir şekilde kanıtladı. Uzmanlar, günümüzde asıl sorulması gereken sorunun "Deprem ne zaman olacak?" değil, "Hangi yapılarımız risk altında?" olması gerektiğinin altını çiziyor.

Rakamlarla Türkiye'nin Dönüşüm Çıkmazı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Kentsel Dönüşüm Başkanlığı verilerine göre mevcut tablo, hedeflerin çok gerisinde kalındığını gösteriyor:

Türkiye Geneli: Mevcut yaklaşık 36 milyon bağımsız bölümün 6 milyonu risk altında ve 2 milyonunun acilen dönüştürülmesi gerekiyor.

İstanbul: Yaklaşık 600 bin konut çok yüksek risk taşıyor. Toplamda ise 1,5 milyon konutun dönüşümü şart.

Dönüşüm Hızı (2012-2025): 13 yıllık kentsel dönüşüm sürecinde 319.551 binada risk tespiti yapıldı ve yaklaşık 1,27 milyon bağımsız bölüm riskli bulundu. Ancak aynı dönemde yıkımı gerçekleştirilen bağımsız bölüm sayısı 1,08 milyonda kaldı.

İMO, 6 milyon riskli yapının bulunduğu bir senaryoda 13 yılda yalnızca 1 milyon civarı yapının yenilenebilmiş olmasını, alınması gereken mesafenin henüz dörtte birine bile ulaşılamadığı şeklinde değerlendiriyor.

"Yapının Yaşı Kadar, Geçmişi de Önemli"

Binaların risk tahmininin genellikle yapım yılına göre yapılması, beraberinde büyük bir yanılgı getiriyor. Uzmanlar, bir binanın güvenliğinin sadece yaşıyla değil; maruz kaldığı müdahalelerle de doğrudan ilişkili olduğunu belirtiyor:

Zemin katta duvarların kaldırılması (örneğin dükkan açmak için),

Kolon ve kirişlere yapılan izinsiz müdahaleler,

Kaçak kat çıkılması ve taşıyıcı sistemi etkileyen yasa dışı tadilatlar.

Binaların kullanım süresi boyunca düzenli teknik denetimden geçmemesi büyük bir güvenlik açığı yaratıyor. Öte yandan, 6 Şubat depremlerinde "yeni" olarak pazarlanan binaların da yıkılması, yapı denetiminin ticari bir faaliyetten ziyade, doğrudan yaşam hakkını savunan bir "kamu hizmeti" olarak ele alınması gerektiğini kanıtlıyor.

İMO'nun 6 Maddelik Acil Çözüm Çağrısı

"27 yıl sonra artık daha fazla beklemek istemiyoruz" diyen TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, yapılması gerekenleri şu şekilde sıraladı:

Şeffaf Envanter: Türkiye'nin bütün yapı stokunu kapsayan güncel, bilimsel, şeffaf ve kamuya açık bir yapı envanteri derhal oluşturulmalıdır.

Ulusal Veri Tabanı: Yapıların risk durumlarını izlemek için Ulusal Yapı Stoku Bilgi Sistemi kurulmalıdır.

Sosyal Devlet Desteği: Riskli yapıların dönüşümü, dar gelirli yurttaşları koruyan erişilebilir kamu kaynaklarıyla desteklenmelidir.

Risk Odaklı Planlama: Kentsel dönüşüm; parsel bazlı ve rant odaklı olmaktan çıkarılıp, kent ve bölge ölçeğinde bütüncül bir planlamayla yürütülmelidir.

Periyodik Kontrol: Binaların güvenliğini kullanım ömrü boyunca izleyecek periyodik yapı kontrol sistemi yasal bir zorunluluk haline getirilmelidir.

Meslek Odalarıyla İş Birliği: Yeni yapılarda proje, şantiye şefliği ve denetim süreçleri, meslek odalarıyla tam entegrasyon içinde yürütülmelidir.

İMO Aydın Şubesi'nden Marmara Depremi'nin Yıl Dönümünde Kritik Seminer

17 Ağustos anmaları kapsamında, yapı güvenliği ve deprem mevzuatı İMO Aydın Şubesi tarafından düzenlenen kapsamlı bir etkinlikte masaya yatırıldı.

Şube binasında gerçekleşen "17 Ağustos 1999 Marmara Depreminden Bugüne Değişmeyenler ve Yeni TBDY Revizyon Tebliğinin Sürece Bakışı" başlıklı seminerde kentsel dirençlilik konuşuldu. İMO Salihli Temsilcisi İnş. Yük. Müh. Hasan Engin ve İMO Aydın Şube Başkanı İnş. Müh. Erbil Gökhan Sözeri'nin konuşmacı olduğu etkinlikte, geçmiş depremlerden çıkarılan dersler ve mevzuattaki son revizyonlar teknik detaylarıyla ele alındı.

Geniş Katılımlı Mesleki Dayanışma: Sektör paydaşlarını buluşturan seminere; Prof. Dr. Selman Sağlam, önceki dönem şube başkanları R. Altan Güney ve Ahmet Ünveren, TMMOB İKK İl Sekreteri Tunç Erlacin, Ziraat Mühendisleri Odası Aydın Şube Başkanı Ersel Yılmaz, önceki dönem Aydın Belediye Başkanlarından Hüseyin Aksu ve Mimarlar Odası Aydın Temsilcilik Başkanı Meral Kurkut ile yönetim kurulu üyeleri katılım gösterdi.

 

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

Yönetim Kurulu

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve aydinyeniufuk.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.